alexa verify

Evliyalar şehri Kastamonu

Anadolu'daki en eski şehirlerden biri olan Kastamonu'da, antik çağ ve Türk-İslâm dönemine ait birçok tarihi eser vardır.

Giriş Tarihi: 21.08.2016 12:20 Güncelleme Tarihi: 22.08.2016 15:10 94356 Okunma 0
Evliyalar şehri Kastamonu
Kastamonu Kalesi, Atabey Camii, Şeyh Şaban-ı Veli Türbesi, Yanık Sultan Türbesi, Nasrullah Camii, saat kulesi ve buna benzer birçok tarihi eser mevcuttur. Kastamonu kent merkezinde ayrıca Türkiye'de açılan ilk "Kent Tarihi Müzesi" bulunmaktadır.

Kastamonu Saat Kulesi, Sultan II. Abdülhamit zamanında, şehrin doğusunda bulunan yamaç üzerine Kastamonu Valilerinden Abdurrahman Nureddin Paşa tarafından 1884-1885 yıllarında yaptırılmıştır. Kulenin saati de Avrupa'dan getirtilmiştir.

ETİMOLOJİ
Bizans yöneticilerinden olan Komnenos soyu adına yaptırılan bir kale iken, sonradan kalenin yanına kurulan ilin adı oldu. Latince castrum'dan gelen kastra söylemi, daha sonra komnenos'la birleştirilip Kastamonu halini almıştır.

TARİH ÖNCESİ
1948 yılında Kastamonu ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılar araştırmalarda Germeç ve Gölköy'de ele geçen Yontma taş devrine ait çakmaktaşı el baltaları Kastamonu ve çevresinin tarih öncesi devrini MÖ 50 binlere kadar gerilere götürmektedir.

PAFLAGONYALILAR
Paphlagonia diye isimlendirilen bölgenin sınırları doğudaK ızılırmak, batıda Sakarya Nehri, güneyde Frigya ve Galatya ile çevrilidir. Kuzeyde ise Karadeniz yer alır.Strabo'ya göre Parthenius nehri bölgenin batı sınırını çiziyordu, doğusunda da Halys nehri vardı. Günümüzde Kastamonu, Sinop, Bartın, Çankırı ve Karabük bu bölgede yer alırken, Çorum, Bolu, Zonguldak ve Samsun illerinin bir bölümü bölgenin içinde kalmaktadır.

Paflagonya halkı tarihte çok rol oynamamalarının yanısıra Anadolu'nun en eski milletlerindendir.

KAŞKALAR
Kaşkaların yaşadığı topraklar, Kuzey Anadolu'da bugünkü Orta Karadeniz bölgesi ve civarına denk düşer. Hitit belgelerinde savaşçı ve yağmacı zorlu bir göçebe halk olarak geçmektedir. Kaşkalar zaman zaman Hititlere birçok kez saldırmış, onların ülkesini baştan aşağı istila ederek Nensa (Niğde) şehrine kadar dayanmışlardı. Kaşkaların Paflagonya halkından farklı olduğu ve onların doğudaki komşularından geldiği düşünülmektedir.

HİTİTLER
MÖ (1400-1390) Senelerindeki Hititlerin vaziyetini gösteren bulgulardan anlaşılan duruma göre, Kaşkaların galibiyeti kısa sürmüş, Hitit hükümdarı IV. Tuthaliya ölünce yerine geçen oğlu Subbiluliuma Kaşkalarla ciddi bir mücadeleye girmiş ve bölge Hitit İmparatorluğu eline geçmiştir.

Hititlerden sonra Frigya ve Lidya Krallıklarının egemen olduğu bu topraklar M.Ö. 4.yy’da Perslerin eline geçmiştir. M.Ö. 4.yy’da Büyük İskender Anadolu ile birlikte Kastamonu topraklarını da Makedonya’ya katmıştır.

ROMALILAR DÖNEMİ (1.YY-5.YY)
İskender’den sonra yöreyi ele geçiren Pontus Krallığı M.Ö. 1.yy’da Romalılar tarafından ortadan kaldırılmıştır. Uzun yıllar Roma İmparatorluğu sınırları içinde kalan Kastamonu M.S. 395 yılında İmparatorluğun bölünmesiyle bütün Anadolu gibi Bizans İmparatorluğuna katılmıştır.

