Hoşgeldiniz; Bugün 05 Şubat 2012 Pazar
11 °C
4 °C
Parçalı Bulutlu
Karakter Boyutu :

İş Dünyası İGİAD'ın Ekonomi Değerlendirme Panelindeydi

06 Şubat 2010 - 02:00
İş dünyası İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği'nin (İGİAD) düzenlediği ''Türkiye Ekonomisi 2009 Değerlendirmesi ve 2010'dan Beklentiler'' konulu panelde bir araya geldi.
4 Şubat 2010'da İ.B.B. Fatih Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen panele Türkiye Katılım Bankaları Birliği Genel Sekreteri Osman Akyüz, İ.Ü. İktisat Fakültesi öğretim üyesi ve İ.A.V. Başkanı Prof. Dr. Ahmet İncekara ve İ.Ü. İktisat Fakültesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Halil Tunalı konuşmacı olarak katıldılar. Panelden önce İGİAD üyeleri ticari ilişkilerini artırmak ve yeni iş fırsatları oluşturmak için "İGİAD Üye Tanıtım Standları"nda bir araya geldiler.

2009 gibi zorlu bir yılı geride bırakan iş dünyası 2010 yılına nasıl bakıyor? Küresel krizin mali, finans ve reel sektörlere etkisi nasıl oldu? Alınan makro ve mikro önlemler yeterli miydi? Bundan sonra ekonomiyi nasıl bir süreç bekliyor? Neler yapılmalı? KOBİ'leri 2010'dan neler bekliyor? Borsa, döviz ve reel piyasada son durum nedir? İGİAD Ekonomi Değerlendirme Panelinde bu ve benzeri sorulara cevaplar arandı.

Panelin açılış konuşmasını yapan İGİAD Yönetim Kurulu başkanı Şükrü Alkan, İş ahlakı ve girişimcilik alanlarında çalışmalar yapan İGİAD'ın, 6. yılını geride bıraktığını; bu zaman zarfında, İş ahlakı konusundaki hassasiyetlerin yaygınlaştırılması ve ahlaklı girişimcilik modellerinin ortaya konması için teorik ve pratik çalışmalar ortaya koyma gayreti içinde olduklarını belirtti. 2009 yılının reel sektör açısından bir değerlendirmesini yapan Alkan, 2009'un iş dünyası açısından zorlu bir yıl olduğunu belirtti.

2009 yılının mevcudu koruma, eldekiler kaybetmeme yılı olduğunu, hemen hemen tüm sektörlerde %20'lere %30'lara varan daralma yaşandığını vurgulayan Alkan iş adamlarına şu tavsiyelerde bulundu: "Yaptığımız tespitlere göre; öz sermayeleri ile iş yapan, banka ve finans kuruluşları ile ilişkilerinde dikkatli davranan, yedek akçe ile zor durumlara önceden hazırlık yapan firmalar krizden daha az hasarla çıkmıştır. Kendisini yenileyen, yeni iş fikirlerini araştıran ve müşterileriyle daha sıcak ilişkiler kuran işadamlarımız firmalarını güçlendirecek ve oluşturdukları kurumsal geleneği gelecek yıllara aktaracaklardır."

Ekonomi değerlendirme panelinde ilk sözü alan Prof. Dr. Ahmet İncekara, dünya ekonomisinin 1930 krizinden sonra yaşanan en ciddi küresel krizle boğuşmakta olduğunu belirtti. 700 milyar dolara varan bir ekonomi hacmi, yaklaşık 500 milyar dolara varan dış ticaret hacmi ile Türkiye ekonomisinin orta büyüklüğe ulaştığını ve dışa açık bir ekonomi haline geldiğini ifade eden İncekara, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye ekonomisi büyümeye, gelişmeye, yapısal dönüşüme ihtiyacı olan bir ekonomidir. İş yeri sayısının ve geleceği iyi bir şekilde öngören ahlaklı girişimcilerin sayısının artması, iş alanlarının açılması ve müreffeh bir toplumun ortaya çıkması hepimizin ortak dileği haline gelmiştir."

