(ANKARA) - Adalet Eski Bakanı ve DSP Parti Meclisi Üyesi Hikmet Sami Türk, Türkiye’de yargı eliyle dikta rejimine doğru gidildiği uyarısında bulundu.
DSP Genel Merkezi, gazeteci-yazar Uğur Mumcu’yu anmak amacıyla Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde ‘Demokratik Yaşamda Anayasa Değişiklikleri ve Özgürlükler’ konulu açıkoturum düzenledi. Açıkoturumu, DSP Genel Başkan Yardımcısı Erol Tuncer yönetti. Açılış konuşmasını DSP Genel Başkanı Masum Türker’in yaptığı açıkoturumda, Adalet Eski Bakanı ve DSP Parti Meclisi Üyesi Hikmet Sami Türk, Profesör Dr. Sina Akşin, Birleşik Kamu İş Konfederasyonu Genel Başkanı İsmail Tutoğlu’nun konuşma yaptı.
DSP Genel Başkan Yardımcısı Erol Tuncer, yapılacak anayasa değişikliğinde özgürlüklerin güvence altına alınması gerektiğini söyledi ve Türkiye’nin anayasa tarihini özetledi. Anayasa hazırlık sürecine toplumun tüm kesimlerinin katılımının önemli olduğunu anlatan Tuncer, “Geniş katılım, yapılacak hataları önler” görüşünü dile getirdi. Tuncer, DSP’nin anayasa değişikliğine katkı vermek için yaptığı çalışmaları TBMM’ye aktardığını bildirdi ve mevcut anayasanın ilk 3 maddesine sahip çıkılması, bunların asla değiştirilmemesi gerektiğini söyledi.
Adalet Eski Bakanı ve DSP Parti Meclisi Üyesi Hikmet Sami Türk, Türkiye’nin ortalama 22,5 yılda bir anayasa yaptığını ve bu konuda bir rekoru elinde bulundurduğunu söyleyerek sözlerine başladı. Son kapsamlı değişikliğin 12 Eylül 2010’da halkoylamasıyla gerçekleştirilen anayasa değişikliği olduğunu anımsatan Türk, 1995 ve 2001 yılında temel hak ve özgürlükler konusunda önemli adımlar atıldığını anlattı.
Türk, Hükümet’in ‘yeni anayasa’ diye dillendirdiği çalışmanın, ‘anayasa değişikliği’ olacağını vurguladı ve ilk 4 maddeye dokunulmaması gerektiğini bildirdi. Demokratik rejim, temel hak ve özgürlükler ile insan hakları konusunda geriye gidilmemesi gerektiği üzerinde duran Türk, DSP’nin Anayasa’da yapılması gereken değişikliklerle ilgili çalışmalarını TBMM Başkanlığı’na sunduğunu kaydetti. Türk, kamu görevlilerinin sendika kurma hakkının geri verilmesi gerektiğini, haberleşme özgürlüğünün ‘iletişim özgürlüğü’ şeklinde düzenlenmesinin hakları genişleteceğini ifade etti.
BAŞKANLIK SİSTEMİ DE EYALET SİSTEMİ DE KABUL EDİLEMEZ
İktidarın başkanlık rejimine geçme düşüncesinde olduğuna, bir muhalefet partisinin de Türkiye’yi özerk coğrafi bölgelere ayırmak istediğine dikkat çeken Türk, bu konularda uzlaşma sağlanmasının mümkün olmadığını söyledi. Türk, “Başkanlık rejimi ABD dışında başarılı olmamış bir rejim. Bu rejim, ABD’deki federal dengeler içinde yürüyen ama orada da zaman zaman tıkanan bir rejimdir. Bunun Türkiye’de olması söz konusu olamaz. Türkiye’yi özerk bölgeler ayırmak, Türkiye’yi eyaletlere ayırmak, Osmanlıdaki gibi bunların Türkiye’den kopması, ayrılması, ayrı devlet haline gelmesiyle devam edecek bir sürecin başlangıcı olur. Dolayısıyla bunların hiç birinin kabulü söz konusu olamaz” diye konuştu.
