12.02.2018 16:41 Güncelleme Tarihi: 24.02.2018 01:52 4263 Okunma

Şehzadelikten Sultanlığa (Sultan'ın Cülus'ü) Sultan Abdülhamid Han Hz.'leri

Şehzadelikten Sultanlığa (Sultanın Cülusü) Sultan Abdülhamid Han Hz.leri

Değerli dostlarım ve okuyucularım, bir evvelki yazımızda sizlere Sultan dedemizin çocukluk ve şehzadeliğinden bahsetmiştim. Bu yazıma da yine Sultanın şehzadelik döneminden devam etmek istiyorum.

Dedemiz Abdülhamid Han şehzadeliğinde her işini büyük bir disiplin ve ciddiyet üzere yaparmış. Yaptığı ve yapmak istediklerini mutlaka not alır ya da yardımcısına aldırırmış.

Aldığı notların hiçbirini es geçmeden saati saatine yapar, tarihine uyar ve yaptığı işten bir netice almadan o işi bırakmazmış.

Giydiği kıyafetlerin iyi görünmesi kadar, temizliğine de ehemmiyet vermiş. Namazlarını tam vaktinde kılar, günlük tesbihlerini çeker, erken yatıp erken kalkarmış.

Tabi ki bu programını Sultan olduktan sonra değiştirmiş. Geç yatıp sabah namazına bir saat kala kalkar, sonra sabah namazını kılar ardından ufak bir kahvaltı yapıp devlet işlerine bakarmış.

Sene 1866. Amcası Sultan Abdüzaziz Han ile yurt dışına giderler. Bu, Şehzade Abdülhamid için bir dönüm noktasıdır. Fransa’da bir çok prensle tanışmış fikirlerini iyi analiz etmiş ve bunları hafızasına kaydetmiş. Avrupa’da bulunduğu süre içinde ticari faaliyetlerden eğitime, coğrafi durumlardan siyasete kadar her şeyi inceleme fırsatı olmuş ve bunların ileride, Sultan olduğunda büyük faydalarını görmüş.

Yıl 1876. Sultan Abdülaziz Han tahttan indirilmiş kendisi ve ailesi türlü eziyetlere maruz bırakılmış, bütün varlığı yağmalanmış ve tahttan indirilişin dördüncü gününde eski sadrazamlardan Hain Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa ve yanındakiler tarafından şehid edilmiştir.

Şehzade Abdülhamid, bu hadiseleri tek tek öğrenmiş lakin saltanata giden yola bir zeval gelmesin diye hiç renk vermeden sessiz kalmıştı ancak gün gelecek amcasının katillerine hakettiği cezaları verecekti.

Sultan Abdülaziz Han şehid edildikten sonra V.Murad, yani şehzade Abdülhamid’in ağabeyi tahta çıkmıştır lakin bir türlü Eyüp Sultan’a gidip kılıç merasimine katılamamıştır ve 9 ay gibi kısa bir süreden sonra da zamanın şeyhülislamı tarafından bir fetva çıkarılarak tahttan indirilmiştir.

Sultan 1.Ahmed zamanında çıkarılan bir kanunla getirilen ekber-erşed sistemi hâlâ geçerliydi. Bu sisteme göre Sultanın vefatı ya da tahttan indirilmesi durumunda hanedanın en yaşlı ve olgun varisi tahta geçerdi. Sultan Murad Han’ın tahttan indirilmesinin ardından bu sıra Şehzade Abdülhamid Han’a geçmişti. 

Sene 1876. Mithat Paşa, Harbiye Mektebi Nazırı olan Süleyman Paşa ile birlikte gelerek Şehzade Abdülhamid’i Sultan ilan etmişlerdir. Bazı gazeteciler Şehzadenin bunu hiç beklemediğini bazıları da buna yıllardır hazırlık yaptığını, kendini çok iyi derecede eğittiğini yazarlar.

Sultan Abdülhamid Han’ın saltanat dönemini ikiye ayırmak ve meseleleri ona göre değerlendirmek lazımdır.

Birincisi Mithat paşa ve ekibinin idareyi elinde tuttuğu yıllardır ki aynı zamanda o dönem Mithat Paşa sadrazam olarak görev yapmaktaydı. Bu birbuçuk yıllık dönemde İmparatorluk büyük yaralar almış ve yok olmanın eşiğine gelmiştir. Tarihçiler bu dönem için Sultan Abdülhamit Han’ın suçlanamayacağını yazmaktadır. Nitekim çok uzun sürmeden idareyi eline alıp Mithat Paşa ve ekibi hakkında gereken cezaları uygulamıştır.

İkinci dönem ise idareyi Sultan Abdülhamid Han’ın elinde tuttuğu dönemdir. Hasta ve çöküşte olan imparatorluğun yeniden dirildiği, iyileştiği dönem bu dönemdir.

1876 Rus harbi Sultan Adülhamid Han’ın ilk saltanat dönemine gelmiş ve Osmanlı bir yenilgiyle karşılaşmıştı. Adeta yıkılmanın eşiğine gelmişti. Ruslar Yeşilköy’e kadar gelmiş, payitaht büyük bir tehlike altına girmişti. Buna da meclisin ve Mithat Paşa ekibinin beceriksizliği ve idare bilmemesi sebep olmuştu. (Dostlarım burada bir parantez açalım ki bugün onların fikrinden gidenler de aynı zihniyettir.) Burada Rus harbinin elim neticelerini Sultan’a yüklemek büyük bir hatadır.

Yıl 1078. Sultan Abdülhamid Han yanlış karar ve adımlarla imparatorluğu yok olmanın eşiğine getiren meclisi süresiz olarak kapatmış ve çok zekice bir hamleyle İngilizleri devreye sokarak ülkeyi Rus belasından kurtarmıştır.

Elbette bunun da Mısır’ı ve hatta Kıbrısı kaybetmek gibi ağır bir faturası olacaktı.

Evet Dostlarım Dedemiz Sultan Abdülhamid Han Hz.leri üzerine kaleme aldığım yazımın ikinci kısmını da burada sonlandırmak istiyorum. Üçüncü kısımda sizlere Sultan’ın ilk on yıllık idaresi ve icraatını anlatmaya çalışacağım.

Allaha emanet olun!