alexa verify

Kemal Sunal anısına

Kemal Sunal anısına

Ali Kemal Sunal Türk tiyatrocu, komedi oyuncusu, sinema sanatçısı ve yazar.

Haber: Ozan Koltuk - Türk sineması'nın büyük komedi oyuncusu ve sinema oyuncularından biri olarak kabul edilen Kemal Sunal, oynadığı rollerle Türk sinemasına yeni bir soluk getirmiştir.

Çevirdiği filmlerde genellikle saf, şanslı, iyi yürekli karakterleri canlandırmıştır. Filmlerinin ilk gösterimlerinden yıllar sonra bile hala büyük bir ilgiyle izlenmesi olgusunu, yazmış olduğu bilimsel yüksek lisans tezinde sosyolojik olarak irdelemiştir. Sunal, oyunculuk kariyeri boyunca 82 filmde rol almıştır. 1972 yapımı Tatlı Dillim filmi, oyunculuk kariyerinde ilk rol aldığı film, 1999 yapımı Propaganda ise rol aldığı son sinema filmidir. 3 Temmuz 2000 tarihinde, Necati karakterini canlandıracağı; Balalayka (film) isimli filmin çekimlerine gitmek üzere bindiği uçağın kalkışından önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiştir.

GENÇLİĞİ
İstanbul Küçükpazar semtinde doğan oyuncunun babası Migros'tan emekli Mustafa Sunal; annesi Saime Sunal'dır. Kemal Sunal'ın, Cemil Sunal ve Cengiz Sunal adında iki kardeşi vardır.

Sanatçı, ilkokulu Mimar Sinan İlkokulu'nda okuyup, Vefa Lisesi'nden mezun olmuştur. Yüksek tahsiline Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümünde başlayıp, Öğrenimi sırasında Emayetaş Fabrikasında çalışmış, ayrıca elektrikçide çıraklık yapmıştır. Vefa Lisesindeki felsefe hocası Belkıs Balkır'ın sanatçıyı Müşfik Kenter ile tanıştırmasının, Kemal Sunal'ın kariyerinde önemli yeri vardır.

KARİYERİ
İlk Yıllar; 1964 yılında Ankara Bando-Mızıka birliğinde askerliğini yaptı. Sanat hayatı, Vefa Lisesi'nde amatör olarak "Zoraki Tabip" adlı tiyatro oyunuyla başladı. İlk kez Kenterler Tiyatrosu'nda profesyonel oyuncu olarak çalıştıktan sonra uzun süre Ulvi Uraz Tiyatrosu'nda, kısa süre Ayfer Feray Tiyatrosu'nda, son olarak da Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda görev aldı. Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda oynadığı bir oyunda Ertem Eğilmez tarafından çok beğenildi ve böylece beyaz perdeye transfer oldu. İlk rolünü 1972 yılında Ertem Eğilmez'in yönettiği Tatlı Dillim adlı filmde uzun boyundan dolayı basketbolcu olarak aldı. Bunun ardından Ertem Eğilmez'in yönettiği kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı.

Kemal Sunal kendi ağzında, ilk yıllarını ve komediye yönelişini şu sözlerle dile getiriyor;
"Nasıl oldu bilmem, ben kendimi sahici bir sahnede seyircilerin arasında buldum. Ses Tiyatrosu'ndaki ilk rolüm çok kısaydı. Üç dakika sahnede ya kalıyor ya kalmıyordum. Öyle pek bir şey söylediğimi de hatırlamıyorum. Sahnenin bir ucundan girip öbür ucundan çıkıyordum. Ne yaptığımı da pek hatırlamıyorum; ama seyirci kahkahadan kırılıyor. Bu da benim hoşuma gitmişti. Bildiğiniz gibi o gün bugündür insanları güldürmeyi seviyorum."

Ustalık; Türk sinemasında başta İnek Şaban tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple sevenlerinin kalbinde taht kuran Kemal Sunal, 7'den 77'ye herkesin sevgisini kazandı. İnek Şaban'ın sevilmesi ile birlikte Kemal Sunal, birçok filmde "Şaban" adlı karakteri canlandırmıştır.

1974 yılında evlenen sanatçının,Ali ve Ezo adlarında biri kız diğeri erkek iki çocuğu vardır. 1977'de Antalya Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Sunal, oyunculuğu ve özellikle değişik tiplemeleriyle seyircisinin gönlünde çok iyi bir yer kazanmıştır. 1990'lı yıllardan itibaren filmleri kesintisiz olarak televizyonlarda yayımlanmaya başlanmış; ama kendisi bu gösterimlerden maddi bir kazanç elde etmemiştir.

Yüksek lisans; 12 Eylül öncesi dönemde yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nden mezun olarak 1995 yılında bitirdi ve ardından yüksek lisans yaptı. Yüksek Lisansını tamamladıktan sonra Tv ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü adıyla kitap olarak basılan yüksek lisans tezinde kendi filmlerinin sosyolojik incelemesini yaparak iktidarların sanat alanına yaptıkları ideolojik müdahaleyi irdeledi.

Son yılları ve ölümü; Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol aldı. 3 Temmuz 2000 tarihinde Balalayka adlı filmin çekimlerine başlamak için Trabzon'a gitmek üzere bindiği uçakta kalkıştan hemen önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. İstanbul'daki Zincirlikuyu Mezarlığı'nda büyük bir kalabalık eşliğinde defnedildi. 2009 yılında Kemal Sunal ile anılarını anlatan Zeki Alasya, ölümünde korkularının kalp krizi geçirmesinde önemli etken olduğunu belirtti. Zeki Alasya ne kadar bazı şeylerden korksa da belli etmezdi, çok kibar bir adamdı yorumunu yapmıştır.

