alexa verify

İradenize boyun eğdim 'Gel' dediniz geldim

İradenize boyun eğdim Gel dediniz geldim
Giriş Tarihi: 12.08.2018 10:48 Güncelleme Tarihi: 12.08.2018 13:25 536 Okunma 0

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener: 'Veda niyetine 'Ben sizi çok sevdim be' demiştim. Sözümü alıp, elimi ayağımı bağlayan bir hamleye çevirdiniz, 'Biz de seni çok sevdik be' dediniz. İradenize boyun eğdim. 'Gel' dediniz, geldim.' dedi.

Haber: Anadolu Ajansı - İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin ATO Congresium'da düzenlenen 2. Olağanüstü Kurultayı'nda, İYİ Parti'nin, sesi kısılan, sözü kesilen, iftiraya uğrayanların partisi olduğunu belirterek, "Bugün buradayız. Milletin meclisindeki sayımız belli. Ama yarın, evet yarın mutlaka, iktidarda olacağız." ifadesini kullandı. 

16 yılın ezdiği, sindirdiği, kul köle etmek için uğraştığı milyonların sesi olduklarını ifade eden Akşener, partinin kuruluşu sürecinde yaşananlara değindi.

"İyi ki bir araya geldik, iyi ki biriz, birlikteyiz, iyiyiz" sözlerine yer veren Akşener, "Bu parti, bir iyiler hareketidir ve kimseyle baki değildir. Bu yüzden, herkesin adaletinden emin olduğu güne kadar, bu birliktelik sürecektir. Dünden bugüne, el ovuşturup pusuya yatanlar bilsinler ki kötü ile mücadele devam ettikçe, iyilik hareketi de var olacaktır." dedi.

Yola çıkarken ortaya "başaracağız" iddiasını koyduklarını anımsatarak Akşener, aynı iddiayı yineledi.

Meclise giren bütün partilerin oy kaybetmesine karşın kendilerini başarılı ilan ettiklerini söyleyen Akşener, şöyle devam etti:
"Biz ise 50 yıllık partiler kadar oy almamıza rağmen, iddiamızla sınanmayı esas aldık, sorumluluğu üstlenerek çekildik. Meşhur sözdür, 'Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler.' 'Kendi partimde ihtilaf konusu olmaktansa, noktayı koyarım.' dedim. 'Fitneye sebep olmaktansa, örter kapımı otururum.' dedim. 'Çekildim, İzzet ü ikbal ile bab-ı siyasetten.' dedim. Türkiye'ye yakıştırdığımız demokrasi anlayışımız da şahsi prensiplerim de bunu gerektiriyordu. Allah şahittir ki, meselenin altı da budur, üstü de budur. Önü de budur, ardı da budur. O andan sonra ise içinde yer almadığım ve asla müdahil olmadığım bir süreç yaşandı. Parti camiası, kararımın hilafına ortaya bir irade koydu, ısrarcı oldu. Veda niyetine 'Ben sizi çok sevdim be.' demiştim. Bu sözümü alıp, elimi ayağımı bağlayan bir hamleye çevirdiniz. 'Biz de seni çok sevdik be.' dediniz. Kararınıza teslim oldum. Görev, töre gereğidir. Töre konuştu, han sustu. İradenize boyun eğdim. 'Gel' dediniz, geldim."

"Hesapçılarla yürüyemeyiz"

Kariyer planlamasıyla siyaset yapmadıklarını vurgulayan Akşener, "Şimdi sizlere soruyorum, eteğinde taş kalmış olan var mı? 'Şunu da söyleseydim' diye, içinde ukde kalmış olan var mı? Tekrar soruyorum, var mı? Öyleyse nerede kalmıştık? Şimdi yeniden 'Bismillah' diyor muyuz? Öyleyse, daha yeni başlıyor muyuz? Haydi, Bismillah. Sizlere kolay bir başarı vadetmiyorum. Sabaha iktidar umanlar, bizimle yola çıkmasın. Yolumuz uzun ve çetin. Bu yolda karşınıza menfaat teklifleri, tehditler ve daha bir yığın engel çıkacak. Bu çetin fakat kutlu yolu, yufka yüreklilerle, korkaklarla, hesapçılarla yürüyemeyiz." değerlendirmesinde bulundu. 

İYİ Parti'nin, "AK Parti ve CHP'nin bir kumpas ağzı gibi konumlandığı, yanlarına da her işe yarayan, İsviçre çakısı rolündeki, MHP'nin iliştirildiği siyasi tabloyu" değiştirdiğini vurguladı.

