29.05.2017 01:38 Güncelleme Tarihi: 12.11.2017 05:35 3920 Okunma

Islahatçı bir Padişah

Sultan Selim, 24 Aralık 1761 tarihinde İstanbul'da doğmuştur. Babası III.Mustafa, annesi Mihrişah Sultandır. Sultan Selim şehzadeliği zamanında çok iyi bir eğitim almıştır. Sultan Selim yeniliklere açık, ileri görüşlü bir düşünce yapısına sahiptir.

Islahatçı bir Padişah
Babası III.Mustafa'nın vefatından sonra tahtta amcası I.Abdülhamid çıkmıştır. Amcası I.Abdülhamid'in desteğiyle Selim tahtta çıkana kadar çok güzel bir şehzadelik dönemi geçirmiştir.

Selim edebiyata ve musikiye çok meraklıydı. Şehzadeliği sırasında kendini bu alanlarda çok iyi yetiştirmiştir. Devletin iç ve dış sorunlarını çok iyi bir şekilde analiz etmiş ve tahtta çıkacağı gün uygulamak üzere planlar yapmıştır.

Selim, amcası I.Abdülhamid'in vefatı üzerine 28 yaşındayken Osmanlı tahtına oturmuştur. Selim'in padişah olması halk arasında çok büyük bir sevinç ve heyecanla karşılanmıştır. Hatta halk ve bir çok devlet adamı Osmanlı'nın eski gücüne kavuşacağı günü dört gözle beklemeye başlamıştı.

Sultan III.Selim tahtta çıkar çıkmaz karşısına çok büyük engeller çıkmıştı. Bunların başında ise Amcası I.Abdülhamid döneminden beri devam eden Osmanlı-Rusya ve Osmanlı-Avusturya Savaşları halen devam ediyordu.

Sultan Selim Han iki tarafa karşı da büyük bir galibiyet istiyordu. Savaş bütün şiddetiyle devam ediyordu. Avusturya'nın yaptığı saldırılar başarısızlıkla sonuçlanıyordu. Alınan bu başarısızlıklar ülke içinde huzursuzluğa neden oluyor, yer yer isyanlar çıkıyor, Fransız İhtilali'nin de getirdiği huzursuzlukla Avusturya, Rusya'dan ayrılarak Osmanlı ile Ziştovi Antlaşmasını imzalamıştır.

Bu antlaşmaya göre;
-Avusturya savaşta Osmanlı Devleti'nden aldığı toprakları geri verecek,
-Osmanlı Devleti ise Orsova ile Unna ırmakları çevresindeki bazı yerleri Avusturya'ya bırakacaktı.

Rusya ile olan savaş devam ediyordu. Ancak Osmanlı Ordusunun üst üste aldığı mağlubiyetler sonucu III.Selim savaştan umudunu kesmişti. Rusya ise tek başına kaldığı için mecburen barış yanlısı oldu.

Savaşın sonunda iki devlet arasında Yaş Antlaşması imzalandı.

Bu antlaşmaya göre;
-Kırım Rusya'ya bırakılacak,
-Dinyester Irmağı, iki ülke arasında sınır kabul edilecek,
-Rusya, Prut ile Dinyester nehirleri arasında kalan toprağın dışındaki yerleri geri verecek.

Bu savaşın sonunda Osmanlı Devleti Kırım'ı alamadığı gibi yeni toprak kayıplarına da uğradı. 

III.Selim, Rusya ile olan savaşın kaybedilmesini yeniçerilere bağlıyor, devletin güçlenmesi için daha kapsamlı ıslahatların gerekli olduğunu düşünüyordu.

Yaş Antlaşmasından sonra ıslahatlara büyük bir önem veren III.Selim, askerlerin düzenli bir eğitim almasını düşünüyor ve Yeniçeri Ocağının içindeki disiplinsizliği düzene koymaya çalışıyordu.

Sultan Selim Han Yeniçeri Ocağının dışında "Nizam-ı Cedid" adlı yeni bir askeri birlik kurdu ve orduya dahil etti. Nizam-ı Cedid birliğinin masraflarını karşılamak için "İrad-ı Cedid" adında yeni bir hazine açıldı.

Birliğin eğitim işleri ise Avrupa'dan getirilen subaylara bırakıldı. Sultan Selim ıslahatlarına devam ediyordu. 

Avrupa devletlerinin Viyana, Londra, Paris, Berlin gibi başkentlerine daimi elçilikler açıldı. 
Devletin içinde bulunduğu sorunlarla ilgili raporlar hazırlattı. 
Yerli malı kullanılması özendirildi.
Yabancı dil ve kültür hareketlerine önem verildi.
Bir çok teknik eser Türkçe'ye çevrildi. 
Kara ve deniz mühendislikleri yenilendi.
İlk devlet matbaası kuruldu.