Hakkındaki görüşler; Kemal Sunal, hem yüzünün fizik yapısı hem de mimik ve jestleriyle Fransız komedyen ve şarkıcı Fernandel'e benzetilirdi. Fernandel 1930'lu yıllardan 1960'lı yıllara kadar tıpkı onun gibi sayısız komedi filmi çevirmişti. Kendisiyle yapılan bir röportajda Sunal, kendisi için 'at suratlı' gibi benzetmeler bile yapıldığını, ama en çok Zeki Müren'in kendisini 'Fernandel'le Jean-Paul Belmondo karışımı' diye tanımlamasının hoşuna gittiğini belirtmişti.

"Ben Kemal Sunal hayranıyım, filmlerini bıkmadan izliyorum. Muhteşem bir oyuncu."
Bülent Ecevit

"Varlığı yokluğu belli olmazdı, ama yönetmen ’motor’ dediği an, karşımızda devleşen bir aktör olurdu."
Emel Sayın

"Kemal Sunal, filmlerinde genellikle, haklının haksıza, güçsüzün güçlüye karşı mücadelesini temsil eden büyük komedi ustasıydı."
Altan Öymen

"Türk sinemasının usta sıfatına layık oyunculardan biri olan Sayın Sunal, çizdiği kompozisyonlarla hafızalarda önemli bir yere sahiptir."
Murat Sökmenoğlu

"...çok takdir ettiğim, çok beğendiğim, hakikaten Türk sinemasına damgasını vurmuş, halkın sevgisini kazanmış, gönlüne girmiş olan çok büyük bir sanatçıydı."
Göksel Arsoy

"...Kemal Sunal öldü. Ama insanlığın, dürüstlüğe inancı ve kötüler karşısında iyilerin kazanacağına dair umudu sürdükçe "Şaban" yaşayacaktır.."
Can Dündar

"...Gitmeseydin, futbol oynardık salonun ortasında... Topu vermemek için ayağıma vurmana, günlerce topallamaya razıyım.Gitmeseydin, vallahi az konuşurdum... Sen, gazete-kitap okurken yanında sessiz durmaya çalışırdım...Gitmeseydin, çiğköfte yapardık. “Olmuş mu olmamış mı?” diye tavana, duvarlara atmanıza, beni çıldırtmanıza ses çıkarmazdım..."
Eşi, Gül Sunal

"48 yaşındaydı. Yüksek lisans tezinin konusu da kendisiydi. “Beni kimse araştırmayacak galiba, ben yapayım” dedi."
Gül Sunal

“Hep viski içerdi, doktor yasaklayınca bıraktı içkiyi. Votka içiyorum diye 2 sene su içerek kandırdı bizi”
(Yeşilçam oyuncularının sıklıkla vakit geçirdiği Çiçek Bar’ın sahibi Arif Keskiner)

KİŞİLİĞİ
Sanatçı kendi profilinin, oynadığı karakterlere göre farklı olduğunu şu sözlerle belirtiyor; "Ben özel hayatımda çok az konuşan, çok soğuk bir adamım" ve aynı zamanda iş ve ev yaşamında titiz olduğunu belirtmiştir. Eşi tarafından yazılan anı kitabında, ev halkına sanatçı olduğunun ağırlığını hiç hissettirmemiş, eşinin tanımına göre "aile babası" profilini hiçbir zaman bozmamıştır. Akşam yemeklerine daimi vaktinde yetişen, aile ilişkilerine önem veren ve bu düsturda çocukları ile çok iyi arkadaş olan, iş aile ve komşuluk ilişkierinde daima sohbeti aranan, herkes tarafından sevilen sanatçı, filmlerinin aksine, çok fazla gülmeyen ve sululuktan hoşlanmayan bir yapıya sahiptir. Dinlemeyi anlatmaya tercih eden sanatçı,kendi iç dünyasında da duygusal bir yapıya sahiptir. Aynı zamanda çokta iyi bir arşivci olan sanatçı, kendisi ve ailesiyle ilgili belge,fotoğraf, anı yazısı, kendisine gelen mektuplar gibi manevi değeri olan şeyleri büyük bir titizlikle ve düzenle saklamış, çocuklarının çizdiği resimlere kadar her şeyi titizlikle ve özenle saklamıştır. Renkli kıyafetler giymeyi seven sanatçının, kıyafet alış verişlerini çoğu zaman eşi yapmıştır.

FİLMOGRAFİ
Hayatı boyunca 82 filmde rol almıştır. İlk filmi yardımcı rolde Tatlı Dillim (1972) ile başlamış, Salako (1974) filminde başrol oynamıştır. En son filmi Propaganda (1999) olmuştur. 1977 yılında Kapıcılar Kralı rolünde Altın Portakal Ödülüne layık görülmüştür.

Kemal Sunal, 2000 yılında yönetmenliğini Ali Özgentürk'ün yapacağı Balalayka filminin başrolünü (Necati rolü) oynayacaktı. Ancak çekimlerin yapılacağı Trabzon'a giden uçakta kalp krizi geçirerek ölünce bu rolü Uğur Yücel üstlendi. Kemal Sunal'ın uçak korkusu vardı ve bu nedenle o zamana kadar hiç uçağa binmemişti. Ölümüyle sonuçlanacak bu yolculuğa da güçlükle ikna edilmişti.

BELGESELİ