TIC HOLDING Header
  • USD 18.468
  • EUR 17.813
  • Altın 964.784
  • BIST 100 3294.01
  • Ekonomi

EMD Genel Başkanı Türker: Rusya Batı’nın boşalttığı koridora Türkiye’nin girmesini istiyor

Ekonomi Muhabirleri Derneği Genel Başkanı Turgay Türker, ''Şu anda Rusya’nın Avrupa veya Batı ile olan temasını Türkiye sağlıyor, Türkiye’nin çok stratejik bir durumu var'' dedi.
EMD Genel Başkanı Türker: Rusya Batı’nın boşalttığı koridora Türkiye’nin girmesini istiyor
AJANSLAR - Radyo Sputnik’te yayınlanan İsmet Özçelik’le Ankara Farkı programına konuk olan Ekonomi Muhabirleri Derneği Genel Başkanı Turgay Türker, Merkez Bankası Başkanı ile sanayiciler arasında yaşanan tartışmaları değerlendirdi. Türker, ekonomide yaşanan güncel gelişmeleri ve seçimlere olası etkilerini yorumladı.

‘Türkiye’deki iş dünyası ile bir araya gelmek istiyoruz’
Rusya Devlet Başkanı Putin’e yakın isimler ile temaslar gerçekleştirdiğini dile getiren Ekonomi Muhabirleri Derneği Genel Başkanı Turgay Türker, Rusya’nın Türkiye’ye ‘Koridoru siz doldurun’ teklifinde bulunduğunu söyledi. Türker, şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Putin’e yakın isimlerle temasımız oldu. ‘Türkiye’deki iş dünyası ile temas halinde olmak istiyoruz. Bir araya gelmek istiyoruz’ diyorlar. Aslında Batı’nın Rusya’daki boşalttığı koridora Türkiye’nin girmesini istiyorlar. Bu çok net. Evet Türkiye bu koridoru doldurabilir ama ben yine de savaşın her boyutuna karşıyım. Fakat bazen de krizler bir fırsat mıdır? Fırsattır. Rusya’nın şu anda aslında Avrupa veya Batı ile olan temasını Türkiye sağlıyor, Türkiye’nin çok stratejik bir durumu var. Biliyorsunuz Mavi Vatan Türkiye’nin kırmızı çizgisidir. Bu noktada Rusya ile ilişkilerin derinleştirilmesi, arkasına da İran ittifakını veya blokunu aldığında aslında Suriye sorununun da çözümünde ciddi bir etken oluşturacaktır.”

‘Boşalan piyasaya Türkiye talip’
Sanayi odası ve ticaret odası başkanları ile görüştüğünü söyleyen Türker, sanayicilerin Merkez Bankası Başkanı’nın sözlerine alındığını ifade etti. Türker, şunları kaydetti:
“Sanayi odası, ticaret odası başkanlarıyla sohbet ediyorum; stokçuluk kısmına gerçekten alınmış vaziyetteler. ‘Biz stokçu değiliz, biz arz-talebe göre bunu stoklamak, tutmak ve tuttuğumuzu da zamana göre vermek zorundayız’ diyorlar. Bir tesisin soğutulması ve tekrar işletilmesinin maliyetini kimse konuşmuyor. Dolayısıyla sanayici şunu söylüyor; ‘Biz neyi stoklamışız? Beyan etsinler. Biz yedek parçayı mı stoklamışız?’ Sonuç itibariyle şu anda Rusya’dan kaynaklı boşalan Avrupa piyasasına, Rusya pazarına, dünya piyasasına Türkiye talip. Üretilen malın yedeklenmesini, onun tutulmasını, arz ve talep dengesinde piyasaya sunulmasını stokçuluk kavramı ile tanımlıyorsanız bu insanlara haksızlık etmiş olursunuz. Ben bunu yaklaşım olarak doğru kabul etmiyorum. Israrla piyasaya bu söyleniyor. Gıda enflasyonu konusunda Merkez Bankası’na şunu söyleyelim; neden gıda enflasyonu konusunda müdahalede bulunmuyor? Merkez Bankasının vatandaşın satın alma paritesindeki sürekli eriyen parasına karşı tedbir yaklaşımlarını neden ifade etmiyor? Yani şu anda gıda enflasyonu üzerinde cebimizdeki para eriyor ve biz bunu dillendiremiyoruz. Gidin pazarlardaki fiyatlar farklı? Neden farklı? Maliyetler konusu, sanayici de aynı noktadadır.”

