• Siyaset

İdlib’de neler yaşanıyor

Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadî İdarî Bilimler Fakültesi (İİBF) Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, İdlib’de yaşanan değerlendirerek, "Saldırının büyük ölçüde amacı Türkiye’nin buradaki kararlılığını test etmekti" dedi.
İdlib’de neler yaşanıyor
"İdlib’e neden tahkimat yapıldığını ifade etmemiz gerek" diyen Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, "Son dönemde rejim ve Rusya’nın maksadı, İdlib’deki insanî krizi daha da derinleştirerek, tamamen İdlib’i ele geçirip muhaliflerin son kalesi olan bu bölgeyi kendi kontrolüne almaktı. Bunun Türkiye’ye önemli etkileri olacaktı, en önemlisi göç dalgasıydı. Oradaki milyonlarca insanın Türkiye sınırına gelmesi söz konusu. Bu sonuçların önüne geçmek, rejimle muhaliflerin çatışmasını engelleyip insanî krizi durdurmak adına, Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi kendi göbeğimizi keserek, oradaki gözlem noktalarımızın tahkimatını artırdık" şeklinde konuştu.
"Saldırının büyük ölçüde amacı, Türkiye’nin buradaki kararlılığını test etmekti"
Pirinççi, askerlerimizin şehit olduğu saldırıyla ilgili olarak, "Tam bu noktada saldırı söz konusu oldu, burada saldırının büyük ölçüde amacı, Türkiye’nin buradaki kararlılığını test etmekti, ama bu testin maliyeti çok ağır oldu, daha önce askerî bir sevkiyat yapılırken, konvoyun önüne arkasına, konvoya zarar vermeyecek şekilde saldırılara maruz kalınmıştı; şimdi bambaşka bir tablo ortaya çıktı, şehitlerimiz ve yaralılarımız var. Dolayısıyla sonuçları çok ağır olacak, çok ciddi bir sürece girmiş oldu. Saldırının temel amacı Türkiye’nin buradaki tahkimatına engel olmak ve caydırıcılığını test etmekti, ancak ortaya çıkan sonuç neticesiyle bırakın test etmeyi, kararlılığını daha da artırmış durumda. Zira saldırının hemen sonrasında Türkiye’nin misilleme harekatına girmesi, ne kadar kararlı olduğunun bir göstergesi" şeklinde konuştu.
Pirinççi, "Türkiye burada iki ayrıma gitti, birincisi bundan doğrudan doğruya rejimi sorumlu tutması ve buna yönelik bir misilleme yapması, ikincisi ise Rusya’ya kenarda durması gerektiğini söylemesi. Savaş uçaklarının da bu operasyonun içinde yer alması bunun bir başka göstergesi. Bu şekilde bir misilleme harekatı içindeyiz, bunun sonuçları daha sonra daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Ama ilk yansımalara bakıldığında 30-35 tane rejim unsurunun devre dışı bırakılması en önemlilerinden bir tanesi" dedi.
İdlib’de bundan sonra neler yaşanacak?
Pirinççi, önümüzdeki süreçte neler yaşanacağı ile ilgili olarak, "Bundan sonra nasıl gelişeceğine yönelik tablo buradaki üç aktörün tavrına bağlı olarak şekillenecek. Bunlardan biri Türkiye, diğeri Rusya, bir diğeri de rejimin kendisi. Burada en net şekilde öngörebildiğimiz aktör Türkiye, zira Türkiye İdlib’de yeni bir insani trajediye, yeni bir göç dalgasına müsaade etmeyeceğini, bu yükü tek başına üstlenemeyeceğini net bir şekilde tüm uluslararası topluma deklare etti. Türkiye geri adım atmayacaktır. İdlib’de yeni bir çatışmasızlık bölgesi ya da yeni bir güvenli bölge oluşturmaya çalışacaktır. Rusya biraz net, biraz değil denebilir, Türkiye’nin şehitleri olmasnıı ve buna yönelik tepkisini bir nebze anlayışla karşılamakta, ancak bu sürecin nereye kadar aynı şekilde sürdürüleceğini bilemiyoruz. Süreç içinde Rusya’nın tavrı ortaya çıkacaktır. Rejim açısından da netlik henüz yok. İki opsiyonu var; saldırıyı yapan rejim olduğu için bunun misillemesine katlanmak zorunda, bunun sonucunda rejim Türkiye ile yeni bir gerilimi ne kadar göze alabilir? Türkiye bu saldırıya misliyle karşılık verdi, rejim bundan sonra gerginliği artıracak bir karar alırsa Türkiye’nin daha kararlı ve sert tepkisiyle karşılaşır. Bunu göze alacağını düşünmüyorum. Eğer suskun kalırsa rejim açısından kayıp olarak değerlendirilecektir. Bu yüzden Rusya ile ortak hareket etmeye çalışacağını öngörebiliriz" ifadelerini kullandı.
"Türkiye ve Rusya ilişkileri yalnızca İdlib ya da Suriye sorunundan oluşmuyor" diyen Pirinççi, "Geçmişte, soğuk savaş döneminde ABD’nin yapamadığını Türkiye yaparak Rus uçağını düşürdü. İlişkiler gerginleşti, ama kopmadı, sadece Ortadoğu’yla ilgili olmayan çok boyutlu ilişkiler var. Enerji alanında ve ticarî alanda yapılan işbirlikleri var, ABD’nin dengelenmesi yönünde iş birlikleri var. Dolayısıyla bu krizle beraber Türkiye-Rusya ilişkilerinin kopacağını ve aradaki köprülerin yıkılacağını öngörmek mümkün değil. İlişkiler şu anda Rusya’nın tavrına göre şeklillenecek. Şunu unutmamak lazım; Rusya, Türkiye’nin stratejik ortağı değil, ABD de değil, sadece bazı alanlarda hem Rusya’yla, hem ABD ile iş birlikleri yapılıyor, ama iş birliği olmayan alanlar mevcut. Rusya ile Suriye konusunda bazı alanlarda ortak adımlar atılması ve uzlaşma sağlanması stratejik ortaklık olduğu anlamına gelmez. Taraflar tamamen bir satranç oyunu gibi çeşitli hamlelerle, ilişkilerini bozmayacak şekilde kazanımlarını artırmaya çalışıyor" diyerek sözlerine son verdi.