13.04.2018 15:39 Güncelleme Tarihi: 13.04.2018 15:55 4463 Okunma

Osmanlı ve Kandil geleneğimiz..

Osmanlı ve Kandil geleneğimiz..

Değerli dostlarım, sevgili okurlarım!

Öncelikle Miraç hadisesinin bizzat gerçekleştiği kutsal topraklardan, Kudüs’ten sizlere selam ediyorum. Allah’a şükürler olsun ki bu mübarek gecede bizlere burda olmayı nasip etti. Kudüz Kuranı kerimde zikredilen bir çok mucizenin gerçekleştiği yerdir. Hz.Musa-as-ın Allah ile konuşması, Üzeyir-as-ın 100 senelik uykusu ve uyanması, Hz.İsa-as-ın mucizeleri.. vb. tabi en önemlisi Miraç.

Bildiğiniz üzere içinde bulunduğumuz Nisan ayının 13’ünü 14’üne bağlayan gece mübarek Miraç Kandili gecesidir. Peygamber Efendimiz(s.a.v) bu gecede Mekke’den Kudüs’e yani Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya,oradan da göğe yükselmiştir. Bu nedenle bu hadiseye kelime anlamı “yükselme, merdiven, en yüksek makam” anlamlarına gelen Miraç denmiştir.

Bu mübarek gecede Efendimiz (s.a.v) bir çok mucizelere şahid olmuş, ümmeti için dualar etmiş, namaz gibi bir hediyeyi ümmetine getirmiştir. Bu gecenin faziletleri ile ilgili siz okurlarım pek çok yerde bilgiler bulabilirsiniz lakin ben bu yazımda sizleri acizane Osmanlı döneminde Miraç Kandili kutlamaları hakkında bilgilendirmek istiyorum.

Türklerde ilk kandil kutlamaları Selçuklular dönemine rastlamaktadır. Meşhur Seyyah ve tarihçi İbni Batuta Selçuklu döneminde Anadolu’da yaşayan Türk boylarının kandil gecelerine çok önem verdiklerini ve bu geceleri ibadetle değerlendirdiklerini anlatmıştır. Osmanlı’da ise halk arasında süregelen kutlamaların 16.YY da 2. Selim Han döneminde camilerde kandiller yakılması emrinin verilmesiyle resmiyet kazandığını görüyoruz. Başta padişah olmak üzere, sadrazam, şeyhülislam ve paşaların yapılan kandil kutlamalarına katıldıkları bilinmektedir.

Daha sonraları, özellikle Osmanlı’nın son dönemlerinde kandil gecelerinde camilerde kandil yakılmasının yanısıra top atışlarının yapıldığı da görülmektedir. Bu gecelerde Osmanlı devlet erkânının ve ilmiye mensuplarının kutlamalar sırasında hazır bulunduklarını camilerde vaazları, Kur’an-ı Kerim tilavetlerini ve mevlidi dinledikten sonra, mevlithanlara, kari’lere ve vaizlere çeşitli hediyeler takdim ettiklerini kaynaklar yazmaktadır.

Bu mübarek geceler Sarayda ise çok daha hareketli geçerdi. Özel olarak hazırlanan salonlarda devlet adamları, paşalar, saray görevlileri padişahın kandilini tebrik ederler, padişah ise bu tebrikler sırasında atiyyeler dağıtır, çeşitli ihsanlarda bulunurdu. Bu salonlarda hanımlar için kafesli yerler hazırlanır ve orda davetlilerle birlikte kadınefendiler ve sultanlar yerlerini alır Kur’an tilavetini ve mevlid-i şerifi dinlerlerdi. Şerbetler ikramlar o geceye has olmak üzere özenle hazırlanır ve dağıtılırdı.

Dedemiz Sultan Abdülhamid Han Hz.leri kandil gecelerinde kendi yaptırmış olduğu Hamidiye Camiine giderek kutlamalara katılır, Sultan camiye girdikten sonra meydanda bulunan askerlere büyük pideler ve şerbetler dağıtılırdı. Saray hanımları ise kendilerine ayrılan arabalarla Sultan’ın hemen ardından gelirler ve hanımlar mahfilinde namazlarını kıldıktan sonra, şehirde yapılan şenlikleri seyretmek için kısa bir tur yapıp saraya dönerlerdi. Bütün bunların yanında Miraç kandili kutlamalarında miraciye okunması amacıyla vakıflar tahsis edilmiştir.

Kısacası dostlarım bu mübarek geceleri ecdadımız dolu dolu geçirmiş, her saniyesinin hakkını vermiştir. Bizler de affımıza vesile olması için bu geceleri Kelime-i Tevhidler getirerek, bol bol Salavat-ı Şerifeler çekerek ve Kur’an-ı Kerim okuyarak, dinleyerek ihya etmeliyiz ve özellikle de dua etmeyi ihmal etmemeliyiz. Devletimiz, milletimiz, ordumuz, ülkemiz için ve mazlum islam ümmetleri için bu gecelerde bol bol dua edelim dostlarım.

Hepinizin mübarek Miraç Kandilini tebrik ediyorum, Allah’a emanet olunuz.