• Siyaset

Numan Kurtulmuş: Maalesef bütün dünya İdlib konusunda rejimin yaptıklarını seyrediyor

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, tüm dünyanın İdlib konusunda Esed rejiminin yaptıklarını seyrettiğini belirterek, 'Buna karşı olduğunu iddia eden birkaç ülkenin cılız tepkilerinden başka bir şey gelmiyor.' dedi.
Numan Kurtulmuş: Maalesef bütün dünya İdlib konusunda rejimin yaptıklarını seyrediyor
AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, TV 100'de katıldığı "Yüz Yüze" programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

İdlib'de Esed rejiminin saldırılarına değinen Kurtulmuş, rejimin kendi halkını bombalamasının oldukça üzücü olduğunu ve birçok sivil vatandaşın hayatını kaybettiğini söyledi.

Rejimin tek tek insanları öldürerek zafer kazanamayacağını vurgulayan Kurtulmuş, "Dünyada böyle bir şey yok. Bu kan gölü üzerine nasıl oturacaksın? Maalesef bütün dünyada İdlib konusunda rejimin yaptıklarını seyrediyor. Buna karşı olduğunu iddia eden birkaç ülkenin cılız tepkilerinden başka bir şey gelmiyor. İdlib bugün konuştuğumuz değil, dünden itibaren 'ben geliyorum' diyen bir facia. 1 milyona yakın insan, Türkiye sınırının çok yakınına gelmiş durumda. Türkiye'de zaten 4 milyon Suriyeli var bunları da kabul etmesi imkansız, bu yükü taşıma imkanı yok. Bir taraftan da insanlar öldürülüyor, ölümden kaçıyor, buna bir dur denmesi lazım. İlgili bütün tarafların başlayan anayasa sürecinde oturup işin silah, savaş ve çatışma ile değil barış ve müzakere ile çözüleceğinin kapısını açması lazım. Esed güçleri çözümü silahlı bir çözüm olarak görüyor. Masa başında diplomasi ile çözmek yerine 'artık kalan son vuruşlarımı yapayım' derdinde. Bu yanlış bir tavırdır." değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, Esed rejimine destek veren ülkelerin bu desteği çekip, muhaliflerle birlikte anayasal süreçleri çalıştıracak komisyona destek olması gerektiğini aktardı.

"Gelişmelere seyirci kalmayacağız"

Bu insanlık katliamlarına sessiz kalınamayacağının altını çizen Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Bütün operasyon yaptığımız bölgelerde Türkiye, başta DEAŞ olmak üzere, PKK ve PYD gibi silahlı terör örgütlerine karşı çok yoğun ve başarılı bir mücadele verdi ve veriyor. Biz sözümüzde duruyoruz, ancak bize söz verenler sözlerinde durmuyor. Yerine getirmediği gibi oradaki 4 milyon sivilin üzerine bombalar yağdırıyorlar hem de bizim kontrol noktalarımıza düşmanca tavır sergiliyorlar. Cumhurbaşkanımız net bir şekilde söyledi, Türk askerinin orada şehit edilmesiyle, Türkiye için Suriye politikasında yine bir sayfa başlamıştır. Bundan sonra biz bu gelişmelere seyirci kalmayacağız. Uluslararası mutabakatın bir sonucu olarak hem yerli halkı hem de Mehmetçiklerimizi koruması Türkiye'nin hakkıdır. Biz sadece sınırda çok sayıda DEAŞ'lıyı etkisiz hale getirdik. HTŞ ile diğer unsurları da etkisiz hale getiriyoruz. Sivil halka zarar vermemeleri için Türkiye elinden geleni yapıyor. Kim olursa olsun bu terör örgütleri temizleniyor. Bu temizlikten rahatsız olan başka terör grupları zaman zaman halka bomba atarak, zarar vermeye çalışıyor. Türkiye terör örgütlerini bölgeden temizlenmesi için hiçbir ayrım göstermeksizin çaba ortaya koyuyor. Bu hem verdiği bir sözün gereğidir hem de terör gruplarının Suriye'nin kuzeyinden olduğu gibi temizlenmesi Türkiye'nin menfaatinedir."

"Rusya, Esed rejimini her halükarda ayakta tutmaya çalışıyor"

Numan Kurtulmuş, Suriye Milli Ordusu'nun ülkelerinin bağımsızlığı için mücadele ettiğini belirterek, "Türkiye'ye destek veriyorlar, Türkiye'nin yanında şehit veriyor. Türk bayrağı için kendilerini feda ediyorlar. Onlar, kendi illerini kurtarmak isteyen bir özgürlük grubu." dedi.

