Hoşgeldiniz; Bugün 23 Mayıs 2012 Çarşamba
22 °C
16 °C
Sağanak Yağışlı
Karakter Boyutu :
Murat Keçeci

Her birey ya aşırı iş yüklü, ya da işsiz!

22 Şubat 2012 - 18:08

Sevgili,

Aşk, Rakı Buz…

Eğlence, Bar ve çocuklar,

Shot,

Dershane, Kurs parası, yarın ne giyeceğim?

Bugün ne pişirsem?

“Off aramadı ki” Hiç yakışmamış, koltukları değiştirsek mi Selahattin?

Ruj rengin olmamış şekerim,

Fetih 1453 ön sıradan,

Sıra Selviler, Cihangir, Çiçek pasajı,

Bu domateslerin hepsi çürük!  

Yarın sabah aidatı vereceğim, ayda 35 TL taksitle Ipone 4 S,

Koltukları döşemeciye verelim!

Neden? Baba yadigârı çünkü…

Botum su aldı, Camper, Tommy Hilfiger? Çok pahalı pazardan alalım…

Ne güzel diyaloglar bunlar, hayatın tam ortasında!

Eee bunlar hayal değil…

İçinde bulunduğumuz hayatın “söz sürüleri”

İnsan Hayatının nasıl geçtiğini bir türlü anlamıyor!

Ancak tek keyif aldığımız nokta aylık sabit bir gelir elde edipte şu yukarıda birkaç cümle ile ilgili söz ettiğim hayat koşturmacası içinde olmak…

Yatıp kalkıp bunları ve bunların türevlerini konuşmak! Ne hoş! Hayat devam ediyorum! Diyor beynin ve evrenin şifresi adeta!

Her defasından değişik bir şeyleri denemekten zevk alanlarve aman standartlarım bozulmasın diye koşturanlar aynı çatıda buluşuyor!

Sabit gelir ve çalışır durumda olmak en güzeli!

Yalnız;

Türkiye’de çalışan olmak inanın diğer devletlerde çalışan olmaktan daha zor ve içinde çıkılmaz bir halde.

İdealist kadroların bulunduğu ve bulundurmak istediği dev tabir ettiğimiz şirketler bile artık çalışanının burnundan getirmekte…

Kurumsallaşmak adı altında işçisine, memuruna verdikleri eziyetin inanın patronlar bile farkında değil!

İş yükü 10 da 1 e denk geldi! Çalışma saatleri en az 10 saat!

10 kişinin yapacağı işi yapamazsan kapının önündesin!

Bir çalışan bireyin çiçek pasajı veya tünele gitmek, küçücük bir akşam muhabbeti ve dost yüzü görmek için gündüz yaşadığı stresin insan vücudunun artık kaldırabileceğini düşünmüyorum!

Tekstil, Otomotiv, İlaç, Bilişim ve Gıda sektöründe çalışanlar bilirler ki, kurumsal kimlik gayesi altından bedenen ve ruhen belli bir ücret karşılığında çürüdüklerini!

Ha keza diğer sektörlerde bu durumda, iş kaygısı, işimi kaybedeceğim korkusu, dışarıda bekleyen işsizler ordusuna karşı dik duran çalışan psikolojisini düşünebiliyor musunuz?

Ve hiçbir Sosyal güvencenin olmadığı sosyalleşemeyen mesai saatleri!

Güvencesiz çalışmanın, yarın kaygılarının her geçen gün arttığı bir Türkiye’deyiz…

Her gün yüzlerce çalışanın kapı önünde kaldığı, devasa firmalarının battığı bir dönemdeyiz!

Her yer güllük ve gülistanlık gibi davranmanın ne kadar doğru olduğunu bilemiyorum ama ekonominin gidişatı direk çalışan kesimin kendisine ve psikolojisine yansımakta!

Çok karamsar bir tablo çizmek istemiyorum lakin bazı sektörlerde iş kaygısı yüzünden kendi canına kıyan, intihar eden mühendislerin olduğunu biliyorum!

Artık Türkiye’de 100 kişi yerine 10 kişi çalıştırmak moda oldu, İnsan canının da 5 kuruş ettiğini düşünürsek,  her şey sütliman gözüküyor…

Yarın ne yiyeceğiz?

Bu sabahta işsiz mi olacağız?

Altı aydır ev kirası veremiyorum?

Şu Televizyonu satsak alan olur mu?

Oraya bugünde gideyim belki işçi alırlar? Memlekete mi dönsek? Allah’ım beni neden doğurdun!

Ne yazık ki bunlarda her gün yaşadığımız ve kullandığımız diyaloglar! Güzel ve lay lay lom bir şeyler yazmak istedim ama yazamadım bugün, kusura bakmayın… Zor!

 

  • Yorumlar1
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?



ANKET

Bir internet haber sitesinde en çok aradığınız özellik nedir?

Ankete Katıl »