Rabbimiz buyuruyor! 33/AHZAB-41: Yâ eyyuhellezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ (kesîran). Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.

Tasavvuf penceresinden, 'Ramazan günlüğü 25. gün'

İSLÂM’DAN KOPANLAR

İLÂHİ İRADE, KÜLLÎ İRADE, CÜZ’İ İRADE
Bütün insanlar, bir iradî yapıyla Allahû Tealâ tarafından teçhiz edilmişlerdir, donatılmışlardır. Bütün insanlar, Allah’ın müdahale etmediği bir serbest iradenin sahipleridir. Karşılığı mutlaka ödenecek olduğu cihetle, Allahû Tealâ insanların istediği herşeyi yapmasını, onun iradesine bırakmıştır. Ama her yapılanın ya bir mükâfatı olacaktır ya da bir cezası olacaktır. İnsanoğlu Allahû Tealâ tarafından serbest bırakılmıştır ama bu serbest bırakılmanın arkasında, yaptıklarının karşılığının alınması mutlak olarak tahakkuk eder.

Bir insan ya Allah’a ulaşmayı diler ya da dilemez. İradî yapı burada devreye girecektir. Kişi Allah’a ulaşmayı dileyecektir. Burası cüz’i iradenin hüküm ferma olduğu noktadır. Ya kişi cüz’i iradesiyle, kendi kişisel iradesi ile Allah’a ulaşmayı diler, mutlaka cehennemden kurtulur, cenneti hak eder veya gene kendi iradesi ile Allah’a ulaşmayı dilemez. Dilemezse kendi yolunu kendi seçmiştir. Seçimi sebebi ile mutlaka cehenneme gidecektir ve ebediyyen cehennemde kalacaktır.

Kişisel iradeye Allahû Tealâ hudut tanımamıştır. Dilediğini yapmak serbestini vermiştir. Ama her yapılanın bir karşılığı olduğunu bildirmek kaydıyla…
Allah ile ilişkilerdeki 28 basamaklık dizaynda 3. basamakta Allah’a ulaşmayı dileyen kişiyi, Allahû Tealâ 12 tane ihsanla mürşidine ulaştırır. Tâbiiyet sonrasında ise 7 tane de ni’met verir. Bunu yapan İlâhi İrade’dir, Allah’ın iradesidir.

Cüz’i iradeyle İlâhi İrade, devamlı birbiriyle temas halindedirler. Kim Allahû Tealâ ile konuşmaya başlamışsa, daimî zikrin sahibi olmuşsa, Allah mutlaka onun Allah’ın söylediklerini işitecek vasıflarla teçhiz edilmesini sağlar. O kişinin kalp gözü açılır, kalp kulağı açılır; Allah’ın gösterdiklerini görür, söylediklerini işitir. Söyleyen İlâhi İrade’dir, gösteren İlâhi İrade’dir.

Gören cüz’i iradedir, işiten cüz’i iradedir.
Allahû Tealâ bizlerden irademizi Allah’a teslim etmemizi istiyor. Bu, Allah’ın ahdidir. Kur'ân-ı Kerim’deki adı  “Ahdallahi” şeklindedir. Elest bezminde bütün iradeler Allah’ın İlâhi İradesi’ne, Allah’a teslim olacaklarına dair söz veriyorlar. Bu, irademizin misakidir. İşte cüz’i irade ile İlâhi İrade arasında bu tarz bir ilişki söz konusudur.

Biz insanlar sadece cüz’i iradenin sahipleriyiz. Ama Allahû Tealâ, tasarrufu altına aldığı kişiye İlâhi İradesi ile yardımcı olur. Her devirde devrin imamları, sadece onlar tasarruf altındadırlar. Onlar kendi iradeleriyle bir şeyler yapmak yetkisinin sahibi değillerdir.

