• Sağlık

Dr. Gökosmanoğlu: “Sarımsağın korona virüsüne karşı koruyuculuğunun kanıtı yok”

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, sarımsağın bazı antimikrobiyal özelliklere sahip olduğunu, bununla birlikte mevcut salgın olan 2019-nCoV (korona virüsü) enfeksiyonuna karşı koruyucu olduğuna dair bir kanıtın bulunmadığını söyledi.
Dr. Gökosmanoğlu: “Sarımsağın korona virüsüne karşı koruyuculuğunun kanıtı yok”
Mevsimsel Grip ve özellikle korona virüsü enfeksiyonundan korunma tedbirlerinin başında hijyen kurallarına uymak çok önemli olsa da beslenme ile bağışıklık sistemini güçlendirmenin de önemli olduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor. Son günlerde sarımsak tüketiminin enfeksiyonlara karşı koruyucu olduğu haberlerine sıklıkla rastlanırken, Medicana Samsun Hastanesi hekimlerinden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, konu hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

“Sarımsağın korona virüsüne karşı koruyuculuğunun kanıtı yok”
Sarımsağın 2019-nCoV olarak tanımlanan mevcut korona virüsü enfeksiyonunu engelleyeceğine dair bilgilerin doğruluğunun kanıtlanmadığını ifade eden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, “Sarımsak, bazı antimikrobiyal özelliklere sahip. Bununla birlikte mevcut salgın olan 2019-nCoV enfeksiyonuna karşı koruyucu olduğuna dair bir kanıt bulunamadı. Beslenmesine dikkat etmeyen kişiler enfeksiyon nedeniyle oluşan hastalıklara karşı dirençleri düşük olur. Bu kişiler, hastalığa yakalanmaları durumunda ciddi sonuçlarla karşılaşabilir ve iyileşme sürecinin beslenmesine dikkat eden kişilere göre daha uzun süreceğini söyleyebiliriz. Viral ve bakteriyel enfeksiyonlar vücudumuzda farklı bağışıklık sistemi tepkilerine yol açar. Metabolizmamız enfeksiyonun vücudumuza zarar vermesini engellemek için farklı vitamin, glukoz ve proteinlere ihtiyaç duyar. Araştırmalar viral bir enfeksiyonda glukozun anahtar olabileceğini bildiriyor” dedi.

“Bal enfeksiyonlarda kalkan görevi görüyor”
Bal hakkında da konuşan Dr. Gökosmanoğlu, “Bal sade olarak tüketildiğinde cilt ve mukozada ince bir film tabakası oluşturmakta ve bu tabaka cilt ve mukozayı enfeksiyonlara karşı korumaktadır. Balın bu özelliği ile ilgili yapılan araştırmalar bilimsel kanıtlarla desteklenmektedir. Enfeksiyon hastalıkları ve yetersiz beslenme birbirini tetiklemektedir. Eğer yetersiz besleniyorsak, buna bağlı enfeksiyon hastalıkları sık sık görülebilmekte ve ilerleyen dönemlerde hayati riskler oluşabilmektedir. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, mikro besinler olarak adlandırılan vitaminler, mineraller ve anti-oksindanlar ile zenginleştirilmiş bir diyet uygulandığında bağışıklık sistemi sorunları ve buna bağlı olarak gelişen enfeksiyon hastalıklarına yakalanma oranı önemli ölçüde düşmektedir” diye konuştu.
Gökosmanoğlu, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Araştırmalara göre, besin zenginleştirme uygulamalarının ishal, solunum yolu enfeksiyonları gibi sorunların sıklığını azalttığı, bağışıklık sistemi göstergelerini iyileştirdiği, kansızlık, A vitamini ve çinko yetersizliklerinin önlenmesi ile bağışıklık sistemin kuvvetlenerek enfeksiyonlara yakalanma riskinin azaltılabileceği görülüyor.”