Bu sırada Kanuni Sultan Süleyman döneminden beri verilen imtiyazlar sonucu iyi ilişkilerde olduğumuz Fransa ile ilişkilerimiz bozulmaya başlamıştı. Bir çok Avrupa ülkesini yenilgiye uğratan Fransa ordusunun başında "Napolyon Bonopart" vardı.

Fransa-İngiltere ile savaşıyordu. Napolyon, İngilizleri yenilgiye uğratabilmek için Hindistan yolunun kapatılması gerektiğini düşünüyordu. Bunu yapmak için Osmanlı Devleti'nin eyaleti olan Mısır'ı ele geçirmek istedi.

İngilizler "düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığıyla Osmanlı Devleti ile hareket etmeye başladılar. Sultan Selim Han İngilizlerden sonrada Ruslarla da ittifak yaptı ve Mısır valisine İngiliz savaş gemilerine yardımcı olmasını istedi. Ancak Osmanlı kuvvetlerini yenen Napolyon Akka kalesini kuşattı. Cezzar Ahmed Paşa komutasındaki Nizam-ı Cedid askerleri tarafından Napolyon Bonopart yenilgiye uğratıldı ve Napolyon canını zor kurtararak Fransa'ya kaçtı.

Napolyon'un kaçması sonucu Mısır tekrardan Osmanlı Devletinin hakimiyetine girdi. Rusya ve İngiltere ile ilişkilerimiz düzelmeye başlamıştı. Ancak "düşmanın dostluğu işi bitene kadarmış". Ne Rusya ile ne de İngiltere ile olan dostluğumuz uzun sürmedi.

Rusya, Ege adalarından Fransa tehlikesini bahane edip çekilmiyor, İngiltere ise Mısır'ı ele geçirmek istiyordu.

Osmanlı Devleti ise boğazları Rus donanmasına kapatmış, Eflak ve Boğdan Beylerini Rus yanlısı olduğu için görevden almıştı. Ancak Rus ve İngiliz elçileri bir olup Osmanlı'nın kararlarına karşı çıktılar ve verilen kararların tam tersi uygulandı.

Artık "ok yaydan çıkmıştı" savaş başlayacaktı. Rusya Eflak ve Boğdan'ı işgal etmiş, Ruslar'ın müttefiği İngilizler ise Eflak ve Boğdan'ın Rusya'ya bırakılması için Osmanlı Devletine baskı yapıyordu.

Ancak Sultan Selim Han İngilizlerin isteklerini kabul etmemişti. Bunun üzerine İngilizler Mısır'a doğru harekete geçmişlerdi. İngilizler Mısır'da istedikleri başarıyı sağlayamadılar ve Mısır valisi Mehmed Ali Paşa'nın komuta ettiği Osmanlı ordusuyla Mısır'dan İngiliz ordusu atılmıştı.

Rusya ile olan savaş devam ederken Payitaht İstanbul'da Ataullah Efendi ve Köse Musa Paşa gibi bazı devlet adamlarının desteğiyle yeniçeriler Kabakçı Mustafa öncülüğünde ayaklandılar.

Sultan Selim ayaklanmayla ilgili tedbirler almak için toplantılar yapmak istedi ama Köse Musa Paşa ayaklanmanın ciddi bir olay olmadığını müdahale etmeye gerek olmadığını söyledi.

Durum böyle olunca meydanı daha da boş bulan asiler kendilerine daha fazla yandaş buldular ve zorbalıklar yapmaya başladılar. Sultan Selim Han bir çatışma çıkmaması için asilerin istedikleri gibi Nizam-ı Cedid ordusunu kaldırdı.

Bununla yetinmeyen asiler Sultan Selim'e yakın olan devlet adamlarının kellesini istediler. Bu isteği kabul etmeyen Sultan Selim'i asiler tahttan indirip yerine IV.Mustafa'yı çıkardılar.

İsyancılar ıslahatlardan ve Sultan Selim'den yana olan herkesi öldürdüler. İsyancıların elinden kaçanlar ise Alemdar Mustafa Paşa'ya sığındılar.

Aradan bir yıl geçmişti Alemdar Mustafa Paşa III.Selim'i tekrar tahtta çıkarmak ve Nizam-ı Cedid'i yeniden canlandırmak için İstanbul'a geldi.

Alemdar Mustafa Paşa başta Kabakçı Mustafa olmak üzere isyana katılan bir çok kişiyi öldürttü. IV.Mustafa ise tahttan inmemek için Osmanlı soyundan tahtta geçebilecek erkek kalmaması için III.Selim ve Şehzade Mahmud'un (II.Mahmud) ölümlerine karar verdi.

III.Selim vahşice şehit edildi. Şehzade Mahmud ise IV.Mustafa'nın elinden kurtuldu ve Alemdar Mustafa Paşa'nın desteğiyle Osmanlı tahtına oturdu.

"Dinine, vatanına ve milletine çok düşgün olan Koca Sultan davası uğruna canını vermişti."