14.09.2018 13:33 Güncelleme Tarihi: 14.09.2018 13:56 5753 Okunma

İstihbaratın önemi; 'Aslanlarımız çakal avında..'

İstihbaratın önemi; Aslanlarımız çakal avında..

Çok değerli dostlarım ve okuyucularım,

Güçlü bir ülke olabilmemiz için mutlaka çok iyi  bir istihbarata sahip olmamız gerekir. Dünya çapında güçlü ülkelere baktığımızda bu gücün arkasında iyi bir istihbarat teşkilatı olduğunu görmekteyiz. Bu, günümüzde olduğu kadar tarihte de böyle olmuştur.

Yakın tarihimize baktığımızda da karşımıza Sultan Abdülhamid Han’ın kurmuş olduğu istihbarat teşkilatı çıkar. Peki nedir bu teşkilat?

Gelin hep birlikte göz atalım;

Sultan Abdülhamid Han’ın  1876’ da tahta geçmesinin üzerinden henüz iki yıl geçmişti ki Sultan’a bir darbe yapıldı. Osmanlı Tarihi'nde 1878'de, Sultan 2.Abdülhamid'e karşı yapılan bu  darbe girişimine Çırağan Olayı (Çırağan Sarayı Vak'ası, Çırağan Baskını) denir.

Darbeyi yapan ise İngilizler’in yardımı ile Balkanlar’da gizli bir örgüt kurarak halkı saraya karşı kandırıp isyana teşvik eden Ali Suavi’dir. Maksadı 5.Murad’ı saraydan kaçırıp İngiltere’ye götürerek tekrar tahta geçmesini sağlamaktı.

Ali Suavi etrafına topladığı yüzlerce asi ile birlikte teknelerle Kuzguncuk İskelesi'nden Çırağan rıhtımına çıkmış, saraydaki görevlileri etkisiz hale getirerek V. Murat'ın bulunduğu daireye kadar ilerlemişti.

O sırada asileri gören 5.Murad onlarla gitmek istememiş, kendisini zorla götürmeye çalıştıkları sırada Beşiktaş ve Yıldız karakollarından zaptiyeler bölgeye gelmiş, çatışma sırasında birçok isyancı süngüyle öldürülmüştü.

O sırada V. Murat'ın koluna girerek saraydan çıkarmaya çalışan Ali Suavi de  karşısına çıkan  Beşiktaş  Muhafızı Yedi Sekiz Hasan Paşa tarafından kafasına bir sopa darbesi alarak ölmüştü. (Paşanın ismi hakkında ise kaynaklarda, imzasını yedi sekiz rakamlarıyla attığı için böyle bir lakapla bilinir olduğu yazar.)

Böylece darbe bastırılmıştır. Bu darbe üzerine araştırmalar sonucu Sultan Abdülhamid Han bir istihbarat açığı görür ve Yıldız İstihbarat Teşkilatı’nı kurmaya karar verir. Yıldız İstihbarat Teşkilatı Sultan Abdülhamid Han’ın 33 yıllık padişahlık döneminde çok faal çalışmış, pek çok darbe ve suikastı önlemiştir.

Zor zamanlar geçiren Osmanlı’dan böyle bir istihbarat kurulmasını kimse beklemiyordu. Yıldız İstihbaratında bilinen yaklaşık 30 bin kişi çalışıyordu.

Sultan kurmuş olduğu bu teşkilatı üç birime ayırmıştı

1- Saray ve civarı yani payitaht birimi
2- Anadolu birimi
3- Osmanlı’ya tabi ülkeler ve düşman ülkeler birimi

Bu birimlerin hepsi de direkt Sultan’a bağlıydı.

