TIC HOLDING Header
  • USD 17.955
  • EUR 18.405
  • Altın 1036.067
  • BIST 100 2864.25
  • Sağlık

Maymun çiçeği hakkında bilinmesi gerekenler

Doç. Dr. Nafiz Koçak, Maymun çiçeği virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğunu, solunum yolu ile değil yakın temas ile bulaştığının altını çizerek, “Maymun çiçeği virüsü genellikle hafif bir hastalık yapar ve çoğu hasta tedavi olmaksızın birkaç hafta içinde iyileşir. Virüsün Kongo türünün yüzde 10’a kadar ölüm riski bulunurken, Birleşik Krallık salgınında doğrulanan Batı Afrika türünün ölüm oranı yaklaşık yüzde 1’dir” dedi.
Maymun çiçeği hakkında bilinmesi gerekenler
İHA - Medicana Çamlıca Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Nafiz Koçak, ülkemizde görülen ilk maymun çiçeği vakasının ardından virüs hakkında bilgi verdi. Maymun Çiçeğinin bulaşıcı bir hastalık olduğunu, solunum yolu ile değil yakın temas ile bulaştığının altını çizen Doç. Dr. Nafiz Koçak, “Maymun çiçeği virüsü genellikle hafif bir hastalık yapar ve çoğu hasta tedavi olmaksızın birkaç hafta içinde iyileşir. Virüsün Kongo türünün yüzde 10’a kadar ölüm riski bulunurken, Birleşik Krallık salgınında doğrulanan Batı Afrika türünün ölüm oranı yaklaşık yüzde 1’dir. Son salgında henüz ölüm bildirilmemiştir” dedi.

Maymun Çiçeği hastalığının insanlar da dahil olmak üzere bazı hayvanlarda görülen bulaşıcı bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Nafiz Koçak, “Maymun çiçeğinin ilk belirtileri ateş, baş ağrısı, boyunda şişlikler, sırt ağrısı, kas ağrısı ve halsizliktir. Daha ciddi vakalarda, genellikle yüzde ve genital bölgede su çiçeği ve çiçek hastalığında görülenlere benzeyen bir döküntü gelişebilir. Maymun çiçeği ile enfekte olanlarda genellikle enfeksiyondan 4 ila 20 gün sonra belirtiler görülmeye başlar” ifadelerini kullandı.

MAYMUN ÇİÇEĞİ NEDİR?
Maymun çiçeğinin ilk defa Orta ve Batı Afrika’nın tropikal yağmur ormanlarında ortaya çıkan ve zaman zaman diğer bölgelere sıçrayan viral bir zoonotik hastalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Nafiz Koçak, “Nadir bir hastalık olan maymun çiçeği hastalığı CDC’ye göre ilk kez 1958’de Danimarka’da laboratuvarda çalışılan maymunlarda çiçek benzeri bir hastalık salgınının ortaya çıkmasıyla keşfedilmiştir, bu nedenle ’maymun çiçeği’ adı verilmiştir. Virüsün insandaki ilk vakası 1970 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde tespit edilmiştir. Ancak, Son zamanlarda Batı veya Orta Afrika ile ilişkisi olmayan bireylerin enfekte olmuş olması farklı bir yayılımın olduğunu göstermektedir. Maymun Çiçeği, büyük solunum damlacıkları ve "uzun süreli" yakın temas yoluyla yayılır" diye konuştu.

Doç. Dr. Nafiz Koçak, virüsün belirtilerini ise şöyle açıkladı: “Maymun Çiçeği virüsü insandan insana bir kişiden diğerine lezyonlar, vücut sıvıları, solunum damlacıkları ve yatak örtüsü gibi kontamine materyallerle temas yoluyla; deri sıyrıkları, solunum yolu, göz, burun veya ağız yoluyla bulaşabilir. Cinsel ilişki sırasında doğrudan temas yoluyla da bulaşabilir. Virüs ayrıca bulaştığı maymunlar, sıçanlar ve sincaplar gibi hayvanlar yoluyla da yayılabilir. Anneden fetüse plasenta yoluyla da bulaşabilir. Kuluçka süresi (enfeksiyondan semptomların başlangıcına kadar olan aralık) genellikle 6 ila 13 gün arasındadır, ancak 4 ila 20 gün arasında değişebilir."