Suriye politikasında Rusya ile Türkiye'nin çok önemli farklılıklarının bugün de devam ettiğinin aşikar olduğunu anlatan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Rusya, Esed rejimini her halükarda ayakta tutmaya çalışıyor. Rejimin politik tercihlerine uygun bir tavır sergiliyor. Ancak diğer taraftan Rusya bölgedeki stratejik müttefiki olarak Türkiye'yi de kaybetmek istemiyor. Türkiye'nin önceliklerini içine sinse de sinmese de anlamaya çalışıyor. Biz Ruslarla belirli bir noktaya geldik, Soçi ve Astana sürecinin en önemli noktası burasıdır. Bütün unsurlar şuna karar verecekler, bu vekalet savaşları daha fazla yürütülemez, Rusya için de Batılı ülkeler için de. Bir an önce ne yapılması lazım? Bir masanın etrafına gelip insanların konuşmaya başlaması bir kazanımdır. Burada Türkiye'nin, Sayın Cumhurbaşkanımızın tarihi bir önemi vardır. Artık herkesin şunu anlaması lazım, Suriye'de hiçbir gücün tek başına silahlarla sonuç elde etme imkanı yoktur. 'Suriye halkı ne istiyorsa o olacak.' diyorsak bunda samimiysek süratle ateşkesin temin edilmesi ve rejim tarafının masaya zorlanması lazım. Biz Suriye'yi kimin yöneteceğiyle ilgilenmiyoruz, demokratik bir sürecin açılmasının şart olduğuna inanıyoruz. Böyle olursa bölgedeki terör örgütleri de tasfiye edilmiş olur. Biz Suriye'de Suriye'nin milli unsurları ile destek halindeyiz. Bu unsurlarla Türkiye iş birliği yapıyor, bunun amacı oranın asli unsurlarına yardım etmektir."

"İslam coğrafyasındaki karmaşadan kazançlı çıkan tek ülke İsrail"

AK Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş, "Rusya ile Türkiye Suriye konusunda çakışır mı?" sorusu üzerine, "Hayır öyle bir şey olmaz. Biz bütün meselelerimizi sonuna kadar müzakere ederek çözme yanlısıyız. Bizim bir avantajımız var, Suriye politikasında Amerika ile farklı Rusya ile farklı bir yerdeyiz. Biz herkese aynı şeyi söylüyoruz; sınır bölgelerinden bize terör saldırısı olmayacak, Suriye'nin toprak bütünlüğü korunacak, buralarda konuşlanmış olan terör örgütleri çıkartılacak ve bunların Türkiye içinde faaliyet göstermesini engelleyecek mekanizmalar kurulacak." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin bu konudaki tavrının belli olduğunu aktaran Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Rusya ve ABD'nin ne sınırı var Suriye ile? Bizim için ise burası bir güvenlik meselesi. Biz burada sulh sağlamazsak sürekli Türkiye'nin başını ağrıyacak. Orada çıban gibi kanayan bir yara var ve biz 'Bu yarayı iyileştirelim.' diyoruz. Bu hem oradaki halkın hem de Türkiye'nin çıkarınadır. Amerika'nın da bu bölgede Türkiye'yi yok sayacağına, kaybetmeyi göze alacağına asla inanmam. Türkiye ile Rusya da stratejik olarak tam bir ortaklık içinde. Dolayısıyla Rusların böyle bir denklemde Türkiye'yi kenara koymasının mümkün olmadığını düşünüyorum. Bütün bunlar olurken perdenin arkasında elini ovuşturan ve İslam coğrafyasındaki karmaşadan kazançlı çıkan tek bir ülke var o da İsrail. İsrail'in nasıl karlı çıktığını, Trump'ın sözde barış planıyla da görmüş olduk. Dolayısıyla herkesin aklını başına alması lazım."

"Sorunları çözmek için diyalog ve müzakere zeminlerinin açık tutulması gerek"

"Numan Kurtulmuş'a verseydik Türkiye'nin dış politikasını 2011'de. 'Bütün dosyaları sende Numan Bey.' deseydi Cumhurbaşkanı. 2011'den 2016'ya kadar o siyaseti bu şekilde yürütür müydünüz? Siyasetin hatalarının payı yok mu?" sorusu üzerine Kurtulmuş, her şeyden önce karşı tarafın ne yapmak istediğini anlamak gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin 1900'lerin başında 3 milyon kilometrekarelik bir alana sahip olduğunu ve 25 sene içerisinde 780 bin kilometrekarelik sınıra düştüğünü hatırlatan Kurtulmuş, ülkenin destansı bir mücadeleyle Anadolu topraklarını kurtardığını ifade etti.

Kurtulmuş, tarih boyunca büyük kırılmaların "bereketli hilal" denilen yerde olduğuna dikkati çekerek, vekalet savaşlarının bugünün meselesinin olmadığını ve tarih boyunca sürdüğünü kaydetti.

