Mustafa Öztürk Biyografi

Canda Özür Olmaz

Bu gün akademik tanımlamalar yapalım..

Uzun zamandır toplumda engellilik bilincinin oluşturulmasına dair çalışmalar yapıyorum. Bu çalışmalar; temel toplumun engelli bilincine sahip olmasının yanında, engellinin de kendi haklarını bilen bir bilince ulaşmasını sağlamak içindir.

Engellinin topluma kazandırılması ancak eğitimle mümkündür. Eğitim engellinin olmazsa olmazıdır. Toplum da engellilik bilincine sahip olursa o zaman; eğitimli engelliyi kabulde ve hayatı onunla paylaşmakta zorlanmayacaktır.

Bana sorulan yüzlerce soru vardı. Bu soruların içinde, engelli kimdir ve hangi engelli grupları var ve nasıl iletişim kurabiliriz şeklindeydi. Bu beklentileri daha fazla ötelemenin doğru olmadığını düşünüp, bu yazımızda bu temel kavramlara cevap vermeye çalışacağım. Kaynakçalarımız; burada yayınlamadım ama, akademik bir çalışmanın özeti olduğunu bilmelisiniz.

Engellilik Nedir, Engelli Kime Denir?

Yalnız bizim dilimizde değil diğer birçok dilde de engelli ve engellilik anlamına gelen birden fazla sözcük bulunmaktadır. Örneğin Türkçede genel düzeyde engelli, özürlü, sakat sözcükleri aslında aralarında anlam farkları olduğu halde aynı anlama gelmek üzere kullanılmaktadır. Genelde tüm engelliler için yaşanan bu karmaşa belirli engelli kümeleri için de geçerlidir. Örneğin kör, âma, görme engelli, görme özürlü, az gören, vb. Bu sözcükler değişik anlamlar taşıdıkları gibi, yer yer aynı anlama gelmek üzere de kullanılabilmektedirler. Bu da bir zihin karışıklığı yaratabilmektedir.

Adlandırmadaki bu farklar, zaman zaman öyle çok tartışmaya neden olmaktadır ki, bu tartışmalar, gerçek sorunların önüne bile geçebilmektedir. Engellinin kim, engelliliğin de ne olduğu açık bir biçimde ortaya konmayınca, engellilere yönelik geliştirilecek politikaların, yasaların ve hizmetlerin kapsamı da belirsizleşmektedir. Bu belirsizlik de uygulamada pek çok sorunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Adlandırmadaki karmaşa ve tanım güçlüğü; engellinin kendisini anlatmasını ve diğerlerinin de onları kolayca anlamasını zorlaştırmaktadır.

Burada engelli kavramıyla ilgili tanımlara yer vererek konuyu biraz daha açmak gerekiyor.
         
Zedelenme- sapma bireyin psikolojik, fizyolojik, anatomik özelliklerinde geçici ya da kalıcı türden bir kayıp, bir yapı ya da işleyiş bozukluğu olur. Vücudun bir parçasının olmayışı, eksik oluşu,işlemeyişi gibi. Daha açık bir ifadeyle bacakların olmayışı, kollarının felçli oluşu, parmaklarının tutmayışı, iyi görememesi, yüz felci, zeka geriliği vb.durumlar birer zedelenmedir.
        
Yetersizlik, zedelenme ya da bazı sapmalar sonucu, bir insan için normal kabul edilen bir etkinliğin ya da hareketliliğin, engellenme veya, sınırlanması haline "yetersizlik" denmektedir. Birey zedelenme ya da sapma sonucu yaşamında bir takım güçlüklerle karşılaşır, bazı güçlüklerin üstesinden gelmede yetersiz kalır. Bacaklarının olmayışı, ya da fiziksel özürlü oluşu, yürüyememe, yürüyerek yapılacak etkinliklerde yetersiz hale gelmesine neden olur. Görmede görememe, işitmede işitememe, konuşmada konuşamama, okumada okuyamama, yazmada yazamama, uyumada uyuyamama vb.gibi

Özür-engel; bireyin yaşadığı sürece, yaş, cins, sosyal ve kültürel faktörlere bağlı olarak oynaması gereken roller vardır. Birey yetersizlik yüzünden bu rolleri gereği gibi oynayamaz durumda kalırsa, buna özür-engel denir. Yani birey belli bir zamanda, belli bir durumda yapması istenilenleri yetersizlik yüzünden yapamazsa, yetersizlik özür-engele dönüşür.

İşitmeden ötürü yetersiz duruma düşen yani işitemeyen, dolayısıyla konuşamayan çocuk; okulda, sınıfta, sosyal hayatta sözlü iletişime dayalı rolleri istendiği gibi yerine getiremez, oynamak istediği roller ona verilmez, yetersizliği önüne engel olarak çıkar ya da çıkarılır. Sosyal çevrenin bireyden istedikleri, beklentileri sonucu ortaya çıktığı için özür-engel bireyin kendi problemi olmaktan çıkıp, sosyal bir problem olmaktadır. Bu bakımdan özür-engel problemi toplumdan topluma, aynı toplumda  zamandan zamana değişmektedir. Mesela ilkel toplumlar da geri zekalı, görmeyen, işitmeyen çocuğun okul problemi yoktur. Otomobilin olmadığı toplumlarda işitmeyenin sürücü belgesi problemi yoktur vs.