‘Yurt dışında Türk malı isteniyor’
Dünyada Türk malına bir güven olduğunu dile getiren Türker, Türk sanayisi hakkında konuştu. Türker, “Türkiye’deki sanayici inanılmaz heyecanlı bir insandır. Türk sanayicisinin cebinde bugün 1 milyon TL değil 100 bin TL olsun, ertesi gün yeni bir hat açar. Onun heyecanı üretimdir, istihdamdır, bir şey ortaya koymaktır. Bu ayrı bir heyecan. Türk şirketlerinin kredi borcunu kimse konuşmuyor, biz sadece hazine borcunu konuşuyoruz. Ama peki Türk şirketlerinin tahvil vb. borçlanmalarının maliyetini kimse konuşuyor mu? O rakamın 600-700 milyar dolar noktasında olduğu ifade ediliyor. Peki şimdi şirketler yurt dışından fonlardan vb. enstrümanlardan almış olduğu krediyi nereye harcadı? İçeriye harcadı, yatırıma harcadı. Size samimiyetimle söylüyorum bugün herhangi bir sanayinin olduğu şehre gittiğinizde gururlanırsınız, bugün savunma sanayisindeki işlemler, tarımdaki, tekstildeki vb. işlemler Türk insanının girişimciliğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki haftalarda yurt dışı seyahatim olacak bununla alakalı. Orada bile Türk mallarının ihracına yönelik bir görüntü var ve diyorlar ki; ‘Türk malını istiyoruz’ Bu bir güven. Bu Türk markasının dünyaya sağlamış olduğu kalitesinin beyanıdır. Bu, siz bunu güçlendirebileceğiniz ortam ve mekanları oluşturursanız olur. Ama siz sanayiciye parayı yurt dışına çıkarıyorsun diyorsunuz, o zaman kim gönderiyor bu parayı? Merkez Bankası’nda kayıtlar yok mu?” dedi.

‘Fiyat artışlarının sebeplerinden birisi de kredi maliyetleridir’
"Merkez Bankası Başkanı üretime endeksli bir yapıyı ve bankalar noktasındaki rahatlatmayı ve uygunlukları belirleyecekken tabiri caizse fırça atıyor" diye devam eden Türker, şunları söyledi:
“Kamu bankaları dışındaki diğer bankalardan temin edilmeye çalışılan üretim kredisi, yatırım kredisi ve mal alım kredisi ile alakalı sanayicinin talebine Merkez Bankası Başkanı ‘Alma abi’ diyor. Peki sanayici kredi almazsa ne yapacak? Bugünkü fiyat artışlarının sebeplerinden birisi de kredi maliyetleridir. Sanayici ile konuştuğunuzda ‘Ben yüzde 13-14 ile kredi almıyorum ki’ diyor. Dolayısıyla her maliyetin ürüne, üretime yansıyan boyutu var. Kimse bu noktada bunları değerlendirmiyor. Bir de başka bir sorunumuz var; Merkez Bankası kamu bankaları üzerinde veya özel bankalar üzerinde ucuz krediyi yönetebilecek ve denetleyebilecek enstrümanlar geliştirmeli. Herhangi bir kamu bankasına gidip ‘İhtiyaç kredisi, konut kredisi istiyorum’ derseniz size para vermeyecek, bir de böyle bir realite var. Bu da Türkiye’nin gerçeği. Finansmana ulaşma noktasında çok ciddi sıkıntılar var.”

‘Tencere kaynamazsa siyaseten götürür’
Ekonomi konusunun seçimleri nasıl etkileyeceği ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda da değerlendirmelerde bulunan Türker, şu görüşleri dile getirdi:
“Ekonomik kriz, tabiri caizse ‘tencere kaynamazsa’ siyaseten götürür. Türkiye toplum olarak krize alışkın bir ülke, bu krizi atlatabilir. Ama maliyetini kimse konuşmuyor. Ben fakirleşiyorum, siz fakirleşiyorsunuz, dinleyicimiz de fakirleşiyor. Kim zenginleşiyor? Geçmişten aldığı dövizi çok uygun fiyatlara alıp bugün bir noktaya taşıyanlar. Bakın konut sorunu konusunda ev sahipleri çok yüksek bedellerle vermiş oldukları konutların fiyatlarını geri çekmeye başladı, çünkü tahsil edilemiyor, öyle bir para yok. Bu ekonomi bu şekilde yönetilemez. 'Yönetilemez'deki kısım şudur; hükümet de belki Sayın Cumhurbaşkanı veya etrafındaki isimler bunu masaya yatırıyorlardır mutlaka, çünkü bu şekilde yarın seçime gidilirse ne olur? İktidarın kaybı söz konusu olur mu? Olur. Ama başka bir sorun da var; Millet İttifakı hala Cumhurbaşkanı adayını ortaya koymuyor. Millet İttifakı hala bir isim ortaya koyup, çözüm üretebileceğini dillendiremezse, onun mekanizmalarını, formüllerini ortaya koyamazsa vatandaş neye güvenecek? Cumhur İttifakı ‘bizim adayımız Sayın Erdoğan’dır’ dedi. Bir yapının adayı dillendirilmediği zaman güvensizlik oluyor. Şimdi Millet İttifakı çıkıp benim Cumhurbaşkanı adayım bu, benim bakanlarım bunlardır, bizim toplumsal çözüm önerilerimiz bunlardır demeli. Konut mu, ekonomi mi, sosyal politikalar mı, dış politika mı, belki Millet İttifakı’nın beyanında bizim Dışişleri Bakanımız Mevlüt Bey’dir diyecek örneğin, bu kötü bir şey değil. Devlet adamlığı devlet için uygulanan bir şeydir. Ülkenin sorununu konuşuyoruz.” dedi.
Yorum Yazın