AKŞİN: “BİZİ İŞLETİYORLAR, OYUNA GELMEMELİYİZ”
Prof.Dr. Sina Akşin de Hükümet’in yapmak istediği değişikliklerin, yeni bir anayasa olarak algılanmaması gerektiğini vurguladı ve şunları söyledi:
“AKP Anayasa Mahkemesi tarafından gericilik odağı olarak hüküm giymiş bir partidir. Bu parti yapacak anayasa değişikliklerini. Çünkü çoğunluk onda.Gericilik yapacak, karşı devrim yapacak anayasayı. Burada başkalarının kalkıp görüş bildirmesi falan bir aldatmacadır. Bu bir uyutmacadır. Ben hatırlıyorum, 12 Eylül’de Kenan Evren cuntası da aynı yola başvurmuştu. O sırada SBF’de hepimiz öneri hazırlamak için seferber olduk. Neticede hazırlananlar çöpe atıldı. Bizi işletmişlerdi. Şimdi de işletiyorlar.”
Yeni anayasa yapımının bir ‘dönüm noktası’ olduğunu vurgulayan Akşin, “Gericilik odağı bir parti ne yapabilir, ortaçağı getirir” dedi.
Akşin,Türkiye’yi bölmek ve bir Kürdistan kurmak istediklerini kaydetti ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye bağımsız bir ülke midir? En son bağımsız davranışımız galiba Kıbrıs Barış Harekatı’ydı. O yüzden bize çok kızdılar. O gün bu gündür ensemizde boza pişiriyorlar, önce Asala ile Türk hariciyecileri öldürmek suretiyle boza pişirildiler sonra da PKK’yı devreye soktular. Asala’nın nöbetini PKK devraldı. PKK bu işleri Avrupa’nın ve Amerika’nın himayesi altında yaptı. Şimdi anayasaya muhtemelen bunları sokmak istiyorlar. Başkanlık sistemini sokmak isteyecekleri rivayet ediliyor. Oyuna gelmemek lazım”
“Türkiye, şeriat diktatörlüğüne doğru gidiyor” diyen Akşin, bunun ortaçağ zihniyetini getireceği uyarısında bulundu. Akşin, CHP’li milletvekillerinin, TBMM Uzlaşma Komisyonu’nda yer alarak oyuna geldiğini kaydetti.
Akşin, hala töre cinayetlerinin yaşandığı bir ülke olan Türkiye’de vatandaşların hem durumlarından şikayetçi olduğunu hem de buna ses çıkarmadığını söyledi ve “Ben buna ‘homoahreticus’ diyorum. Fındık üreticisi mazottan gübreden ürün fiyatlarından yediği kazıkları parantez içine alıyor, ama bu kazıkları kendilerine atan partiye oy veriyor. Bu ortaçağ insanı zihniyetidir. Çünkü o insan, bu dünyacı değil, öbür dünyacı” diye konuştu.
TUTOĞLU: “SALT TBMM ÇOĞUNLUĞU İLE YAPILACAK DEĞİŞİKLİK KABUL EDİLEMEZ”
Birleşik Kamu İş Konfederasyonu Genel Başkanı İsmail Tutoğlu da 82 anayasasını 5 generalin yaptığını şimdiki anayasayı ise 4 generalin yapacağını söyledi ve “Çünkü Meclis’te 4 tane general var. Siyasi Partiler Yasası, halkın iradesinin tam anlamıyla Meclis’e ulaşmasını sağlayamıyor. Demokratik olmayan yollarla seçilmiş bir Meclis, yeni bir anayasa yapma niyetinde” dedi.
Anayasa’nın ilk 3 maddesinin ulusal irade ile oraya konulduğunu vurgulayan Tutoğlu, bunların değiştirilmemesi gerektiği üzerinde durdu. Tutoğlu, iktidarın kamuoyundan görüş alıyormuş gibi davrandığını ama yine de kendi istediklerini yapacağını ifada ettti ve ‘Tilkilerin hakim olduğu bir alanda tavukların gıdaklamasının bir anlamı yoktur. O zaman tilkilerin oyununa gelmeyeceğiz. Salt TBMM’nin çoğunluğu ile yapılacak değişiklik kabul edilemez” diye konuştu.
