07.03.2018 05:06 Güncelleme Tarihi: 20.03.2018 17:01 31299 Okunma

Erkek Atlası..

Erkek Atlası..

Ayşe Alagöz'ün 'Erkek Atlası'nı okuduktan sonra fikrim soruldu.

Cem Özer - 'Hiç Kimsenin Adamı'


Türkiye Atlası’ndan bir erkek olarak noktayı koy” dediler de ben bu coğrafyada yetişmiş olsam bile, bu coğrafyaya ait değilim. Tıpkı kivi ve avocado gibi.

Kadın ve erkek eşittir benim gözümde. Aynı haklara sahiptirler.

Erkek ne yaparsa ya da yapabilirse kadın da yapar, ya da yapabilir.

Kadın ne yapamaz ya da yapmamalıysa erkek de aynı yasaklara muhatap olmalı.

Bir erkek bakire bir kızla evlenmek isteyebilir. Buna hakkı da vardır, saygı da duyarım. Ancak kendisi de bakir kalmak kaydıyla.

Dayı sen elalemin karısıyla, kızıyla gününü gün et sonra benim karım el değmemiş olsun.

Olmaz.

Mesela; aslında beyin ölümü gerçekleşmiş dedeler, küçük kız çocuklarına, hatta oğlan çocuklarına tebelleş oluyor, bir başka hasarlı kısım da bunu onaylıyor “Hak” diyor.

Neden o dedelerin akranı nineler oğlan çocukların ya da kız çocukların peşinden koşmuyor ?

Çünkü ‘Erkek Atlası’ nın geri kalmış Ortadoğu Coğrafyası’nda, erkek egemen maçoizmin emridir bu.
Erkek ne yaparsa müstehaktır. Değilse de bir kitabına uydurulur.

Burada mesele erkek ya da kadın değildir. Egemen olandır.
Egemen kimse onun kuralları geçer.

Erkek toplumu; kadını baskılayarak egemenliği eline geçirmiştir.

Doğuştan, yaradılıştan gelen her hakkı kendine geçerli, kadına yasaklamıştır.

İnsan evladı da tüm diğer canlılar gibi üç temel içgüdüyle doğar. Bu Allah tarafından kendi hayatlarını ve soylarını devam ettirebilmek içindir.

Barınma (uyuma ve kendini tehlikelerden koruma amaçlı), beslenme (avlanma, çalışma, üretme, para kazanma), üreme (seks, cinsellik).

Bu tüm canlılarda ortak özelliktir.

İnsan evladı diğer canlılardan farklı olarak, yaratılıştan gelen bir haz alma duygusuna sahip olduğu için bunlardan haz alır.

Avcı-toplayıcı toplumdan üretici-biriktirici topluma geçilmesiyle birlikte erkek üretim alanında egemen olabilmek ve iş gücünü kadınlara kaptırmamak için kadını baskılamıştır. Bunun için de en uygun araç olarak din kullanılmıştır. Çünkü din tartışılmaz. Günahkar damgasını yedinmiydi toplumdan dışlanırsın.

Temel iç güdülerini kontrol ettiğin bir insan, artık tamamen senin kontrolündedir.

Kadının çalışmasını günah kılıp yasaklayarak, sadece doğurucu bir unsur haline getirerek beslenme ve barınma ihtiyacını tekeline alan erkek, bekaret kılıfıyla evliliğin dışında cinselliği de yasaklayınca, artık kadın kocasının ve tüm kadınlar erkeklerin kölesi haline gelmiştir.

Köyden kente göçen erkek mantığı kadına çalışmayı yasaklarken, köyde neredeyse yalnızca kadın çalışır. Tarlada, evde, her yerde.

Çünkü köy küçük yerdir ve ekonomi zaten kocanın elindedir.

Kadının ekip, ürettiği ürünü erkek satar.

Kentte çalışan kadın erkeğin işine, ekmeğine düşmandır. Ayrıca eli para görür de barınma ve beslenme için erkeğe ihtiyacı kalmazsa cinsel anlamda da kalmaz ve kıyaslanmaktan korkan erkekler bakire bulamazlar.

Bu kez kadını elde tutmak için daha incelik ve derinlik isteyen çabalar göstermeleri gerekir.

Kadın ve erkeğin ekonomik olarak eşitlendiği bir dünyada, erkeğin kadını elde etmesi ve tutması artık eskisi kadar kolay olmayacaktır.

Üç dönüm bostan yan gel yat Osman olmaz işler. O yüzden bu tarafların ‘Erkek Atlası’nda, annesinin dışında, kadına saygı gösteren birilerini bulmak zordur.

Görüyoruz ki; kadın -erkek ilişkisine yöneten, yönetilen, egemen, köle- falan diye bakmak yerine, denklerin, eşitlerin ilişkisi olarak görmek ilişkiyi her platformda daha keyif verici, eğlenceli, saygılı ve sevgili olacaktır.

Ancak bu coğrafyanın ‘Kadın Atlası’na da değinmek gerekir.

Bu iklimin kadını da bir tuhaftır.

Kıskanılmak ister, kısıtlanmak ister, yasaklanmak ister
Hatta bağırılsın, fazla can acıtmayan minik bir tokat da araya sıkıştırılabilir.

Bunlar hep erkeğin sevgi gösterisidir. Mazoşist bir sevgi anlayışı vardır kadınımızın.

Kendisi için ölecek hatta öldürecek bir erkek arar. Öylesine meftun olur ve sonunda da ölen genellikle kendisi olur.

Sorumluluklarını bir erkeğe devretmesi öğütlenmiştir kadınlarımıza, yine kadın olan anneleri tarafından.

Oysa ki sorumluluk tek başına devredilmez. Sorumluluğu alan hakları da beraberinde alır.

Bu erkek kumpası yüzyıllar içinde kadının kendi düşüncesi haline gelmiş ve artık erkeklerin sürekli olmak yerine, ara ara gaz vermesi yeterli olmuştur.

 Kadınlar artık erkek egemen düşüncelerini kadına maletmekten sıyrılmalı ve kendi güçlerini, egemenliklerini ellerine almalılar.

Dünyayı kadınlar değiştirecek ve insanı sevmekle başlayacak her şey.