Sorunları çözmek için mutlaka diyalog ve müzakere zeminlerinin açık tutulması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Çok farklı noktalarda olabiliriz. A ve Z kadar farklı olabiliriz ama bu bölge ülkeleri kendi sorunlarını kendileri çözebilme kabiliyetlerini kazanamazlarsa korkarım ki bölge dışı güçler gelir ve bu bölgeyi işgal ederler. Nitekim süreç bu. Eğer böyleyse bizim de buna uygun olmamız lazım. Tek başına Türkiye'nin bunu yapması yeterli mi? Asla yetmez. Diğerlerini görüyorsunuz, bu akşam halkının üzerine ölüm yağdırıyor. Buna mani olmak lazım. Biz bunları geliştirebilirdik, yapılabilirdi ama geçti. Bugün konuşulacak şey değil. Bundan sonra Suriye'de süratle anayasa komisyonunu çalıştıracak siyasi iradeyi ortaya koymak lazım. Bu dağınıklık devam ederse. Bu coğrafyada başka ülkelerin kurulması için çalışılacağı gibi... Bu coğrafyada adam 100 yılın planı gibi bir ihanet planını ortaya koyuyor ve ne yazık ki İslam coğrafyasının içerisinden bazı adamlar bile ya koltuklarında oturmak için ya da alacakları 3-5 kuruş için bu plana ses çıkarmıyor."

"Müslümanlar Kudüs'ün satıldığı plana 'evet' demeyecektir"

Filistin sınırlarının 1947'den şimdiye kadar yaşadığı değişimi haritayla anlatan Kurtulmuş, İsrail'in resmi bir sınırı olmadığına dikkati çekti.

İslam coğrafyasının kendi içerisindeki ihtilaflarını çözememesi, bazı aymaz ve bir kısmı hain olan liderler yüzünden mevcut noktaya kadar gelindiğini anlatan Kurtulmuş, "Çok şükür şunu da sevinçle ifade etmek isterim. Filistinli Mahmud Abbas hem Hamas Grubu ve tüm Filistinliler, çok açık ve net dedi ki 'Biz bunu kabul edemeyiz.' Biliyoruz ki Arap Ligi'ndeki bazı ülkeler, bu işe çok da gönüllü değiller. Arkasından İslam İşbirliği Teşkilatı buna karşı çıktı. Çok net bir şey söylüyorum hangi siyasi lider ya koltuğunu korumak ya da 3-5 kuruş kazanmak için bu plana 'eyvallah' derse desin, 1 milyar 700 milyon Müslüman, Kudüs'ün satıldığı bu plana asla 'evet' demeyecektir. Buradan da bir ders almamız lazım. Bu gözümüzün önüne sokulan bir haritadır." değerlendirmesinde bulundu.

"Obama ile ilişkilerde sorun vardı ancak Binyamin Netanyahu'yu Amerikan Kongresi'nde konuşturmamaya çalıştı. Bir de Trump tavrı var. Golan Tepeleri, Kudüs senin olsun. Bizim Obama ile aramız kötüydü Trump ile iyi. Burada bir kompartmantalizasyon mu var?" sorusu üzerine Kurtulmuş, bunun kategorize edilmesini doğru bulmadığı belirtti.

Kurtulmuş, azalmış olsa da azil sürecinin Trump için önemli olduğunu söyleyerek, "Amerika'nın içerisinde çok etkili olan Yahudi lobisinin desteğini almak için böyle ileri adım attığını görüyorum. Böyle adım atarken de demin konuştuğumuz meseleyi onlar da görüyorlar. İslam dünyası bu kadar bölünmüş, parçalanmış, siyasi irade zaafı içerisinde düşmüşken... Buna, böyle bir projeye Türkiye dışında yüksek sesle avazı çıktığı kadar bağıran en üst düzeyden karşı çıkan ülke de... Evet ülkeler karşı çıkıyor takdir ediyoruz ama Cumhurbaşkanımız şu haritayı Birleşmiş Milletler'de gösterdi." diye konuştu.

"Türkiye kendi eksenini tahkim ediyor"

Türkiye'nin ülkeler arasındaki ilişkilerinin hatırlatılması ve bölgede "Bu biraz yalnız değil mi?" sorusuna Kurtulmuş, günün şartlarında böyle olunması gerektiği cevabını verdi.

Önceden iki kutuplu dünyanın olduğunu, Türkiye'nin de dış politikasını buna göre şekillendirdiğini anlatan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şimdi öyle bir dünya ortaya çıktı ki... Mesela Çin'den bahsediyoruz bir Asyalı ülke, her ne kadar bu koronavirüs biraz gelişmesini durduracak tezleri varsa da gelişmekte, uyanmakta olan bir dev. Çin artık bu yol ve kuşak projesi çerçevesinde sadece Asyalı değil kısa bir süre içerisinde tabiri caizse Akdenizli ya da Avrupalı bir ülke olacak. Batı pazarlarına rahat çıkan bir ülke olacak. Zaten Afrika'da Asya'da var. Aynı şekilde Rusya sıcak denizlere inmiş şekilde. Avrupa kendi içerisinde bölünüp parçalanıyor Brexit ile birlikte yeni Avrupa karşımızda. NATO çerçevesinde Amerika, Avrupa ve özellikle Almanya'nın çıkarları ciddi şekilde çelişiyor. Böyle bir şeyde eski dünya yok."