Enfeksiyonun seyrinin iki döneme ayrıldığını söyleyen Doç. Dr. Koçak, ilk 5 günlük dönemde ateş, yoğun baş ağrısı, lenf bezlerinde şişlik, sırt ve kas ağrıları ile şiddetli halsizlik belirtileri görüldüğünü belirterek, "Lenf bezlerindeki şişliğin benzer diğer hastalıklarla (su çiçeği, kızamık, çiçek hastalığı) karşılaştırıldığında maymun çiçeği virüsü vakaları ayırt edici bir özelliktir" dedi.

Doç. Dr. Koçak sözlerine şöyle devam etti: “İkinci dönemde başlayan deri döküntüsü genellikle ateşin ortaya çıkmasından sonraki 1-3 gün içinde başlar. Döküntü, gövdeden ziyade yüz ve ekstremitelerde daha konsantre olma eğilimindedir. Döküntüler genelde yüzde başlayıp (yüzde 95) ve avuç içlerini ve ayak tabanlarını (yüzde 75) etkiler. Ayrıca oral mukozalar (yüzde 70), genital bölge (yüzde 30) ve konjonktiva ile birlikte kornea da (yüzde 20) etkilenir. Döküntü, ardışık olarak makülden (düz tabanlı lezyonlar) papüle (hafifçe kabarık sert lezyonlar), veziküle (berrak sıvı ile dolu lezyonlar), püstüle (sarımsı sıvı ile dolu lezyonlar) ve kuruyup dökülen kabuklara doğru değişiklik gösterir. Maymun Çiçeği hastalığı genellikle 2 ila 4 haftada kendi kendini sınırlar. Şiddetli vakalar çocuklar arasında daha sık görülür. Maymun çiçeği virüsü vaka ölüm oranı genel popülasyonda yüzde 0 ila 11 arasında değişmektedir ve küçük çocuklar arasında daha yüksektir.”

TANI VE TEDAVİ YÖNTEMİ
Tanı ve tedavisi hakkında da bilgiler veren Doç. Dr. Koçak, “Tanıda, doğruluk ve duyarlılık göz önüne alındığında; polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) tercih edilen laboratuvar testidir. Mümkün olduğunda biyopsi bir seçenektir. Spesifik olarak kanıtlanmış bir tedavi yoktur. Maymun çiçeği hastalığını kontrol altında tutmak amacıyla çiçek hastalığı aşısı, antiviraller ve çiçek hastalığı geçirmiş kişilerden elde edilmiş intravenöz immün globulin (VIG) kullanılabilir. Bununla birlikte şu anda orijinal (birinci nesil) çiçek hastalığı aşıları artık halka açık değildir. Dünya çapında 42 yaşın altındaki popülasyon, çiçek hastalığı aşılama programlarının uygulamasının sonlandırılması nedeniyle enfeksiyona açık durumdadırlar. Maymun çiçeği, çiçek hastalığına neden olan virüsle yakından ilişkili olduğundan, çiçek hastalığı aşıları önleyici tedbir olarak kullanılabilir. Hastalığa yakalanma durumunda ilk 5 gün içinde dahi uygulamadan sonuç alınabilmektedir” dedi.

Hastalıktan korunma yöntemlerini de Doç. Dr. Koçak şöyle açıkladı: "Maymun çiçeği virüsü ile enfeksiyonu önlemek için alınabilecek önlemler; Virüsü barındırabilecek hayvanlarla temastan kaçınılmalı (maymun çiçeğinin meydana geldiği bölgelerde hasta olan veya ölü bulunan hayvanlar dahil). Hasta bir hayvanla temas etmiş herhangi bir kontamine malzemeyle temastan kaçınılmalı. Enfekte hastaları, enfeksiyon riski altında olabilecek diğerlerinden izole edilmeli. Enfekte hayvanlar veya insanlarla temastan sonra iyi el hijyeni uygulanmalı. Sabun ve suyla yıkamak veya el dezenfektanı kullanmak yeterli. Hastalar ile temas ederken kişisel koruyucu ekipman (KKD) kullanılmalı."
Yorum Yazın