Yılda 15 defa ilaçlanan elma bahçelerinin, vahşi sulama ile adeta gölü tehdit ettiğini söyleyen Su Ürünleri Uzmanı Sedat Karakoyun, ''Oluşturulan Göl yönetimi bu konuda ciddi adımlar atmaktadır'' dedi.
ISPARTA - Eğirdir Gölü'nü bekleyen tehditler için kendisinin 1992 yılından bu yana uyarılarda bulunduğunu ve sesini duyurmaya çalıştığını kaydeden Su Ürünleri Uzmanı Sedat Karakoyun, yaklaşık 3 yıl önce oluşturulan göl yönetiminin geç kalınmış bir çalışma olduğunu ama her şeye rağmen bu yönetim tarafından çalışmaların umut verici olduğunu söyledi.
GÖLÜN KATİLİ ELMA BAHÇELERİ !
Eğirdir Gölü için önemli bir konuya dikkat çeken Su Ürünleri Uzmanı Sedat Karakoyun, göl çevresindeki elma bahçelerin yılda 15 defa ilaçlandığını ve vahşi sulama ile hem gölün hem de bahçelerin yıpratıldığını vurguladı.
Biran önce organik tarıma geçilmesi gerektiğini savunan Karakoyun, sulama konusunda da belli bir bölümde henüz damla sulama olmadığını ve acilen bu bölümlerde de damla sulamaya geçilmesi gerektiğini belirtti.
Eğirdir'in damla sulama konusunda önemli çalışmalar yaptığını söyleyen Karakoyun, "Eyüpler ve Boğazova'ya damla sulamaya ciddi yatırımlar yapıldı ve tarımda büyük gelişme sağlandı. Aynı uygulamanın hiç vakit geçirilmeden Gelendost'a da uygulanması şart. Çünkü Gelendost'a göle yakın bahçeler var. Elma bahçeleri yılda 10 ile 15 defa ilaçlanıyorlar. Vahşi sulamayla birlikte bahçedeki kimyasal ilaç hızlı bir şekilde göle sızıyor. Bu da ciddi tehdit oluşturuyor." dedi.
Gelendost unsuruna da dikkat çeken Karakoyun, "Eğirdir Gölü'ün kritik bölgesi Gelendost bölgesidir. Çünkü Gelendost bölgesinde 4 bin 500 çiftçi 5 bin 500 hektarlık arazi üzerinde elma yetiştiriciliği yapmaktır. Buradaki bahçeler göle çok yakındır. 2009 yılı istatistiklerine göre Gelendost'a 98 bin kilogram zirai ilaç, 2 milyon 874 bin kilogram kimyasal gübre kullanılmıştır. Şüphesiz ki bu kullanılan kimyasalların büyük bir bölümü yer altı ve yer üstü sularıyla göle karışmıştır." şeklinde görüş belirtti.
Zirai ilaçların daha kontrollü yapılması gerektiğini kaydeden Karakoyun, önlemlerden bahsederek, "Daha az gübre ve ilaçlama ile mevcut türlerin oranla yeni meyve türlerine geçilmeli. Daha da önemlisi modern sulama tekniklerine yani damla sulamaya geçilmelidir. Damla sulamanın çevreye ve toprağa olumlu etkilerini biliyoruz. Daha az su kullanımı sağlanıyor ve kalitede, verimlilikte ciddi oranda artış oluyor. Böylece damla sulama ile üreticinin rekabet gücü de artacaktır." diye açıklamada bulundu.
Karakoyun, kendisinin bu açıklamalarının gerek Orta Doğu Teknik Üniversitesi gerekse TÜBİTAK tarafından yapılan araştırmalar neticesinde de doğrulandığını kaydetti.
ÖNCELİK SUYUN KALİTESİ
Süleyman Demirel Üniversitesi tarafından göl suyunun kalitesinin araştırılması konusunda geçtiğimiz yıllarda çalışma yapıldığını belirten Karakoyun, "Isparta'nın en öncelikli konusu Eğirdir Gölü ve göl suyunun kalitesidir. Suyun kalitesini muhafaza edemediğimiz takdirde bütün dengeleri de kaybetmiş sayılırız. Şu anda analiz çalışmaları devam ediyoruz. İnşallah riski yönetiyoruzdur. Eğer bu risk krize dönüşürse, dönüşü olmayan bir yola girmiş olacağız. İnşallah bu şüphemde haksız çıkarım."şeklinde konuştu.
"GÖL YÖNETİMİNİN ÇALIŞMALARI TAKDİRE ŞAYAN"
Ayrıca Sedat Karakoyun 1992 yılından bu yana söz konusu tehlikeden bahsettiğini ve her toplantıda işlediğini belirterek, "Ancak, bundan 3 yıl önce yani 2007 yılında hareketlilik sağlandı ve göl yönetimi oluşturuldu. Hemen hemen tüm kurumların katıldığı göl yönetimi Valimiz sayın Ali Haydar Öner'in başkanlığında ciddi ve hızlı bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor." dedi.
"SAYIN VALİMİZDE TEHLİKEYE İŞARET ETMİŞTİ"
Bilindiği gibi; Sayın Valimiz Ali Haydar Öner Eğirdir Gölü Havza Koruma Plan ve Özel Hüküm Belirlenmesi Projesi için geçtiğimiz Mayıs ayında valilikte düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, benim daha önce defalarca gündeme getirmiş olduğum konu olan Eğirdir Gölü çevresinde elma tarımı yapmanın sakıncalı olduğunun ortaya çıktığını çünkü, elma ağaçları yılda 10-15 defa ilaçlanıyor ve bu ilaçlar göle giderek, gölü kirletiyor olduğunu açıklamış ve; "Aynı zamanda faal gübreleme de göle zarar veriyor. Mutlak ve makul olanı bulmaya çalışacağız. Koruma ve kullanma dengesini makul seviyelere çekmeye çalışacağız" açıklamasında bulunmuştu" dedi.