alexa verify

Cengiz Aygün, 'Uyarmaktan dilimde tüy bitti..'

Ben yazmaktan yoruldum,

Giriş Tarihi: 02.06.2017 01:42 Güncelleme Tarihi: 02.06.2017 01:42 513 Okunma 0
Cengiz Aygün, Uyarmaktan dilimde tüy bitti..
Konuşmaktan usandım,

Defalarca tekrar ettim,

Dilimde tüy bitti,

“FETÖ’ye rehavet devlete ihanettir” dedim,

Belki okuyucularım bile artık yeter noktasına geldiler,

Ama gelişmeleri takip ettikçe yine ve yeniden söyledim,

Mücadele ettim, ediyorum.

Zaaf, zaaf, zaaf…

Rehavet, rehavet, rehavet…

15 Temmuz’un ateşi düşmemeliydi,

Düşürülmemeliydi,

Unutmadık, unutmamalıyız, unutturmamalıyız sözleri sloganda kalmamalıydı,

17-25 Aralık’dan beri bunlar “ayrık otu” gibiler dedim,

Bunlar PKK’dan tehlikeli dedim,

Bunlar “algı operasyonları”nda maharetliler dedim,

Bunlar sinsi, münafık ve putperest dedim,

Bunlar “İnsi Mabud”a tapınanlar dedim…

Dedim de ne oldu…!

Yine zaaf, yine rehavet, yine “sapla samanın karıştırılması…."

Mahkeme süreci başladı,

Hepimiz takip ediyoruz.

Yaşananlardan hiç ders alınmamış gibi  hainlerin planlı, provakatif ve sinsice “operasyon çekmelerine” fırsat veriyoruz.

Hain katliam yapıyor,

Bomba, kurşun yağdırıyor,

En üst düzey komutanların eline kelepçe vurup götürüyor,

Mahkemede söylediği nedir?

“Bilmiyorum, hatırlamıyorum, ben şerefli bir askerim, kim FETÖ’cü ise lanet olsun…..”

Ulan şerefsiz…

Senin ihanetinin mahkumiyeti için senin savunmana bile gerek var mı…!

Senin ihanetin, belgeli, bilgili, resimli,

Sen ihanetini canlı yayında yaşadın, bu millete yaşattın…

Ama amaçları başka,

Planları başka,

Beyinlerinin arkasındaki başka,

Amaçları “zamana yaymak, sulandırmak, soruşturmayı soğutmak ve ihanetin mecraını değiştirmek."

Çok tehlikeli süreçteyiz,

Bunlar mahkemelerde ciddi bir manipülasyon ve algı operasyonu peşindeler,

Buna asla fırsat ve imkan vermemek lazım,

Bu duruşmaların bir an evvel yapılarak hainlerin mahkumiyet hükümlerinin verilmesi elzem olmuştur.

Zaman bunların işine yarayan bir enstrümandır,

Çünkü bunlar hala “yıkılmadık  ayaktayız” algısını canlı tutma gayretindeler,

Bunlar daha önce  olduğu gibi elebaşları alçağın mucizesinin(!) tecelli edeceğini yaymaktalar,

Bunlar mistik ve ezoterik mesajlarla canlı ve diri kalma çabasındalar…

Yapılacak olan Bahçeli’nin söylediği gibi; “çaycı, çorbacı, bakkal, memur” filan gibilerle uğraşmak değildir.

Yapılması gereken Darbe Girişimine fiili katılanların bir an evvel muhakeme ve muaheze edilerek cezalandırılmalarının hükme bağlanmasıdır.

Yapılması gereken elebaşların, sinsi emellilerin, halkın duygularını istismar eden münafıkların temizlenmesidir,

Yapılması gereken “Allah rızası için” söylemiyle Allah rızasını gözetenlerin duygularıyla dalga geçip, kökü dışarda olanların cezalandırılmasıdır.

Çok sıkıntılı bir süreçteyiz,

“Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet” söylemiyle tecessüm edilen bu kitlenin tavanıyla mücadele safhasının bir an evvel en müsamahasız şekilde yapılması gerekmektedir.

İbadet denilen kesimle uğraşmanın mücadeleye ciddi katkısı olmuyor,

Katkı yerine, halk-devlet kopuşu yaşanmasına meydan veriyor; “aldanmışlık” içindeki insanların farklı bir vetireye girerek devletin kinlenmesine sebep oluyor.

Yahu bu insanların duygularını, maneviyatını, yardım duygusunu sömürenlerle mücadele dururken, bu kitle ile uğraşmak ne kazandıracak?

Tepedeki “sömürgen hainler” dururken samimi ve manevi dürtülerle bunlara aldananlarla uğraşmak, aç bırakmak, takip ve tarassuta tabi tutmak bize, devlete ne kazandıracak?

Yahu bir kadastro memuru, öğretmen, belediye memuru gibi ortalama vatandaş konumundakileri ihraç ederek, tutuklayarak mücadele mi olur?

Bu insanların zihinsel ve maneviyatının katline sebebiyet veren, oluşturdukları “cilalı Cemaat” vitriniyle göz boyayan, vitrini hizmet, himmet, uhuvvet gibi manevi görsellerle süsleyen alçaklar dururken, biz ne yapıyoruz?

Makâlenin devamı için tıklayınız!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

YORUMLAR

Bülent genç 01.06.2017 23:05
Kuyrukları bir birine değmeyen çakallar sürüsü ama masanın altında hep birlikte el ele tutuşuyorlar ne diyelim.
Yusuf sinan yakışan 01.06.2017 20:31
Varol abi. Ellerine yüreğine sağlık.