• Eğitim

Yayın yoluyla kimse kimseye hakaret edemez

Okan Üniversitesi’nde düzenlenen Medya, Toplum, Siyaset Paneli’ne katılan RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, RTÜK’e ‘sansürcü’ kuruluş yakıştırması yapılır.
Yayın yoluyla kimse kimseye hakaret edemez
Biz hiçbir zaman hangi yayıncının ne yayınlayacağına, kimi çağırıp davete edeceğine karışmayız. Fakat yayın yoluyla kimse kimseye hakaret edemez. Tüm demokratik ülkelerde medyanın denetlenmesi için üst kurullar vardır” diye konuştu.

Panelde konuşan CNN Türk program sunucusu Şirin Payzın da, “Konuklarım programa katılmadan önce ‘Acaba şunu konuşsam mı? Konuşursam sizi sıkıntıya sokar mıyım’ diye düşünüyor. Hakarete ben de karşıyım. Ama bu korku ve oto sansürün nedenlerini araştırmamız lazım” dedi.

Okan Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’ndeki Bekir Okan Konferans Salonu’nda düzenlenen Medya, Toplum, Siyaset Paneli’nde, ülkemizde medyanın, toplumun ve siyasetin mevcut durumu, sorunlarını ve güncel gelişmelerle ilgili düşünceler tartışıldı. RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, Prof. Dr. Murat Belge ve Şirin Payzın’ın konuşmacı olarak yer aldığı panelin açılışında konuşan Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan, “Türkiye ve dünyanın çeşitli sorunlarını üniversitemizde tartışıyoruz. Üniversiteler sadece diploma veren kuruluşlar değildir. Dünyayı aydınlatan meşaleler olmalı. Her kişi fikirlerini söylemeli. Herkes birbirine saygı duymalı. Dinlemeli. Ancak bu şekilde ülkemizi geliştirebiliriz” dedi. Okan Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dilek Şirvanlı Özen de, “Medyanın hayatımızdaki önemi yadsınamaz. Medyatik bir akış içerisindeyiz. Her yerde, çevremizde ekranlar var. Medya iktidarları denetleyen, sorgulayan güçten çıkıp ona itaat eden duruma mı geldi? Bunları tartışacağız” diye konuştu.  Açılış konuşmalarının ardından Okan Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Tayfun Atay’ın moderatörlüğünü yaptığı panele geçildi. Siyasetin toplum için, medyanın ise hem siyaset hem de toplum için var olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tayfun Atay, siyaset kelimesi seyislikten geliyor. Atı terbiye eden yani. Siyaset vahşi bir atı sakinleştirebilirken en sakin atı bile zıvanadan çıkarabilir” dedi.

Payzın: “Siyasi baskı altında hissediyoruz”
Osmanlı’dan itibaren medyanın her zaman problemli bir yapı olduğunu belirten Şirin Payzın, her zaman sansür oldu. 90’lı yılların başında muhabirliğe başladım. 90lı yıllar karanlık yıllardı. Ortadoğu ve Güneydoğu’da faili meçhulleri gördük. Ekonomik krizler, yolsuzluklar, siyasi krizler gördük. O dönem başka bir baskı, asker odaklı, emniyet odaklı baskı yaşıyorduk. Şu an siyasi baskı altında hissediyoruz” diye konuştu.  Şirin Payzın, sözlerine şöyle devam etti: “AKP iktidar olmadan önce konuşamıyorken şimdi konuşabiliyoruz. Ermeni soykırımının olup olmadığını tartışabiliyoruz. Kürt sorununda eskiye göre daha rahat tartışmalar yapabiliyoruz. 90’lı yılarda bunu tartışamıyorduk. 2 yıl önce nevruz kutlamaları sonrası Kandil’den canlı yayın yaptık. 90’lı yıllarda bunu yapsaydık muhtemelen şu an cezaevinde olurdum. Hala oto sansür devam ediyor. Basının çok büyük sorunu var. Bu oto sansürün yapılmasını gerektiren siyasetin baskısını konuşmalıyız. En ufak bir şeyde bile yayın yasağı kararı alıyorlar. Medyanın özgürlüğü kısıtlanamaz.”

RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, da “RTÜK’e sansürcü kuruluş yakıştırması yapılır. Biz hiçbir zaman hangi yayıncının ne yayınlayacağına kimi çağırıp davete edeceğine karışmayız. Tüm demokratik ülkelerde medyanın denetlenmesi için üst kurullar vardır. Uygulamada bir takım yanlışlar ve problemler olabilir” dedi. Eskiden Türkçe dışında yayın yapabilmenin sorun olduğunu belirte Dursun, “Türkiye’de 30’un üzerinde yerel dillerde yayın yapan kuruluşa izin verdik. 24 saat yayın hakkı olmalarına rağmen birkaç yayın ancak 24 saat yayın yapabiliyor” dedi. Türkiye’de 3 milyar dolarlık reklam pazarı olduğunu belirten Dursun, “Reklamların paylaşımı konusunda ciddi bir kavga var. Düzenleme yapılması isteniyor” diye konuştu.

Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Belge ise, “Karmaşık bir toplumumuz var. İmparatorluktan kumaş çeker gibi çekmiş ve kurulmuş bir ulus devletiyiz. Ülkemizde, bir türlü konuşamazken şimdi bir başka türlü konuşamaz gibi bir dönüşüm var. Özgürlüğün önü ülkemizde benim bildiğim açılmadı. Devlet basına maddi imkan açmak yerine özgürlüğü vermeli” dedi. Belge, sözlerine şöyle devam etti: “32 tane de olsa hepsi aynı parti. Hala tek parti rejiminde yaşıyoruz. Osmanlıca eğitimi daha harf devrimi yapıldığında konulmalıydı. Fakat şimdi biri kalkıp ‘öğrenilecek ve öğretilecektir’ diye bağırırsa ben öyle Osmanlıca eğitimi istemiyorum. Böyle öğrenilmez.
Yorum Yazın