BİZANSLILAR DÖNEMİ (395-1227)
Bugün Kastamonu ve çevresindeki illeri de içine alan ve Romalılar devrinde adına Paflagonya (Pophlagonia) denilen bölgede yer almaktadır.

Romalılar devrinde Taşköprü’nün (Pophlagonia) eyalet merkezi olduğu zamanlar Kastamonu küçük bir kasaba olup Roma döneminde şehir Timonion ismi ile anılmaktaydı.

Kastamonu ili ve civarı 10.yy'da Bizans imparatoru II. Basileios tarafından Trakyalı general Manuel Erotikos Komnenos'un denetimine verilmiştir. Komnenos 978 yılında imparatora karşı ayaklanan Bardas Skleros'a karşı İznik kentini başarıyla savununca imparatorun dikkatini çekmişti. Komnenos daha sonra Bizans imparatoru olacak olan I. İsaakios Komnenos'un babasıdır. Oğlu tarafından kurulan Komnenos Hanedanı çöküşüne kadar Bizans'ı ve Trabzon İmparatorluğu'nu yönetmiştir.

Manuel Komnenos o zamana kadar Timonion ismi ile anılan şehrin savunması için bir kale yaptırmıştır. Kale, Kastra Komnenon (Komnenos'un Kalesi) olarak adlandırılmıştır. İsim daha sonra Türkçeleşerek Kastamonu şekline dönüşmüştür.

OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ (1461-1922)
Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında Anadolu Beyliklerini birleştirmek için Trabzon Seferi'ne çıktı. Fatih ile birlikte sefere katılan Kızıl Ahmed Sinop'u ele geçirdi. Fatih, Osmanlı Devleti'ne bağlı kalmak ve 50,000 duka altını vergi vermesi karşılığında bölgede desteği bulunan Kızıl Ahmed'i Sinop beyliğine atadı.

Fatih, Trabzon seferi dönüşü Kastamonu’yu ele geçirdi ve Kızıl Ahmed'i görevinden alarak Mora valiliğine atamak istedi. Kızıl Ahmed görevi yerine gitmeyip önce Bolu üzerinden Karamanoğlu İbrahim Bey’in yanına kaçtı. Osmanlılardan korkan Karamanoğlu İbrahim onu himaye etmeyince Akkoyunlu Uzun Hasan'a sığındı. Uzun Hasan Osmanlılara karşı kullanabileceğini düşündüğü Kızıl Ahmed'e Van gölü kıyısında toprak vererek himayesine aldı. Kızıl Ahmed, Uzun Hasan'ın 1464'te yaptığı Karaman seferine 500 kadar savaşçı ile katıldı. II. Bayezid zamanında affedilerek kendisine Bolu sancağı dirlik olarak verildi. Kızıl Ahmed, 1500 yılında yapılan Modon seferine katılmış kendisine timar olarak verilen Filibe'de ölmüştür.

Candaroğulları'nın Sinop'ta kurdukları tersanenin Osmanlı Devleti'ne katılması ve geliştirilmesi, Osmanlı Donanması'na güç kattı. Kastamonu'nun Küre ilçesindeki bakır ocakları, Beylik daha Osmanlı Devleti'ne ilhak olmadan önce, Osmanlı Devleti'nin top üretimi için faydalandırılmıştır.

Candaroğlu döneminde Kastamonu ve bölgesinde bulunan bakır ve demir madenleri işletilip Karadeniz'in en önemli limanlarından olan Sinop'tan yüklenerek Ceneviz ve Venedikli tacirler aracılığı ile satılıyordu. Candaroğulları bu ticarette üzerinde iki balık bulunan ve Dârü's-saâde-i Sinop (Sinop Sarayı) yazan bakır paraları kullanıyorlardı. Kastamonuda bulunan hamamlar, kervansaraylar, hanlar, camiler ve medreselerin çoğu bu dönemde yapılmıştır.

Kastamonu, 1461 yılından 1922 yılına kadar Osmanlı yönetiminde kalmıştır. Kastamonu, uzun süre Bolu Eyaletine bağlı kalmış ve Bolu Sancağı hükmüyle yönetilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman tarafından Eyalet merkezi haline getirilmiştir.

