Hoşgeldiniz; Bugün 24 Mayıs 2012 Perşembe
21 °C
15 °C
Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
Karakter Boyutu :
Mustafa Öztürk

Milli Eğitim Bakanı duyarlılık gösterdi, Bürokrat'ı sabote ediyor

13 Aralık 2011 - 00:57

Bir önceki yazımızda size Van projemizden söz etmiştim. Depremin bilinen maddi yıkıcı etkisinin yanında, bir de ruhsal ve duygusal dengeyi bozucu etkisinin olduğundan söz etmiştik.

Van İlimiz ve Erciş İlçesinde 25 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen deprem sonrasında yaşanan travma ve sonrası stres tepkileri ve buna bağlı ortaya çıkan psikolojik zorlanmalara yönelik; profesyonel destek sağlamak amacıyla, "Canda Özür olmaz Derneği" ve "Rehberlik Araştırma Merkezleri Çalışanları Derneği" ortaklaşa bir çalışma ile, "Gönüllü Psikososyal Destek Hizmeti Projesi" ni hazırlamıştı. Bu proje Van ve Erciş’te depremden etkilenen öğrencilerimize yönelikti.

Bu projeyi, Milli Eğitim Bakanımız sayın Prof.Dr. Ömer Dinçer beye sunduk. Sayın Bakan gerçekten çok ilgi gösterdi. Van ve Erciş’ de;  depremden etkilenmiş yavrularımız için bir merhem olsun diye heyecanla, ilgili genel müdürlüğe gönderdi.

Sayın Bakan ile bu proje hakkında yaptığımız görüşmede, gerçekten ne kadar istekli olduğunu sesinin tınısında bile görmek mümkündü… Bu heyecanı görünce, içimden, keşke aynı heyecanı bürokratları da gösterse, demiştim. Çünkü bürokratlar, hükümetin heyecanını hiç bir zaman taşımadı. Hükümetin, bir fayda sağlasın diye çıkardığı yasa ve yönetmelikler, bürokratlar tarafından hep sabote edildi. Yasalar ve yönetmelikler, tepe yöneticilerinin sümenleri altında eskidi. Hele konu, özel eğitime muhtaç yavrularımız olunca, insanın kanını donduran uygulamalar ve vurdumduymazlıklara şahit olduk…

İşin garip yanı da, bu tepe yöneticileri; ne kendileri proje üretirler, nede gelen projeleri uygulayalım derler... Ama egolarını şişirerek koltuğu doldurmaktan, kartvizitlerini takdim etmekten pek keyif alırlar.

Bu sorunları, tam dört yıldır, her Pazar günü Akrafm radyo da 19.00-20.15  arası yapmış olduğumuz  "Canda Özür Olmaz" program kuşağında, anlattım. Bu sözüm ona tepe yöneticilerinin vurdum duymazlıklarından çok söz ettim. Şimdi o yöneticiler görevde değil. Ama gelen gideni aratır derler. Gerçekten gelenler, gidenleri aratacak gibi görülüyor.

Gelelim projemize. Projemiz büyük bir heyecanla Miili Eğitim Bakanlığı’nın ilgili Genel müdürlüğüne, Sayın Bakan tarafından gönderildi. Gönderilirken de, projenin uygulanması için talimat da verildi. Bu talimat üzerine ilgili Genel Müdürü Sayın Yurdagül Aydoğan'ı aradım. Ama ulaşamadım.

Her telefon açtığımızda o kahrolası cevap, "Sayın Genel Müdür toplantıda…" cevabını aldım.

Yazımızın gittiği günden bu güne, gecen on gün içerisinde kaç defa aradım bilmiyorum. Ama Sayın Genel Müdür'ü bir türlü toplantı dışında yakalayamadım… Toplantı sonrası da dönüp aramadılar.

Sayın Bakan onca yoğun gündemine rağmen, bir sivil toplum kuruluşu olarak bizi araya biliyor da. Sayın Genel Müdür bizi arayacak vakit bulamıyor. Böyle olunca da bizim kendilerinin o muhteşem masalarında bekleyen projemiz hakkında; "Ne yapmamız gerekir, nasıl bir işbirliği yapacağız?" sorularına yanıt bulamıyoruz, lütfedip ne zaman bilgi verecekler doğrusu bilemiyorum.