Bir insan salâh makamına ulaştığında, iradesini Allah’a teslim ettiği zaman, Allah’ın iradesi ona devamlı emirler vermek suretiyle tecelli eder. İlâhi irade devamlı emirlerini vererek o kişinin cüz’i iradesini o istikamette kullanmasını, istediği istikamette kullanmasını temin eder. Kişinin iradesini Allahû Tealâ teslim almıştır. Ve sadece Allah’ın emrettiği şeyleri kişi gerçekleştirebilir.
Tasarruf, bir insanın kendiliğinden bir şey yapamaması ve sadece İlâhi İrade’nin emrettiği, İlâhi İrade’nin yaptırdığı şeyleri yapabilmesi halidir. Kur'ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ Peygamber Efendimiz (S.A.V) için diyor ki: “O, kendiliğinden konuşamaz. Sadece Bizim yaptıklarımızı yapabilir. Habibim, o kumu attığı zaman sen atmadın, Biz attık. Senin elini öptükleri zaman onların ellerinin üzerinde Allah’ın eli vardı.” diyor. Bunların her birisi, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in tasarrufta olduğunun kesin işaretlerini taşır.

Küllî irade, Allah’ın sünnetullahıdır. Bütün kâinatı her zerresi ile kontrolü altında tutan bir muhtevadır. Yağmurun her damlasını kontrolü altında tutan, inen karın her zerresini kontrolü altında tutan, yeşil yaprakların, klorofil özümlemesi yaparak fotosentez yoluyla oksijen açığa çıkarmasına sebebiyet veren, aynı fotosentez ile sudan aldığı hidrojenle, havadan aldığı karbondioksiti kullanarak karbonhidratları Allahû Tealâ bitkilere oluşturuyor. Bitkiler yerlerinden kımıldayamazlar. Onlar köklerinden su alırlar. Güneşin ışıklarını da katalizör olarak kullanmak suretiyle, fotosentez yoluyla, havadan aldıkları karbondioksiti devreye almak suretiyle oksijen açığa çıkartarak vücutlarına gerekli olan karbonhidratları oluştururlar. İşte bu sistemi vücuda getiren, küllî iradedir.

Kâinattaki her zerre ile sünnetullah meşgul olur. Allahû Tealâ’nın katından gönderdiği rahmeti, fazlı ve salâvâtı, Allahû Tealâ’nın küllî iradesi gönderir. Bu sünnetullahtır. Rahmeti de fazlı da salâvâtı da bu sünnetullah dizayn eder.

Üç iradî yapı, her an faaliyettedir:
İnsanların iradesi her an faaliyettedir. Kişiler dilediklerini yaparlar, iradelerini o istikamete sevk ederler. İradî yapı, kişinin talepleri istikametinde sonuçları şekillendirir. Ama iradenin bir insan vücudundaki gerçek unsuru, negatif faktörlere karşı dayanma gücünü de ifade eder. Bir insan iptilaların sahibi olabilir. Meselâ içki iptilası olan bir insan, iradesini kullanarak bu içki iptilasına karşı koyabilir. Allahû Tealâ’dan yardım isterse, Allah onun iradesini güçlendirecektir. Kişi yeterli miktarda zikir yapamadığını söylüyor. Allahû Tealâ kişinin talebi üzerine onun iradesini güçlendirir. O zaman zikrini gün geçtikçe arttırmaya başlar kişi.

Kişisel irade, afetlere karşı devamlı savaş halindedir. Bu irade, afetlere karşı devamlı savaşmak mecburiyetindedir. Nefsin afetleri, insanları Allah’tan uzaklaştırmak konusunda devamlı faaliyet halindedirler. Allah’ın yasak ettiği bütün fiilleri işlemek isterler. Allah’ın emrettiği hiçbir şeyi yerine getirmek istemezler.

Allah’ın sünnetullahı, küllî irade adını verdiğimiz kuvvettir. Bütün kâinata hükmeder. Zahirî âleme de hükmeder, gayb âlemine de hükmeder, emr âlemine de hükmeder. Her bir zerre ile ayrı ayrı meşgul olur. Hiçbir kar tanesi, başka bir kar tanesi ile aynı değildir.
Herşeyi birbirinden farklı özelliklerde yaratan İlâhi İrade’dir. Küllî irade, bunu tanzim eden ve bu istikamette Allah’ın İlâhi İradesi’ne yardımcı olan varlıktır.
Allah’ın sünneti başka şeydir, Allah’ın iradesi başka şeydir. Allah’ın iradesi, İlâhi İrade adını alır. Tüm zerrelere hükmeden sistem küllî irade adını alır.

OGÜNhaber