Anayasa’daki hakların genişletilmesi gerektiğini vurgulayan Tutoğlu, devletin amaç ve görevleriyle ilgili bölüme, ‘Halkın eğitimi, sağlığı, ulaşımı, güvenliği, yerleşimi hizmetlerini üretmekten çekilemez’ maddesinin konulması gerektiğini, sosyal devlet anlayışının sürdürülmesinin zorunlu olduğunu anlattı. Tutoğlu, emperyalistlerin toplumu ayrıştırıp sermayeye ‘birleş’ dediğini kaydetti ve anayasa değişikliğinin arkasında büyük planlar olduğunu ifade etti.
Tutoğlu, “Eğer illa bir anayasa yapacaklarsa toplumun tüm kesimlerini dikkate alacakları bir anayasa yapmalılar. Sosyal devletin yeniden inşası ile ilgili değişiklik yapılmalı. Temel hak ve hürriyetler sadece savaş halinde yasa ile sınırlandırılmalı, yoksa yasalardaki bütün kısıtlamalar kaldırılmalıdır. Tüm çalışanlara sendika kurma ve toplu sözleşme yapma hakkı, grev hakkı verilmelidir. Böyle bir anayasa yapacaklarsa yapabilirler” diye konuştu.
TÜRKİYE’Yİ YARGI ELİYLE DİKTA REJİMİNE GÖTÜRÜYORLAR
Açıkoturumda daha sonra konuşmacılar soruları yanıtladı. Adalet Eski Bakanı Hikmet Sami Türk, bir soruyu yanıtlarken “Türkiye’de bugün maalesef özellikle düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, uygulamada çok ciddi bir baskı altındadır. Bunlar kanun değişikliği ile olmadı. Uygulamada dar, bağnaz bir anlayış hüküm sürüyor.Yargı eliyle Türkiye dikta rejimine doğru gidiyor.Türkiye’de öncelikle yapılması gereken bu özgürlüklerin anlamını yargıya öğretmek” dedi.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2012 tarımsal destekleme ödemeleri kapsamında yağlı tohumlu bitki üreten 121 bin çiftçiye toplam 735 milyon lira ödeme yapacak.
Ali Sait MÖKÜKÇÜ - Yeni Türk Ticaret kanununun uygulamaya başlamasına az bir süre kaldı. Şirketlerin yeni kanuna adapte olmalarını sağlayacak bazı işlemler için belirli süre verilmiş bulunmaktadır.
Başbakan Yardımcısı Babacan, 'S&P'yle sözleşmeyi bitirmeyi gerekirse her an yapabiliriz. Bugün için kararımız yok ama ileride her an yapabiliriz' dedi.
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye'nin notunu kıran kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor's'un (S&P) yapmış olduğu değerlendirmenin hiçbir mantıklı tarafı olmadığını belirterek,
Vodafone Türkiye, müşteri memnuniyetine odaklandığı 2009 yılından bu yana uyguladığı uzun dönemli stratejik programının 3. mali yılını güçlü bir büyüme ile tamamladı.
Balıkesir’in Edremit Sosyal Yardım Vakfı’nda çalıştırılmak üzere 4 kişinin işe alınacağının duyurulmasıyla birlikte, müracaat süresinin bitmesine 3 gün kala 2 bin 686 kişi başvuru yaptı.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kayıt dışı ile mücadele en temel önceliklerinden biri olduğunu belirterek,
Türk İstatistik Kurumu Ege Bölge Müdürlüğü, İzmir’de kayıt dışı istihdam verilerini açıkladı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, 21 gün süren toplu görüşme sürecinde 74 milyon vatandaşın taleplerini de dikkate aldıklarını belirtti.
Sabancı Topluluğu’nun şirket ve çalışanların başarılarını ödüllendirmek ve iyi uygulamaların karşılıklı paylaşılmasını teşvik etmek amacıyla 3’üncüsü gerçekleştirdiği

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?