Ortopedik engelli; kas ve iskelet sisteminde yetersizlik, eksiklik ve fonksiyon kaybı olan kişidir. El, kol, ayak, bacak, parmak ve omurgalarında, kısalık, eksiklik, fazlalık, yokluk, hareket kısıtlığı, şekil bozukluğu, kas güçsüzlüğü, kemik hastalığı olanlar, felçliler, serabral palsi, spastikler ve sipina bifida olanlar bu gruba girmektedir.

Görme engelli; tek veya iki gözünde tam veya kısmi görme kaybı veya bozukluğu olan kişidir. Görme kaybıyla birlikte göz protezi  kullananlar, renk körlüğü, gece körlüğü (Tavuk Karası) olanlar bu gruba girer.

İşitme engelli; tek veya iki kulağında tam veya kısmi işitme kaybı olan kişidir.
İşitme cihazı kullananlar da bu gruba girmektedir.

Dil ve Konuşma engelli; herhangi bir nedenle konuşamayan veya konuşmanın hızında, akıcılığında, ifadesinde bozukluk olan ve ses bozukluğu olan kişidir. İşittiği halde konuşamayan, gırtlağı alınanlar, konuşmak için alet kullananlar, kekemeler, afazi, dil-dudak-damak-çene yapısında bozukluk olanlar bu gruba girmektedir.

Zihinsel engelli; çeşitli derecelerde zihinsel yetersizliği olan kişidir. Zeka geriliği olanlar (mental retardasyon), Down Sendromu, Fenilketonüri (zeka geriliğine yol açmışsa) bu gruba girer.

Süreğen hastalık; kişinin çalışma kapasitesi ve fonksiyonlarının engellenmesine neden olan, sürekli bakım ve tedavi gerektiren hastalıklardır (kan hastalıkları, kalp- damar hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, idrar yolları ve üreme organı hastalıkları, cilt ve deri hastalıkları, kanserler, endokrin ve metabolik hastalıklar, ruhsal davranış bozuklukları, sinir sistemi hastalıkları, HIV)

Süreğen hastalıklar özür türü içerisinde bir alt başlık olarak yer almaktadır. Süreğen hastalık, toplam özürlülük oranı içerisinde yer almakta ancak nitelikleri incelenirken, diğer özür türlerinden ayrı olarak değerlendirilmiştir.

Birleşmiş Milletler Sakat Hakları Bildirgesinde, kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri (bedensel ya da sonradan olma) herhangi bir noksanlık sonucu yapamayanlar,  sakat olarak tanımlanmaktadır. Engelli sözcüğü genelde hareket yeteneği sınırlanmış bireyi çağrıştırmaktadır. Hareket yeteneğini sınırlayan nedenler ise doğuştan getirilen, doğum sırasında karşılaşılan ya da sonradan yaşanan bir hastalık veya kaza sonucu ortaya çıkan bir işlev bozukluğundan kaynaklanıyor olabilir. Hareket yeteneğinin kısıtlı olması, başlı başına bir engellilik midir? Eğer öyle ise hepimizin yapamadığı, beceremediği bir iş ya da eylem yok mudur? Yaşamda engellilik günlük yaşama katılmayı engelleyen, fiziksel işlevlerdeki bir sınırlılık hali olarak değerlendirilmelidir.

Gerçekte önemli olan, bazı işlevlerin yerine getirilmesinde karşı karşıya kalınan bir fiziksel sınırlılığın olması değil, bunları kompanse edecek destek sistemlerinden yoksun kalınmasıdır. Eğer bir gözlükle, var olan görme yetersizliğinizi rahatlıkla giderebiliyor ve işlerinizi görebiliyorsanız bir sorununuz yok; ancak geri kalmış bir köyde ya da yörede bu gözlüğe ulaşamıyorsanız, ciddi bir sorunla karşı karşıyasınız demektir. O halde engellilik çoğu zaman değişken bir konudur. Başka bir deyişle nerede ve nasıl karşılaşacağınıza bağlı olarak sonuçları değişen bir durumdur.
        
Bu tanımları iyi bilirsek,engellileri de iyi tanırız. Hangi özür gurubuyla muhatap olduğumuz da bilir, iletişimde sıkıntı yaşamayız.

Hepinize,Sevgiyle paylaşılan yarınlar  diliyorum
                                                                                                   

 

Yorumlar0
Onay Bekleyenler0

Yorum Ekle

Mustafa Öztürk Diğer Yazıları

Sakatlar haftasını kutladık

16 Mayıs 2014 - 18:44

Bir süslü kelimedir 'Empati'

14 Mart 2014 - 00:55

Sayın Bakana açık mektup!..

14 Şubat 2014 - 14:27

Ağrı'dan, Nahçıvan'a..

09 Kasım 2012 - 02:14

Bayramınız kutlu olsun..

27 Ekim 2012 - 23:07

Bunları söylemeliyim..

09 Ekim 2012 - 13:32

Engelliler adına büyük adım

29 Eylül 2012 - 14:34

Dost, aynadır bizi bize gösterir

25 Eylül 2012 - 23:42

Bayram sevincimiz yarım kaldı

24 Ağustos 2012 - 12:59

Bayram geldi..

15 Ağustos 2012 - 19:37

Ramazan ve Engelliler..

07 Ağustos 2012 - 23:57

Bir organizasyonun ardından..

03 Nisan 2012 - 15:01

Engelli kadınlarımız

08 Mart 2012 - 02:27

Özel Eğitimde yeni açılımlar

02 Mart 2012 - 01:27

Bir ziyaretin ardından..

18 Şubat 2012 - 16:46
Yandex.Metrica Google+