CUMHURİYET DÖNEMİ
Kastamonu Ulusal (Milli) Mücadele sırasında lojistik destek açısından en güvenilir bölge olması nedeniyle büyük yarar sağlamıştır. Özellikle İstiklal Yolu adı verilen yol ile İnebolu'dan başlayarak Kastamonu üzerinden Ankara'ya yiyecek, giyecek, para, cephane ve silah gönderimi yapılmıştır. Ve Kurtuluş Savaşı'nda cepheye en çok asker gönderen ildir.

Türk egemenliğine geçtikten sonra hiç düşman istilasına uğramamış olan Kastamonu, Çanakkale ve İstiklâl savaşında en fazla şehit veren illerimizden biridir.İl, Çanakkale Savaşında 2.527 şehit verdi. Meşhur "Çanakkale Türküsü",Kastamonu'lu aşık Yorgansız Hakkı'ya aittir

Cumhuriyet'in ilanından sonra Atatürk 23 -31 Ağustos 1925 tarihleri arasında 9 günlük bir Kastamonu gezisi yapmıştır. Bu gezi sırasında İnebolu'da Şapka Devrimi olarak anılan kılık ve kıyafet devrimini açıklamıştır.

Bölgede 1943'te yaşanan Tosya-Ladik depremi 4 bin insanın hayatına mal olmuştur. Bölgede büyük yıkıma yol açan 7.2 şiddetindeki depremi bizzat yaşayan Kastamonulu şair-yazar Rıfat Ilgaz depremin dehşetini Tosya Zelzelesi adlı şiirinde "Çocuğunu emziren kadının soğudu memesinde sütü" dizeleri ile anlatmıştır.

1963 yılında Kastamonu Şeker Fabrikası kurularak ilde bulunan ekonomiye büyük canlılık getirmiştir.

TARİHİ VE TURİSTİK YERLER
Cami ve Külliyeler:
Nasrullah Kadı Külliyesi
İsmailbey Külliyesi
Yakupağa Külliyesi
Şeyh Şaban-ı Veli Külliyesi
Mahmutbey Camii
Atabeygazi Camii
Küre Akşemseddin Camii
Yılanlı Camii



Kale:
Kale, Kastamonu’nun ana simgelerinden biri olarak kentin en yüksek noktasından şehrin bir tacı gibi durmaktadır.

Şehrin batısında bir ana kaya kütlesi üzerinde bulunan kale, M.S. 12. yy.da Komnenoslar tarafından yaptırılmıştır. Orijinal yapıdan günümüzde sadece iç kale kısmı ulaşmıştır. Kalenin dış surları 18. yy. sonlarında yok olmuştur.

Kalenin çeşitli dönemler içerisinde geçirmiş olduğu değişiklikler, bir Orta çağ Bizans yapısından çok Türk mimarisini yansıtmasına neden olmuştur.

Kalenin şehirden yaklaşık 120 metre yüksekte oluşu, ulaşım yönünden oldukça kolay olması Kastamonu’yu panaromik açıdan izlenebilecek en iyi yer konumunda bulunmasını sağlar. Kale içerisinde sarnıçlar, zindan, kaçış tünelleri ile "Bayraklı Sultan" olarak anılan türbe bulunmaktadır.

Tarihi Hanlar:
İsmail Bey Hanı (Kurşunlu Han)
Deve Hanı
Urgan Hanı
Gökçeağaç Hanı
Penbe (Balkapanı) Han
Cem Sultan Bedesteni
Aşirefendi Hanı






Mağaralar:
Ilgarini Mağarası (Pınarbaşı)
Gizemli Mağara (Devrekâni)
Kılıçlı Mağarası (Cide)









BAYRAKLI SULTAN EFSANESİ
Bayraklı Sultan, Kastamonu Kalesi’nin batı burçlarında bir yatır türbesidir. Kastamonulular buraya mum yerine bayrak dikerler.

Buna ilişkin anlatılanlar şöyledir:
Kastamonu Kalesi Selçuklular’ca kuşatılmıştır. Kuşatma uzamış yiğitlerin sabrı tükenmiştir. Günün birinde toplanır karar alırlar: Ertesi gün güneş doğmadan kaleye saldırı düzenlenecek, ne olursa olsun kale alınacak, bayrağı kaleye ilk diken yiğide armağan edilecektir.