Partinin sağdan soldan preslenerek, yeni bir çepere dönüştürülmesine izin vermeyeceklerini belirten Akşener, "Sorumluluğumuzu, yükümlülüğümüzü artıran yüzde 10 oy, İYİ Parti'nin sıçrama tahtasıdır. Biz, kınayanların kınamasına aldırmadan siyaset yapacağız. Neye inanıyorsak onu söyleyeceğiz." değerlendirmesini yaptı.

"Köşe başından kapıyı gözleyen, pişmanlar değiliz"

İYİ Parti'nin, bir aktarma istasyonu, emanet kabulcüsü olmadığının altını çizen Akşener, şöyle devam etti:
"Bir hışımla evden kaçıp, sonra da köşe başından kapıyı gözleyen, pişmanlar değiliz. Birileri kendi hayal dünyalarında bizi imtihan ediyormuş. O birilerinin kimler olduğunu gayet iyi biliyorsunuz. Kimin imtihan edildiğini ve saray muhafızlığına, hem de kadrolu yazıldığını biliyoruz. Bugün, kasıla kasıla oturdukları 'saray yancılığı koltuğunda' dün Apo'nun, FETÖ'nün oturduğunu da biliyoruz. Bunlar öyle insanlar ki uzattığın eli dahi bir gün sonra fitneye dönüştürmeye kalkacak kadar izansızlar. 'İlkeye sadakatin olmadığı yerde, kişiye itaat olmaz' düsturuyla duruşumuzu kimselere meze ettirmeyiz. İYİ Parti'nin varlık gerekçesi birilerinin yaptıkları ya da yapmadıkları değildir. Türk'e ve Türkiye'ye dair hissettikleridir. Durduğumuz yeri göstermek için birilerinin pozisyonuna atıf yapmaya gerek duymuyoruz. Milletin 'Git' dediği yere gideriz, 'Ol' dediği yerde oluruz, 'Dur' dediği yerde de dururuz."

Meral Akşener, ekonominin tepetaklak, hukukun yerle bir ve dış politikanın fiyasko olduğunu, anayasanın askıya alındığı bir süreçten geçildiğini savundu.

Akşener, "Anlaşılıyor ki Tayyip Bey'in gönlündeki sistem, komünist idarelerin politbüro sistemidir. OHAL, olağan hal oldu. Valiler, AK Parti il başkanı olarak görevlendirildi. Galiba, 'Milletin Adamı'nın içine, bir Führer kaçtı. Millete sürekli dört parmağını sallayan Tayyip Bey, artık beşinci parmağını da açmıştır. Dili, 'Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet derken, ruhu 'Tek adam' diyor." sözlerine yer verdi. 

"Paketin içinden de beton çıktı"

Muhalefet ölçülerinin ne pahasına olursa olsun hakkı söylemek olduğuna değinen Akşener, ekonomi yönetimine yönelik eleştirilerde bulundu.

Akşener, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik, "Kendi kendine kurduğun ekonomi teorileri, memleketi batırmak üzere. 'Ben ekonomistim.' diyorsun. Sen ekonomist değilsin muhterem. Sen, ekonomik boy bir muhterissin." dedi.

Türkiye ekonomisinin iktidarın uyguladığı yanlış politikalarla çıkmaz sokağa girdiğini ve sokağın sonunun yaklaştığını ileri süren Akşener, "Ne acıdır ki, '100 günlük eylem planı' diyerek anlattıkları paketin içinden de beton çıktı." diye konuştu.

Erdoğan'ın vatandaştan döviz bozdurmasını istediğini anımsatan Akşener, "Buna bir 'Milli beka' meselesi dediğiniz halde, niçin vatandaşlar döviz büfeleri önünde kuyruk olmadı? Olmadı. Çünkü Cumhurbaşkanı bu yolu daha önce denedi, ona inananlar yüzde 50 zarar ettiler. Şimdi de onun sözüne itibar etmiyorlar." ifadelerini kullandı.

"Ekonomide ateş bacayı sardı"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ekonomiye ilişkin seçimden önceki sözlerini hatırlatan Akşener, bugün ekonomide ateşin bacayı sardığını savundu.

Türkiye'nin yeni yönetim sisteminin yanlış olduğunu ifade ettiğini anımsatan Akşener, "Bugün, sonuçlarını görüyoruz. 'Borç vereceğiz' diye hava atıyordunuz ama bu gidişle korkarım Türkiye'yi IMF'lik edeceksiniz. Türkiye'yi, 2001'in bile gerisine götüreceksiniz." ifadesini kullandı.