Panelde söz alan Türkiye Katılım Bankaları Birliği Genel sekreteri Osman Akyüz, 2009 ekonomi değerlendirmesine finansal krizin nedenlerini ortaya koyarak başladı. 2008'in son çeyreğinde dünyanın ciddi bir finansal krize girdiğini belirten Akyüz krizin, Batılı gelişmiş ekonomilerden doğuya doğru yayılan kapitalist sistemin finansal yapısının balonlaşmasıyla ortaya çıkan bir şişkinlik krizi olduğunu vurguladı. "ABD kökenli bu finansal krize, bankacılık sistemindeki aktif yapının çürümesi, dejenere olması; aktifin türev ürünlerde bozulan bir yapıya taşınması ve varlık değerinin çok üzerinde finansal bir yükün altına girmesi neden olmuştur. Bütün sektörler bu krizden maalesef ciddi anlamda etkilendi ve çöküntüyle karşı karşıya kaldı. Dünya ekonomileri, kapitalizmin bu krizleri karşısında koruma mekanizmalarını işletemiyorlar. Çünkü dünya artık ekonomik ve siyasal anlamda küresel bir pazar haline geldi." Finansal piyasaların reel sektörü, üretimi, yatırımları ve hizmet teminini finanse eder durumdan çıktığını ve ciddi talep daralmaları olduğunu belirten Akyüz birkaç aylık bir tereddütten sonra Türkiye'nin kendisine uygun bir yol belirlediğini; ekonomi yönetiminin ciddi, tutarlı, iyi hazırlanmış ve iyi koordine edilen bir anlayışla krizin etkilerini asgariye indirmeye çalıştığını belirtti. Akyüz, krizin ilk döneminde bankacılık sisteminin yeterli finansman desteğini sağlamak konusunda ağır kaldığını ve finans hizmetini zorunlu sebeplerden ötürü aksattıklarını fakat 2009'la birlikte durumun düzelmeye başladığını ifade etti.

Ekonomi yönetiminin, yaptığı 3 yıllık programla mali dengelerini oluşturduğunu, programlı bir küçülmeyi başardığını ve dış ticaret hacminin daralması dışında ekonomideki makro rakamların neredeyse tamamında ciddi iyileşmeler yaşandığını ve kriz sürecinin çok iyi bir şekilde yönetildiğini belirtti. Akyüz, faizlerin %10'un altına düştüğünü, enflasyonun %6,5 olarak gerçekleştiğini, 896 milyar liralık bir mali sektör büyüklüğüne eriştiğini; büyüme ve ihracat rakamları dışında büyüme hedeflerinin tutturulduğunu ileri sürdü. Yapılan orta vadeli istikrar programı doğrultusunda 2010'da %3,5; 2011'de %4 ve 2012'de %5 büyüme hedefi koyan Türk ekonomisinin kendi bölgesinde en iyi payı alabilecek ekonomik altyapıya sahip bir ülke olduğunu vurguladı.

İ.Ü. İktisat Fakültesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Halil Tunalı ise yaptığı konuşmasında, 2009 yılını sadece kriz yıl olarak görmenin ve bunu geçici bir durum olarak algılamanın yanıltıcı sonuçlar doğuracağını vurguladı.

Krizlerin son dönemlerde sürekli tekrarlandığını, krizlerde Türkiye'nin edilgen bir ekonomik büyüklüğe sahip olduğunu ifade etti. 2009 krizinin sürpriz olmadığını belirten Tunalı, bu krizinin sebeplerini anlamak için 2001-2008 dönemine bakmak gerektiğini, bolluk dönemlerinden sonra ortaya çıkan bir daralma ile karşı karşıya kalındığını belirtti. Daha önceki krizlerde piyasaya bolca likidite sağlanarak krizlerin savuşturulduğunu, balonlaşmanın büyüdüğünü, daha sonra ise morgage krizine neden olan yeni bir balonlaşmanın ortaya çıktığını ve 2008'in son çeyreğinde ortaya çıkan krizin artık likidite sağlandığı halde geçiştirilemediğini ileri sürdü.

Dolayısıyla ABD ekonomi yönetiminin yaptığı yanlışlar sonucunda krizlerle boğuşmak zorunda olduğumuzu vurguladı. Türk ekonomisinin en ciddi sorunlarının başına kronik işsizliğin geldiğini belirten Tunalı, işsizlik rakamlarının önümüzdeki yıllarda artacağını ve Türkiye'yi bekleyen en ciddi sorunun işsizlik olduğunu ifade etti. İhracat rakamlarının arttığı dönemde ithalatın da arttığına işaret eden Tunalı, dış ticaret açığının diğer kronik sorun olarak devam ettiğini belirtti.

İhracatın ithalatı karşılama oranında bir düşüş olduğuna dikkat çeken Tunalı, üretimin giderek ithalata daha bağımlı hale geldiğini ve ara mal ithalatında ciddi bir artış ortaya çıktığını ve bunun da işsizlik rakamlarına yansıdığını vurguladı.

İGİAD'ın düzenlediği ekonomi değerlendirme paneli, soru-cevap bölümün ardından hediye takdim töreniyle sona erdi.

Kaynak :

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

DİĞER HABERLER



ANKET

Bir internet haber sitesinde en çok aradığınız özellik nedir?

Ankete Katıl »