Ertesi sabah zorlu bir saldırıya girişilir. Öğleye doğru savaş iyice kızışmıştır. Bu sırada ünlü yiğit Yunus Mürebbi Haykırır: ”Ardımdan gelin, Beni kollayın. bu kaleye sancağı ilk ben dikeceğim.” Ok gibi fırlayıp elindeki ipi burcun sivri dişlerine takar, kaşla göz arasında burca tırmanır. Koynundan kılıcını çıkarıp yiğitçe dövüşür. Ardındakiler de burca çıkar. Vuruşmaya başlar. unus Mürebbi sancağı kaleye dikmiştir. Savaş bitmiş sancak kalede dalgalanmaktadır. Ama Yunus Mürebbi görünmez. Adamları onu bulduklarında, kanlar içinde yatmaktadır. Bedenine sakladığı sancağı hala sımsıkı tutmaktadır. Bu yüzden adı Bayraklı Sultan olur. Halk dileği gerçekleşsin diye ona bayrak adar.

HALK OYUNLARI
Geleneksel Halk Oyunları: Kastamonu ve yöresi zeybek bölgesidir. Kıyı kasabalarındaki oyunlar ise horon et kisindedir. Çevre köylerde davulla oynanan köçek havalarına merkezde rastlanmaz.

Zeybek: Kastamonu'da zeybek, düğün nişan törenlerinde, ulusal bayramlarda, eğlence günlerinde oynanır. Genellikle erkeklerin oyunlarına davul-zurna eşlik eder. Kıyı kasabalarında denize, donanmaya ilişkin sözlerle, devinimlerle oynanan oyunlar da vardır. Kastamonu ve çevresinde zeybeklerin sözlü bölümlerinde oynanmaz. Oyun aralarında davulcular ortaya çıkarak beceri gerektiren değişik devinimlerle tek kişilik gösteriler yaparlar. Bu gösteri oyuncuların dinlenmesine olanak sağlar. Davulcu yerini alırken oyuncular da yeni bir zeybeğe geçer.

Yöre zeybeklerinin en bilinenleri şunlardır: Aşağı tmaret. Ben Tefimi, Beyler Bahçesi, Bütün Çırdak (Çıtırdak, Çığır-dak). Yarım Çırdak, Çeliktendir,Dere Bekleyen, Erencik, Genç Osman, Hendek, Heyamola, Kara Kuzu Havası, Karanfil Oyunu, Kınalı Keklik, Mendan, Oturak Havası, Rakı İçtim, Sepetçioğlu, Topal Koşma, Kolbastı, vb.

SEYİRLİK OYUNLAR, ORTAOYUNLARI
Kastamonu'da seyirlik oyunlar ve ortaoyunları kına gecelerinde, asker uğurlama törenlerinde oynanır. Hayvanları, meslekleri simgeleyen oyunlar halkı güldürüp eğlendirmeyi amaçlar. Kumar, Arap, Leylek, Bahar Çalgısı, Ramazan Hocası, Tütün Kıyma, Duvar örme. Kolan Dokuma gibi oyunlar aynı zamanda halkın yaşama biçimini yansıtır. Köçek ve Heyamola da müzikli seyirlik oyunlara örnek gösterilebilir.

Heyamola: İnebolu ve çevresinde Deniz Bayramı eğlencelerinde erkeklerin oynadığı oyunlardandır. Bir grup, yerde halka oluşturur, öbürleri onların omzuna çıkarak kule yaparlar. Kule kimi kez üç kata yükseltilebilir. Beceri isteyen oyunda oyuncular kuleyi kurduktan sonra müzikle sağa sola sallanarak oynarlar.

YEMEKLERİ
Kesnaş
Üçürdüm
Güllaç Baklavası
Mıklama
Tavuklu Islama
Keşli Erişte
Kastamonu Usulü Tirit
Simit Tiridi
Caba Güveci
Mancar Yemeği
Banduma
 

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

YORUMLAR

Bu içeriğe herhangi bir yorum eklenmemiş.