Israrla aramalarımıza, Genel Müdürün adına Rehberlik ve Araştırma Merkezleri Gurup Başkanı Veysel Öztürk cevap veriyor, lütfedip bizimle telefonla  görüşüyor …
Veysel bey gayet tok bir sesle ve kendinden emin tavrıyla bizim olan projeye sahip çıkıyor. Bu projenin sahibi gibi, "Sizi niye bu projeye dahil edelim" diyerek, gerçekten beni şaşırtıyor, resmen şok oluyorum…

Ben hayatımda vurdumduymaz bürokrat görmüştüm ama, başkasının emeğine, benim diyeni hiç görmemiştim… Bakan'ın ortak çalışalım talimatına rağmen, "Sizi niye ortak alalım" diyen, pişkin birisine hiç rastlamamıştım.

Sonuç şudur. İki sivil toplum kuruluşu duyarlılık gösterip, proje hazırlıyor.  Van ve Erciş'de ki kardeşlerimizin yaralarına merhem olmak istiyor. Sayın Bakan duyarlı davranıyor ve projenin uygulanması için ilgili Genel Müdürlüğü talim atlandırıyor. Ama Genel Müdür bizimle görüşmüyor. Projemiz masada bekliyor. Projeden derneklerimizin maddi bir kazancı yok. Olamazda. Ama gel gör ki, Genel Müdür ve İlgili Gurup Başkanlarının ne hesapları var, ne kazanacaklarını umuyorlar onu anlamış değiliz.
Ben bu durumu kamuoyu ile paylaşmak istedim. İstedim ki, Hükümet ve Sayın Bakan kiminle çalıştıklarını görsün… Özel Eğitimin başına getirilen, tepe yöneticilerinin ne kadar duyarlı olduklarını görsünler…

Bilgi ve yeteneklerinin yanı sıra, yüreklerini eklemeyenlerin, özürlülerin eğitimine ve hayatı  başarmalarına ne kadar katkı yapar, bunu da sizin takdirinize bırakıyorum….
Gerçekten sıkıldık bu bürokratlardan. Anlamsız tavırlarından. Yorulduk …
Bu daha ilk. Katılacağım tüm televizyon ve radyo programlarında ve kendi radyo programlarımda bu durumu anlatacağım. Genel müdür o koltuktan gidinceye kadar peşini asla bırakmam… Özel Eğitim alanını, ne yazık ki Genel Müdür’den iyi tanıyorum… Ülkenin her tarafını dolaşacağım.  Yaşanan sıkıntıları kamuoyunun gündemine taşıyacağım…

Sayın Genel Müdür, ben asla pes etmem… Çünkü bu alan sizin keyfi uygulamalarınızla yürütülemeyecek kadar nazik ve bir o kadar da sıkıntılı bir alandır. O güzel koltuklarınızdan, göremezsiniz. Biraz boylanmanız lazım…

Asla; sizin Engelli'leri küçümsemenize, yok saymanıza ve Sayın Bakanı kandırmanıza izin vermeyeceğim…

Ayrıca, yarından itibaren bir sivil toplum kuruluşu ve akademisyen olarak, sokak sokak dolaşıp, engellilere ve ailelerine şikayet edeceğim… Bize ait olan bu projenin, bizim dışında uygulanması durumunda, hukuki süreci başlatacağımı bilmenizi isterim… Kesinlikle dava açacağım…

Sayın Genel Müdür! O koltukta asla keyif çatamayacaksınız. Çünkü engelliler sizin rüyalarınıza bile gelecek…

Bu haftada bu kadar….

 

Selam ve dua ile

 

  • Yorumlar0
  • Onay Bekleyenler0

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Tüm Yazılarını Göster


ANKET

Bir internet haber sitesinde en çok aradığınız özellik nedir?

Ankete Katıl »