05.12.2017 19:12 Güncelleme Tarihi: 05.12.2017 19:19 5597 Okunma

Siz yaşamınızı bir kafeste geçirmek istermiydiniz?

Çocukken sirklere ve hayvanat bahçesine gitmeye can atardık. Tüm hayvanlardan kendi türüm adına özür dilerim.

Siz yaşamınızı bir kafeste geçirmek istermiydiniz?
Kendini adım adım beton ormanlarına kapatan insanoğlu, hayvanları ufacık kafeslerin içinde hapis olarak görünce güya “eğitilecekmiş ve bilgilenecekmiş” Acaba kendi tembelliğimize bir kılıf mı arıyoruz?  Tüm bunlar, insanların diğer canlılar üstünde “hakimiyet kurma” arzusunun, görgüsüzlüğün, yaşama saygısızlığın somut kanıtı. “Her şey insan için” gibi çok anlamsız bir felsefenin ürünü! 

Hayvanat Bahçelerinin varlığını savunanlar şu tezleri ileri sürüyor. 

• Hayvanat Bahçeleri türleri tehlikedeki hayvanların son sığınağıdır. 

• Hayvanat bahçeleri, aslında koruma, araştırma ve eğitim görevlerini yerine getirir. 

• Merhametsiz avcıların yaraladığı yaban hayvanları bu bahçelerdeki tecrübeli veterinerler tarafından tedavi edilebilir. 

• Hayvanat Bahçeleri aynı zamanda soyu tükenen türler için bir üreme ve bakım merkezidir. 

• Hayvanat Bahçeleri hayvanları tanımak, öğrenmek ve görmek için en ideal yerlerdir. 

Diğer yandan bazı bencil kişiler ve belediyeler sonuçlarını tahmin bile edemeden bir marifet gibi hayvanat bahçesi kurmaya çalışırlar. İşte bakın Kadir Tuncer bu şekilde hazırlanan Zonguldak Hayvanat Bahçesinin içler acısı durumunu nasıl kâğıda dökmüş. 

Zonguldak hayvanat bahçesinde kafesler içindeki ayı, maymun, kediler, köpek, tavus kuşu ve ördeklere sadece açlıktan ölmesinler diye kuru ekmek veriliyor. Ne kadar aç oldukları kuru ekmeği kemirip yemeğe çalışmalarından belli oluyor. Acaba Zonguldak Belediyesi’nin bu zavallı hayvanlara sebze, meyve ve et alacak parası yok mu? 

Ama Zonguldakspor profesyonel şirketine veya konser için örneğin Sezen Aksu’ya ödenecek çuval dolusu paranız hazır. Madem sahiplenmeyecektiniz niye bu hayvanat bahçesini kurdunuz. Kapatın ve bu eziyet çeken canlıları başka hayvanat bahçelerine dağıtın. Uzun sözün kısası, bu hayvanları buraya hapseden sorumluları kafese tıkıp, bir hafta bu koşullarda tutmak lazım!  Yaban hayvanları koşmak, dolaşmak, uçmak, tırmanmak, yemek aramak, eş seçmek ve hür olmak isterler.  

Ben aynı feci duruma Mersin Hayvanat Bahçesi’nde şahit oldum. Daracık kafesteki zavallı bir ayı çocukların attığı taşlardan korunamıyordu!  Keşke intihar etmeyi becerebilse! Gözlerim yaşardı. Kendi egosunu tatmin etmek için bu bahçeyi hazırlatan Mersin Belediye Başkanı hiçbir zaman telefonlarıma çıkmadı. 

Gelelim hayvanların içinde kaldıkça “avlanma iç güdülerinin yavaş yavaş köreldiği” hayvanat bahçelerinin çeşitli kaynaklara göre diğer marifetlerine! 

• Hayvanat Bahçeleri deneylerde kullanılmak üzere araştırma merkezlerine hayvan tedarik eder. (İnşallah doğru değildir.)   

• Hayvanat Bahçeleri egzotik et endüstrisine ve lokantalara farklı tada sahip etleri sağlar. Örneğin, bizon, zürafa eti, maymun beyni gibi 

• İnsanları eğlendirmek amacı için her türlü işkencenin uyguladıkları hayvanları bazı sirkler hayvanat bahçelerinden temin eder.

• Aslan bir günde 3 kilogram kırmızı et, 3,5 kilogram tavuk yer. Ayı günde 18 kilogram sebze meyve ister. Bu yüzden, sayısı fazlalaşan hayvanlar “masraf” olmasın diye ya imha edilir ya da heveslilerine satılır. 

• Hayvanat Bahçelerinde üretilen tutsak hayvanlarda genetik çeşit azlığı yaşanır. 

• Bazı hallerde hayvanlar iddia edildiği gibi hayvanat bahçeleri arası takasla değil, yaban hayattan bazı profesyonellerce kopartılarak buraya getirilir. Amaç fazla ziyaretçi çekmektir.

• Hayvanat Bahçeleri sadece insanların ilgisini çekecek hayvanları muhafaza eder, diğerleri bir yolla gizlice yok edilir. Amaç fazla ziyaretçi çekmektir. Hayvanat bahçeleri artık pek ilgi görmeyen hayvanları rutin olarak değiştirir.
Kiraya verir, satar ya da değiş tokuş eder.   

• Hayvanlar ekosistemin getirdiği bir içgüdü ile hastalıklarını “gizlerler.” Çünkü yaban hayatında hasta olan dışlanır. Bir bakıma yırtıcı hayvanlara yem olur. Onun için bakıcıların çok tecrübeli olması gerekir. 

• Hayvanlar kafeslerde davranış bozuklukları sergiler. Örneğin sürekli aynı hareketi tekrar ederler. 

• Zonguldak ve Mersin’de olduğu gibi birçok Hayvanat Bahçesinde hayvanlar çok kötü şartlarda, örneğin beton soğuk zeminde yaşamaya mahkûm edilirler. İyi gıda alamazlar ve bakımları da yapılamaz. 

• Eğer hayvanları illaki bir yerlere kapamak zorunda isek, belki milli park modeli daha kabul edilebilir. Çocuklarımızı bir çeşit cezaevi olan hayvanat bahçeleri yerine köylere götürün. Bırakın çocuklar, orada kuşu, böceği, ineği, koyunu, elma ağacını, soğanı, fasulyeyi bire bir yaşayarak tanısın. 

Almanya’nın Ulm Kentinde bir hayvanat bahçesi var. Bu bahçede kafes kafes geziyorsunuz. Bazı kafesler orada bile sadece 20 metrekare. Bir kafesin üstünde ise şöyle bir yazı var. “Dünyanın en tehlikeli mahluku” (gefärlich), herkes merak içinde kafesi inceliyor. Taşların arasına bakıyorlar, ağaç dallarını inceliyorlar. 

Efendim aslında hayvan falan yok, sadece bir “ayna” var. Evet bir “ayna.”