Eğer hepimiz birbirimize benzeseydik nasıl bir dünya olurdu? Daha birbirimizin gözlerine bakar bakmaz ne hissettiğimizi anlasaydık. Ya da zaten hep aynı başarı seviyesinde olduğumuz için işyerlerimizde hiç sorun olmasaydı. Her zaman aynı düşünce kalıpları ile hareket ettiğimiz için , çözecek, uzlaşacak durumlar olmasaydı. Nasıl bir dünya olurdu?
Aklıma hemen Buket Uzuner’in “Balık İzlerinin Sesi” kitabı geliyor. Bir grup seçilmiş, mükemmel, dahi ve yaratıcı insanın bir adada yaşadıklarını anlattığı romanı. Hepsinin normal !! zayıf, hata yapan, sıradan insanlar ile farklarını azaltıp onların da normalleşmesi !!
İçlerindeki deli yada dahiye dokunma duygusundan vazgeçirilmek üzere bir adaya toplanmaları.
Kimbilir belki sadece normal olmak hayatı daha kolay yaşamak için yeterlidir. Öğretilen hayat kalıplarını normal kabul edip, verilen nefesi, mis gibi yaşayıp tüketmek en iyisidir. Zayıf ve korunmaya muhtaç olmak etrafınızın kalabalık olması için, seçilmek için yeterlidir. Normal ve sıradan olmak görülmek ve fark edilmek için esas olandır. Farklılık ve tamlık göz ardı edilmek, yok varsayılmak ve seçilmemek için esas olandır.
Dünyanın düzeni çoğunluktan yanadır. Farklı olanlar balık izlerinin sesi imkansızlığında bir yolla normalleştikten sonra kabul görebilecektir.

Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz ?