17.09.2017 02:04 3877 Okunma

Çok oluyoruz artık, değil mi?

Yazımı aslında bitirmiş ve hazırlamıştım ama 12 Eylül gibi kirli bir geçmişin yıldönümünde yayınlamak istemedim, biraz bekledim. Türkiyem yeni ve güçlü bir tarih yazıyorken, düşüncemi aşağılık bir darbenin yıldönümünde paylaşmak beni rahatsız etti.

Çok oluyoruz artık, değil mi?
Mesut Kamil Yılmaz - Okuyucu Yazısı

Sırf karşıt görüş olsun diye mesnetsiz bir şekilde karalamaya çalışanlar olsa da Türkiyem hızla büyüyor. Türkiye’nin büyüme hızı gerçekten şaşırtıcı. 

Batı durumdan çok rahatsız, içerdeki hainler şaşkın ve birçok değerlendirme kuruluşu bu duruma bir anlam veremiyor. Peki nasıl oluyor bu ? 

Üstelik; Dünyanın birçok bölgesinde ki olaylara karşı sessiz kalmak yerine direk müdahil oluyoruz. 

Irak’da İran’da varız...
Kafkasya coğrafyasının tamamında varız..
Myanmar dünyanın bir ucu, müdahiliz..
Almanya, Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerinde yine müdahiliz..
Tüm arab ülkelerinde varız..
S.Arabistan,Katar,Kuveyt,Filistin..
Güney Afrika Cumhuriyeti’nde bile müdahiliz..
Rusya’ya ne buyrulur, müdahiliz..

Yetmedi.. AB içindeki kararlarda yine müdahiliz. Çok oluyoruz artık değil mi! Hangi taşı kaldırsan biz çıkıyoruz. 

Ya bu TİKA’ya ne demeli?
Meksika’da ki kadınlara bile meslek öğretmeye, destek programları oluşturmaya gidiyorlar. 

Hatırlayamayanlarınız için TİKA'nın açılımını da yazalım; Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı.

TİKA, Türkiye’nin uluslararası yardım ajansı. 

ABD’nin USAIDS’i var, Japonya’nın JICA’sı. Avrupa Birliği’nin büyük ülkelerinin de hepsinin ayrı ayrı yardım ajansları var. 

Türkiye de, 1990’lı yıllarda kendi ajansını kurdu. Başta, SSCB’den kopan Türk Cumhuriyetlerine yardımla başlandı. Ancak şu anda, 100’den fazla ülkeye çeşitli şekillerde yardım götürüyor TİKA.

Dünyanın her köşesindeki mazlumlara yardımını esirgemeyen bir Türkiye. Yıllardır terör yüzünden milyarca lira para saçan bir Türkiye. 3.5 milyondan fazla Suriyeli mülteciye kucak açan, doyurup bakan bir Türkiye

Nasıl oluyor da bu kadar harcamanın yanında, hem işsizlik sorununu tek haneli rakamlara indirip, hem de kişi başı geliri yükseltirken büyüme hızını bu kadar yükseltebiliyor.

Deliriyorlar,
Çıldırıyorlar,
KORKUYORLAR..

AB ile ilişkilerin bu kadar gerilmesinin nedeni tam da bu büyüme işte. KORKUYORLAR.. Ve korkularıyla yüzleşmemek için hergün daha da çirkinleşiyorlar. 

Hakikaten yaa...
Şu an izlediğimiz bu yol, 1918'den 1928'e kadar vatansever silah arkadaşları ile EMPERYALİZME KALKAN OLMUŞ ATATÜRK’ün gittiği yol değil mi?

Çok ayıp Türkiye, çok AYIP..

Sen kalk, şark kurnazı, gizli emperyalistlerin uydurduğu, her şeye eyvallah diyen, sümsük Türkiye ile özdeşleşmiş sahte KEMALİSTLERİ karşına al, tüm iç ve dış engellemelere rağmen büyü de büyü..

Neyse ki artık, buna taş koyup koca Mustafa Kemal’i bile pasifize edebilmiş, 1928'den itibaren ülkemizi UŞAK haline getirebilmiş bir milli şef yok ve ufukta da görünmüyor..

Ülkem, halkının arasında bulunan kıt akıllılara rağmen, ilerlemeye devam edecek ve Dünyadaki her konuya müdahil olan, MUASSIR MEDENİYET SEVİYESİNİN ÜZERİNDEKİ devletler arasına girecektir..

Bu yolun başlangıcı;
GÜÇLÜ ORDU, GÜÇLÜ TÜRKİYE lafını ,
CUNTACI HAİNLERİN, ASKER POSTALI YALAKALARININ söylediği anlamda,
İç siyasete yönelik DEĞİL,

Ülkemizin dış dünyadaki DENGESİNE yönelik ALGILAMAYA BAŞLAMASI iledir. Güçlü Ordusuna dayanan, akılcı diplomasi GÜÇLÜ TÜRKİYE’nin anahtarıdır...

Mesut Kamil Yılmaz - Okuyucu Yazısı