06.12.2017 01:09 Güncelleme Tarihi: 06.12.2017 01:53 3899 Okunma

Osmanlı Hanedan Ailesi Reisi, Şehzade Dündar Abdülkerim Efendi

Osmanlı Hanedan reisi ne demektir? Öncelikle bu kavramı izah etmek icap eder.

Osmanlı Hanedan Ailesi Reisi, Şehzade Dündar Abdülkerim Efendi
Kuruluş Dönemindeki geleneksel veraset sistemi I. Ahmed zamanında Ekber ve Erşed sistemine tahvil edilmiştir. I. Ahmet ile birlikte Osmanlı Devleti'nde ekber ve er-şad sistemi uygulanmaya başlandı. Bu uygulamaya göre Osmanlı hanedanı içerisinde yaşça en büyük ve olgun olanın tahta geçmesi usulü benimsendi. Böylece şehzadelerin tecrübe kazanmak için sancağa gönderilme usulü de kaldırılmış oldu.

Saltanat kaldırıldığı için “Reis” kelimesi ailemizin en yaşlı üyesini tarif etmek maksadı ile kullandığımız bir kelimedir. Abdülmecid Efendi bu reislik işini ciddiyetle yerine getirmişti. Aileyi bir arada tutmak yapılacak izdivaçlarda onun iznini ve duasını almak icap eder ve bu konuda çok sıkı idi.

Ancak daha sonraki süreçte aile içerisinde Aile reisliği bu kadar etkili olamadı. Bir misal olarak Sultan Abdülhamid torunu Şehzade Mehmed Orhan Efendi merhum kendisine “Siz ailenin reisisiniz” denildiğinde esprili bir şekilde "en bunağı deseniz ya” diye mukabele ederdi. 

Onun vefatından sonra Şehzade Osman Ertuğrul Efendi aile reisi oldu. Osman Ertuğrul Efendi 1994-2009 yılları arasında Osmanlı Hanedanının reisiydi. Hanedanın Osmanlı Devletinin yıkılmasından önce doğmuş son erkek üyesiydi.  2009 yılındaki cenaze merasimi televizyonlardan canlı yayınlanmıştı. 

23 Eylül 2009 tarihinde Ertuğrul Osman Efendi'nin ölümünden sonra hanedanın başına  Osman Bayezid Efendi geçti hiç evlenmedi ve çocuğu yoktu. 6 Ocak 2017 tarihinde vefat etti. Vefat haberini Sultan Abdülhamid soyundan gelen Harun Abdülkerim Osmanoğlu duyurdu. 

Osmanlı Hanedanı reisi' sıfatını taşıyan Osman Bayezid Osmanoğlu’nun,  92 yaşında New York'ta vefat etmesi üzerine hanedan ailesi reisliğine Sultan II. Abdülhamid Hân soyundan gelen ve Şam'da yaşayan Dündar Abdülkerim Osmanoğlu Efendi geçti. 

1930’da Şam’da dünyaya gelen Şehzade Dündar Efendi, hanedanın Sultan Abdülhamid Hamid soyundan gelmektedir. Abdülkerim Efendi’nin oğlu olan Dündar Abdülkerim Osmanoğlu’nun babası, dedesi Selim Efendi. Selim Efendi ise Sultan II. Abdülhamid’in en büyük oğludur. 

Saltanat devam etseydi bugün Osmanlı Padişahı olacak olan, Osmanlı Hanedanının en yaşlı üyesi, Sultan II. Abdülhamid Han'ın 3. kuşak torunu, ve  Lübnan doğumlu olan Şehzade Dündar Osmanoğlu Efendi Eczacılık fakültesini bitirmiş, Türkçe Arapça ve Fransizca’yı iyi bilen bir şehzadedir. Yıllar boyunca hanedan ailesinden uzak kalmış pek kimse ile görüşmezdi. Ara ara Lübnan’dan tek tük aileler ile görüşürdü. 1963 yılındaki evliliğinden sonra iyice aileden kopmuştur. Şam’da bizden başka kimse ile pek görüşmezdi. Kendisi amcamdır. 

Geçtiğimiz Ağustos ayında 55 yıllık hayat arkadaşı muhterem zevceleri bizim de yengemiz vefat etmiştir.  Kolay değil 55 yıllık bir hayat arkadaşlığı. Sırdaşı dostu hanımı…

Bu sebeple kendisini orada bir başına bırakmaya gönlümüz razı olmadı ve bir bahane ile Türkiye’ye getirdik. Kız kardeşim Nurhan Şam’a giderek Osmanlı Hanedan ailesinin reisini aldı ve Türkiye’ye getirdi. Rahat bir yolculuk oldu. Devlet büyüklerimizden Allah razı olsun. Yürümekte zorluk çeken Şehzademiz mükemmel bir şekilde karşılandı. Kendisi en son 1995 senesinde Türkiye’ye gelmişti. Başta kardeşi olan ve bizim de babamız Harun Abdülkerim Efendi ve bazı gönül dostlarımız kendisini VIP salonunda karşıladı. Duygusal bir kavuşma oldu. 22 sene kolay değil. Vatan hasreti toprak hasreti amcamız reisliği hiçbir zaman kabul etmedi. Hep şunu derdi. Ben kimseyi tanımam Harun Efendi herkesi tanır, ben ona devrettim. 

Çok sakin, kibar tam bir Osmanlı torunu; tam bir saray ahlakı ile mütemeyyiz bir zât. 

Hanedan üyelerine maaş bağlanması ile ilgili konuyu bize sordu. Öncelikle bunun kimin fikri olduğunu sordu? Bizde MHP’li bir milletvekili olduğunu söyledik fikrin bizden çıkmadığını öğrenince sevindi. “Bizler hep veren el olduk şimdi alan el mi olalım” dedi. 

İki ay geçti ve maalesef kıymetli amcamız Şam’a geri dönmek istediği söyledi. İstanbul’da hertürlü hizmeti görüldüğü halde ve sağlık konularındaki imkânlarına rağmen geri dönmek istedi. 

Amcam İstanbul’da rahat edemedi. Burası bizim toprağımız elbette bende burada yaşamak isterim ama biz buradan kovulduk. O halde sadece bir misafir olarak kalabilirim. Nasıl ki dünyada bir misafiriz. Beni ne türlü zorluklar beklese de ben Tekrar Şam’a gitmek istiyorum ve her yıl da sizi ziyarete geleceğim dedi. 

Bir Osmanlı hanedan reisi Türkiye’de bulundu ama bundan kimsenin haberi olmadı. En azından devlet büyüklerimizin arayıp hatırını sormasını isterdik. Belki amcam buna da kırılmış olabilir. Burada kaldığı 3 ay zarfında kendisini kimsenin arayıp sormaması pek düşündürücüdür.

Büyük veli Hz. Mevlana ne güzel buyurmuş; “Vefa nedir, bilir misin? Vefa arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır. Vefa; dostluğun asaletine, sır dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır. Vefa; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır.

Allah’a emanet olunuz kıymetli okuyucularımız.