Sultan Abdülhamid han her zaman şunu dile getirirdi. ”Güçlü bir devlet olmak için güçlü bir istihbarat lazımdır

Nitekim kurmuş olduğu bu istihbarat ağı sarayda, yurt içinde ya da yurt dışında devlete karşı olan biten entrikalardan, hadiselerden anında Sultan’ı haberdar ediyorlardı. 33 Yıl boyunca çok etkin bir şekilde çalışmış, vukuunda devlete zarar verebilecek bir çok hadiseyi daha gerçekleşmeden önlemiştir.

Osmanlı’nın o derece zor dönemlerinde Sultan’ın 33 yıl boyunca bir karış toprak vermeden ülkeyi  başarıyla ayakta tutmasının arkasında keskin zekası ve kurmuş olduğu bu güçlü istihbarat ağı bulunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra ise İstihbarat teşkilatımız olarak MİT kurulmuştu. Hatırlarsınız ne yazık ki geçmiş dönemlerde yani 1980 - 2015 arası bir takım karanlık ekipler cemaatler MİT içinde çöreklenmiş ve teşkilat neredeyse Fetönün yuvası olmuştu.

Burda unutanlarınız için ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum. Birkaç sene önce Sayın Cumhurbaşkanımız hastaneye yatmış, ufak bir operasyon geçirmişti. İşte o sene fetöcü bir savcı MİT başkanı Hakan Fidan hakkında soruşturma açmış, tam Cumhurbaşkanımızın ameliyata alınacağı dakikalarda Fidan’ı sorguya getirtmek için emir vermiş adamlarını yollamıştı. Tabi ki planları işlememiş yine eli boş dönmüşlerdi.

Bu olaydan sonra Cumhurbaşkanımız bir yasa çıkararak MİT’i direkt Cumhurbaşkanlığına bağlamıştı.

Evet dostlarım son üç yılda MİT içindeki fetöcüler temizlenmiş ve tekrardan başarı üstüne başarı göstermeye başlamıştır. Pkknın çekirdek kadrosunun yakalanması, darbe üzerine darbe alması, yurt dışına kaçan fetöcülerin bir bir paketlenerek getirilmesi MİT’in başarılarındandır.

Daha geçtiğimiz günlerde bir müthiş bir operasyona imza atmış Hatay’da bombalı eylemi tertipleyen ve bu eylemde 53 masumun hayatını kaybetmesine sebep olan terörist Yusuf Nazik’i paketleyerek getirilmesini sağlamıştır.

Operasyonun önemi ise teröristin Suriye’den getirilmesindedir. Malumunuzdur ki Lazkiye sahil boyu Esed rejimi işbirlikçisi Ruslar tarafından çok iyi korunmakta kuş uçurtulmamaktadır. Ayrıca bölgede bulunan İran-Hizbullah denetimleri de işi tamamen zorlaştırmaktadır. Fakat böylesine zor bir operasyon MİT tarafından tereyağından kıl çeker gibi, başarıyla gerçekleştirilmiştir.

MİT bu operasyonla beraber Suriye rejimine ve bütün dünyaya “Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye’nin her yerindeyiz” mesajı vermektedir.

Ancak filmlerde dizilerde izlediğimiz bu tür operasyonları son dönemlerde ülkemiz teşkilatı başarıyla gerçekleştirerek Türkiye’nin gücünü dünyaya tescil ettirmektedir.

İngiltere’nin MI6 sı, İsrail’in Mossad’ı, ABD’nin CIA’i artık bizden korksunlar.

Devletimiz kendine zarar vereni görmezden gelir, unutur gibi yapar ama asla unutmaz. Gün gelir mutlaka hesabını sorar. Neden Cumhurbaşkanımız hep milli ve yerli kelimelerini kullanıyor. İşte devletin her alanda uygulamaya geçirmek için çalıştığı milli ve yerli olmak, şu an istihbaratımız için geçerlidir. Artık Türkiye Cumhuriyeti milli yerli ve güçlü bir isitihbarata sahiptir.

Allah bu devleti, bu milleti korusun. Selametle...

Allah’a emanet olunuz.