"Sayın Erdoğan, tencereler kaynamazsa, kadınlar seni de lobilerini de dış güçlerini de yerle bir eder." diyen Akşener, Türkiye'nin ekonomiden anlamayan, sürekli aldanan, aldatılan, aldandıkça öfkeyle köpürüp, faturayı millete çıkaran bir tek adamı haketmediğini söyledi.

"İktidar sayesinde, 95 yıllık birikimin gittiğini, yeni neslin artık geleceği düşleyemediğini" ileri süren Akşener, "Yakın zamanda sonuçları açıklanan YKS'de, öğrencilerimiz, matematikte 10 sorudan birini, Türk Dili ve Edebiyatı alanında ise 5 sorudan birini doğru cevaplamış. Çocuklarımızın değil, bu 16 yıllık AKP iktidarlarının karnesidir." dedi.

İktidarın eğitim politikalarını eleştiren Akşener, "İktidar, eğitimde fırsat eşitliğini yok ederken, bir taraftan da 'Kendi için' bir nesil yetiştirme gayretiyle, orduyu ve dini yaptığı gibi eğitimi de siyasallaştırdı. Bu sonuçların tek izahı, iktidar eli ile oluşan kayırmacı tutumdur." iddiasında bulundu.

"Dış politikada çukura gömüldünüz"

İktidarın dış politikasına yönelik eleştirilerini de dile getiren Akşener, "Stratejik derinlik diye tutturdunuz. Dış politikada, çukura gömüldünüz. 'Komşularla sıfır sorun' dediniz. Herkesle dalaştınız. 'Layıkların' değil, 'sadıkların' riyasetinde yürüyen dış politikada vahim bir haldeyiz." ifadesini kullandı.

Akşener, Ortadoğu'da mezhepsel saiklerle iş gören, şahsi ikbalini milli ikbalin önüne alan, Ege'de, Akdeniz'de, Avrupa'da kapalı kapılar ardında mutabakatlar yapan iktidarın, topyekun Türkiye'yi sıkıntıya soktuğunu, uluslararası itibara zarar verdiğini ileri sürdü.

Amerika ile Türkiye arasında bir "papaz sorunu" yaşandığını, bunun da şahsi ikbal hesabının bir sonucu olduğunu savunan Akşener, şunları kaydetti:
"Amerika Birleşik Devletleri'nin, pastör Brunson'ı gerekçe göstererek, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanına karşı 'Hedefli yaptırım' kararı alması, tarafımızdan mazur görülemez. Ülkemizi, "müstemleke" gibi gösterecek, seçilmiş küstahça sözcükler ile yapılan açıklamalar, kadim devlet geleneğimizde, diplomasi anlayışımızda, müsamaha gösterilecek bir mahiyette değildir. 20 ay boyunca tutuklu bulunan pastör Brunson konusunda, bugüne kadar ciddi bir girişimde bulunmayan, sosyal medya diplomasisi ile meseleye uhulet ve suhuletle yaklaşan Amerika'nın son tutumu, yakın zamandaki jeopolitik gelişmelerin bir yansıması, yargımızın bağımsız olmadığını bilmelerinin bir sonucudur. Ancak, 16 yıldır iktidarınızın içini boşaltmaya çalıştığı devlet geleneğimiz, hiçbir şart ve koşulda bu gibi bir yaklaşıma, tehdide boyun eğmemelidir. Brunson'ın tutukluluğu konusunda, bir Twitter iletisi ile tutum değiştiren yargı sistemimiz, aşikardır ki iktidarın politikalarına göre muamele ediyor. Hasbi bir şekilde hem Amerika'ya hem de dünyaya 'yargı bağımsızlığı' hatırlatması yapabilmek için, yargıyı bağımsız bırakmak, adaleti temsil ettiğini unutan, hakim ve savcıları tasfiye etmek şarttır."

"Eşitlik ve özgürlük" vurgusu
"Bilinmelidir ki iktidarın, Amerika'nın bu restine cevabı, 'hukuka müdahale' olup olmadığını da gösterecektir. Ancak yine tedirginiz. Apar topar uçağa bindirilen heyetin, Amerika'da, Dışişleri ve Hazine koridorlarını arşınlarken ne yaptığını, ne istendiğini, ne verildiğini bilmiyoruz." diyen Akşener, bir başka devletin, ekonomik yaptırım gibi araçlarla, Türkiye'nin içişlerine karışmasını engellemenin yolunun, bu araçları etkisiz kılacak bir yönetim sistemi inşa etmek olduğunu söyledi. 

Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ne Amerika'nın, ne de başka bir devletin, hükümet üzerinden ülkemizi kendince ve küstahça cezalandırmaya kalkmasına asla ve asla müsaade etmeyiz. Hükümete çağrımız açıktır, adaleti tesis edin, demokrasiyi inşa edin, girişimde ve eğitimde fırsat eşitliği ile bir kesimin değil, herkesin büyümesine, gelişmesine müsaade edin ki ülkemizin itibarı, itibarıyla birlikte gücü artsın. Başkaları bize küstahlık etmeden önce, on kere, yüz kere düşünsün. Bizim durduğumuz yer belli. Evet, buralara iktidarın hataları ile geldik. Dışarıda caydırıcılığını, içeride güvenirliğini kaybeden bir ülke olduk. Bu iktidardan, uygulamalarından, ortaya çıkardığı ülkeden ve yönetimden memnun değiliz ama, bizim oğlanı da başkasına dövdürmeyiz. Peşinen söyleyeyim, her ne sebeple olursa olsun, Türk Devleti'nin bakanlarına yaptırım kararı alınması, asla kabul edilemez. Yargının nasıl işlediğinin, mahkemelerimizin adaletinin hesabını Amerika'ya verecek değiliz. Bunlar, Türk milletinin meselesidir. Sırf Amerika bahane ediyor diye de adaletsizliğe razı olmayız, ama sanki temyiz makamıymış gibi herhangi bir ülkenin Türkiye'ye parmak sallamasına da müsaade etmeyiz."

Türkiye'de eşitliğin ve kişisel özgürlüklerin önemine işaret eden Akşener, seçme ve seçilme haklarının önündeki antidemokratik engellerin kaldırılmasını ve kuvvetler ayrılığının sağlanmasını istedi.

"Adil yargı hakkı en hayati sorun"
Meral Akşener, bir asırlık geleneğe uygun olan parlamenter sistemin, yeni denge mekanizmalarıyla güçlendirilerek yaşama geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Akşener, "Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri, Türkiye Cumhuriyeti'ni ve ulusun birliğini temsil sıfatından doğan işlerle sınırlandırılmalıdır. İnanç ve inancı ifade etme özgürlükleri, en kapsamlı ve özgürlükçü biçimde sağlanmalıdır. Adil yargı hakkı, hiç kuşkusuz Türkiye'nin en hayati sorunlarından biridir. Sadece yargı aşaması değil, öncesi, sonrası da tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler ve insan hakları hukuku göz önüne alınarak düzenlenmelidir." diye konuştu.

Laiklik ilkesi gereğince devletin farklı din ve mezheplere, felsefi inançlara eşit mesafede olması gerektiğinin altını çizen Akşener, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın din, inanç ve vicdan özgürlüklerini gözeten bir kurum olarak yeniden yapılandırılmasının önemine değindi.

Türkiye'nin ekonomide, dış politikada, yargıda ve eğitimde hızla dibe vurduğunu savunan Akşener, şunları kaydetti:

"İYİ Parti olarak milletin hakkını, hukukunu var gücümüzle koruyacağız. Biz, Türkiye'yi yönetmeye talibiz. Bizim davamız da sevdamız da Türkiye'dir, Türk milletidir. Bizim Türkiye sevdamız hesaba kitaba gelmez, sandığa pusulaya sığmaz. Bizim anlayışımızda, Türkiye sevgisi imandandır. İYİ Parti bunun için var. Bin yıldır, bu topraklarda filizlenip duran ne kadar hayal varsa, gerçek olsun diye varız. Ne kadar acı varsa, son bulsun diye varız. Aziz milletimizin, tarih sarkacı, yeniden yükselişe geçsin diye varız."

Kurultaydan notlar
"Andımız"ın okunmasının ardından salona gelen Akşener, coşkuyla karşılandı. 

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'yla başlayan kurultayın açılışını Genel Sekreter Aytun Çıray yaptı. Kurultay için yeterli çoğunluğun oluştuğunu belirten Çıray, "Hayırlı olsun" dedi.

Kurultayın Divan Başkanlığını İsmail Koncuk yapıyor.

Kurultayı, CHP Genel Sekreteri Mehmet Akif Hamzaçebi ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ile Saadet Partisi, BBP ve DSP'den temsilciler de izliyor.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

YORUMLAR

Bu içeriğe herhangi bir yorum eklenmemiş.
wowwo haber detay altı 620*90