16.04.2018 18:19 Güncelleme Tarihi: 16.04.2018 18:41 9187 Okunma

'Sosyal' Medya yanılsaması

Sosyal Medya yanılsaması

Tamer Kurter

İnternet çağı ile değişen tüm dengeler, kırılgan ve ayartılmaya açık insan bilincini de yüz bin yılda hiç bir şeyin yapamadığı kadar son on yılda etkisi altına aldı.

İnternet çağının insanlığa sayısız faydası yanında en negatif etkilerinden biri sosyal medyanın ve sanal dünyanın, gerçek dünyanın yerine geçmesi. Teknoloji, insan gelişiminden daha hızlı olma özelliği ile insanlık tarihinin en büyük mental kırılmasını yarattı. İkna edilmeye son derece açık bilinçler, internet dünyasında gördüklerini tek gerçek olarak kabullenmeye başladı. Bunu yapanlar, gözlerini internet ile açmış, kundaktan itibaren cep telefonu ile büyümüş, hayatları Youtube’da yayınlanan genç kuşak olsa bir nebze anlaşılır, ancak interneti emekliliklerinde keşfedenleri bile aynı kabullenme ve ikna altında görmek farklı sorular sormamıza neden oluyor.
 
Gün geçmiyor ki, Facebook’da herhangi bir fotoğrafın altına yazılmış #fakenews (sahte bir haber) üzerine insanlar tepki vermesin. Hiç bir araştırma yapma ihtiyacı duymadan gördüklerine inanıyor ve paylaşıp yalanın büyümesini sağlıyorlar. İngiltere’de olmayan bir restoranı (#TheShedatDulwich) yılın en iyi restoranı olarak lanse etmeyi başardılar bir deneyle. Ünlü birini, bir kaç tıklanma için yalandan ölmüş gibi haber yapanlara inanıp ardından taziyeler bildirmek, methiyeler düzmek gayet sıradanlaştı. Bu sadece bireysel anlamda kalsa neyse ancak aynı güç kitlesel bir kontrol mekanizması haline gelince çok ama çok önemli bir sorun haline geliyor. İyi bir planlamayla fazla ısrar etmeden tarihin yeniden yazılması o kadar kolay ki. Bugün sosyal medya, sinema, televizyondan çok daha büyük bir kitlesel kontrol gücüne sahip; hem de sınır , zaman, kültür tanımaksızın. Bunun karşısında durmak imkansız. O zaman yapılması gereken tek şey, bu büyük global teknolojik devrimi anlamaya ve faydalarının, zararlarından daha fazla olması için mücadele etmek.
 
Benim asıl altını çizmek istediğim ise bu gelişimin yan unsuru iken ana unsuru haline gelen sosyal medyanın yarattığı büyük yanılsama. Çoluk çocuk, genç, yaşlı Facebook, Instagram, Twitter, SnapChat üzerinden yaşamaya başladık. Bunun hayatlarımıza sağladığı ciddi faydalar ve artılar var. Ancak özellikle Instagram insanların gerçekte olmadıkları ama olmak istedikleri bir sanal üst benlik işlevi görmeye başladı. Herkes güzel, mutlu, başarılı… Adeta Prozac etkisinde bir paralele evren durumu.
 
Hayal kurmak faydalıdır, insanın hem zorluklara karşı ayakta durmasına, hem de ilerlemesine katkı verir. Ancak olmayan bir dünyada , sahip olmadığı bir yaşamı yaşamak, şizofreniye giden bir otoyol oluşturmakta. Belki bir çoklarının masumane paylaşımları bazıları için kendilerinin yetersiz, eksik ve başarısız olduğu duygusu yaratmakta. Sahte şöhretler, sahte yaşamlar, sahte ölümler, sahte mutluluklar, sahte üzüntüler. Bu sanal dünyanın girdabına ne kadar kapılınılırsa, gerçek hayattan kopuş da o kadar sert oluyor.
 
Özellikle gençler bu sosyal medya yanılsamasının kurbanları haline geliyor. Tarihin en yüksek anti-deprasan kullanımı yine o en mutlu Instagram paylaşımlarının yapıldığı zamanla denk düşüyor. Ansiyete, depresyon ve stress oranlarının sosyal medya kullanılıcılarında çok daha yüksek olduğu bir çok bilimsel deneyle kanıtlandı. Uykusuzluk, özgüven yoksunluğu, sosyal medya bağımlılığına sahip – artık bir ruhsal hastalık olarak kabul ediliyor- kişiler de yüksek oranlarda tespit edilmekte.
 
İnternet ve sosyal medya var. Bunu yadsıyamayız ve engel olamayız. Ancak özellikle etkileşime açık genç beyinleri de korumak yükümlülüğümüz olmalı. En azından onlara , o hayranlıkla baktıkları takip ettikleri bireylerin de tıpkı kendileri gibi olduklarını hatırlatmalıyız: korkuları, endişeleri olan; kimi zaman kırılgan kimi zaman mutlu olan; sevgiye , takdire ihtiyacı olan…

Hayatın bir kaç beğeni ve tıklanmadan öte, bireylerle ve toplumla iletişimle var olacağını hatırlatmalıyız. Aslında hayatın renklerinin, o 10 cm lik son model ekranlardan daha canlı, daha gerçek olduğunu göstermeliyiz; ne kadar daha zor da olsa.