alexa verify

Pehlivan giysisi kıspetin hikayesi

Yüzyıllar öncesinden günümüze kadar gelen yağlı güreşin tek değişmeyen giysisi kıspet, zamana direnen ustasının elinde çayıra çıkacağı günü bekliyor.

Giriş Tarihi: 14.07.2017 16:49 Güncelleme Tarihi: 14.07.2017 16:54 17 Okunma 0
Pehlivan giysisi kıspetin hikayesi

Yüzyıllar öncesinden günümüze kadar gelen yağlı güreşin tek değişmeyen giysisi kıspet, zamana direnen ustasının elinde çayıra çıkacağı günü bekliyor.

El işçiliği ve ustalıkla dana derisinden hazırlanan kıspeti diken usta sayısı da gün geçtikçe azalıyor.

Türkiye'deki üç kispet ustasından biri olan Adem Kayın, geleneksel, el yapımı kispet üretiminin devamı için mücadele veriyor. Kırkpınar öncesi Kayın, kaybolmaya yüz tutan mesleğini AA muhabirine anlattı.

Mesleğe Bigalı İrfan Şahin ustadan el alarak başladığını belirten Kayın, şunları kaydetti:

"Aynı zamanda el sanatları öğretmeniyim, iyi kıspet dediğimizde de bu her zaman iyi malzemeden ortaya çıkar. Kıspet yapımında kullandığım deriyi Çorlu Organize Sanayiden alıyorum. Fabrika sahipleri de yaptığımız işe manevi olarak değer verdiği için bizi fabrikanın içerisine sokabiliyorlar. Bütün derileri tek tek elleyerek, görerek onlarla fikir alışverişi yaparak seçiyoruz. İki yaşını doldurmuş derisi hasar görmemiş hayvanın derisini işliyorlar bizim için. Kıspet yapımında dana derisi kullanıyoruz Her kıspetin derisini de görerek alırız."

"Çayırda kispetleri takip ediyorum"

Kayın, Kel Aliço, Koca Yusuf, Adalı Halil, Kurtdereli Mehmet, Samsunlu İbrahim Karabacak, Karamürselli Aydın Demir, Bandırmalı Kara Ali, Tekirdağlı Hüseyin Alkaya ve nice tarihle özdeşleşmiş pehlivanların nasıl kispetler kullandığını ustasından öğrendiğini ifade etti.

Günümüz başpehlivanlarından Recep Kara, Mehmet Yeşil Yeşil, Orhan Okulu, Şaban Yılmaz, Fatih Atlı, İsmail Balaban ve Ali Gürbüz'ün ölçülerini bildiğini anlatan Kayın, şöyle devam etti:

"Kıspet yapımında kullanılan aletler de deri kadar önemlidir. Kullandığım bıçkı 150 yıllık. Ustamın bana ustalık hediyesidir. Öte yandan muşta da 200 yıllıktır. Yön verici ahşap alet de ustamdan bana hediyedir. Bıçkı, muşta ve yön verici kispet yapımı için çok çok önemlidir. Kıspete başlarken bunların yanımda olması bana güven veriyor. Mesleğimizde çırak yetişmiyor. İrfan ustamdan bu işi öğrenen iki kişiyiz. Bir de Samsunlu bir arkadaş var. Mesleğimizde yaz dönemi gayet yoğun geçiyor kış dönemi ise durgun geçiyor. Kışın atölyenin masraflarını çıkarmak için deri ürünler yapıyorum. Küçük kıspetler hediyelik kıspetler yapıyoruz. Manevi olarak bu işi sevecek benim elim ayağım olacak bir çırağım olsa bu mesleği seve seve öğretirim yeter ki öğrenmek istesin. Biz bu işe başlarken maddi olarak bir şey beklemedik halen de beklemiyoruz. Bu işin manevi hazzı çok yüksek. Yani pehlivanlar çayırda güreşirken bakıyorum hem benim diktiğim kıspeti giyen pehlivan kazansın. Antrenörler pehlivanları takip ediyor çayırda ben de kıspetleri takip ediyorum."

Bazı kıspetlerin içine "branda" diye tabir edilen kaygan yapay deri diktiğini ve bunun da rakibin pehlivanı tutmasını engellediğini aktaran Kayın, sözlerini " Manevi olarak bu işe bakış açım kıspet pehlivanın yol arkadaşıdır. Çayırda pehlivanın bir kıspeti vardır yanında. Bunlar ayrılmaz bir ikilidir. Yağlı güreş oyunlar üzerine kurulu bir güreştir. Güreşin oyunlarının yapılması gerekiyor. Kırkpınar'ı izlemeye gelen binlerce seyirci pehlivanların oyunlarını görmek istiyor. Kıspet ustası olarak yapılan bu oyunlarda başka bir şekilde müdahil olmak istemem. Sonuçta iki tarafta aynı eşitlikte olmalıdır. Yenen pehlivan 'ben gücümle, hakkımla yendim', yenilen de 'helal olsun beni gücüyle' yendi diyebilmelidir." diye tamamladı.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

YORUMLAR

Bu içeriğe herhangi bir yorum eklenmemiş.