Yaşanılan zaman içerisinde Türkiye'nin de eskisi gibi olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, "Türkiye, 'Şurada bekle kardeşim.' denildiğinde beklemek zorundaydı. 'S-400'leri almayacaksın.' bu açık bir tehditti. Bundan 20-30 sene önce böyle bir tehdit gelseydi, Türkiye durduğu yerde dururdu. Şimdi Türkiye kendi eksenini tahkim ediyor. Bütün taraflar biliyor ki Türkiye bu güçlü büyük yürüyüşünü devam ettirse birkaç sene içerisinde kendi milli sanayisiyle bu teknolojiye sahip olacak. İşte insansız hava araçlarının geldiği nokta ortada. Kendi tanklarımızı, helikopterimizi yürütebiliyoruz. Türkiye başka bir şey yapıyor. İçeride ekonomik, sanayi olarak güçlenmek, aynı zamanda da bu coğrafyada çadırın orta direğini Anadolu kıtasına dikerek, kendi eksenini tahkim etmek, düzenlemek zorundadır." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda ülkelerle ittifakını sürdürebileceğini, müzakere edeceğini anlatan Kurtulmuş, "Rus uçağının düşürüldüğü zaman şunu söyledik; 'Bu uçak düştüğü anda milliyetini bilseydik böyle bir sonuç ortaya çıkmazdı.' Gerçek buydu. Sonra Cumhurbaşkanımız da aynı açıklamayı yaptı. Türkiye artık şu ülkenin, şu bölgenin çıkarına göre hareket edecek bir ülke değildir. Türkiye kendi ekseni tahkim ekme mecburiyetindedir. Bunun için de derlenip toparlanacağız, farklılıklarımızı zenginlik olarak kabul edeceğiz." dedi.

Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin varlığının sadece 780 bin kilometrekareden ibaret görülmemesi gerektiğini, millet varlığının çok daha büyük olduğunu belirtti.

"Ne biz ne de Ruslar, 'Astana süreci bitti' demiyor"

İdlib'de Türk askerlerine yönelik saldırıda Rusya'nın rolünün olup olmadığına ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, süreçlerin hepsinde Türkiye'nin, vatandaşlarını ve dünyayı vaktinde zamanında bilgilendirdiğini söyledi.

Muhataplara da bilgilerin doğru ve zamanında iletildiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Biz orada Ruslara rağmen bir şey yapma arzusunda değiliz. Bizim derdimiz Ruslarla da anlaşarak, kurulan 12 gözlem kulesinden 2 tanesini takip etmek, güvence altına almak. Cumhurbaşkanımızın tavrı çok nettir. Şehitlerimizden sonra Suriye'de yeni bir sürece giriyoruz." diye konuştu.

Kurtulmuş, hem sahada hem masada güçlü olunduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Biz her şeyi açık bir şekilde konuşuyoruz. Ruslardan da gizli kapaklı bir şey olmuştur. Rejimin saldırısının belki bu şekilde olacağı detaylarıyla bilinmese bile Rusların da böyle bir şeyden haberdar olması, herhalde akla yakın olandır diye düşünüyorum. Ama sonuçta bu durumu Rusların da düzelteceği bir sürecin içinde olacağız. Ne biz ne de Ruslar, 'Astana süreci bitti' demiyor. Bu aramızda bir bağın olduğunun göstergesi. Artık vekalet savaşlarıyla Ruslar dahil kimsenin savaş kazanması mümkün değil. Rejimin de İdlib halkını öldürerek sonuç alması mümkün değil."

"Verdikleri sözde dursalar göçmen sorunu çözülmüş olur"

Kurtulmuş, "İdlib'den büyük bir göç dalgası gelmesi durumunda Türkiye ne yapacak?" sorusu üzerine, Türkiye'nin bu konuda tüm dünyaya örnek olacak çalışmalar yaptığını anımsatarak, "Onun için dünyayı yanımıza çekmeye çalışıyoruz. Zaten 4 milyon muazzam bir sayı. Bizim gayemiz güvenli bölge oluşturarak insanların buralara gitmesi. Amerika ve Rusya sadece bu verdikleri sözde dururlarsa zaten Suriye'deki göçmen sorunu çözülmüş olur." değerlendirmesinde bulundu.

Numan Kurtulmuş, "(ABD) Kongrenin gündemine Türkiye gelecek mi, orada yaptırımlar söz konusu olacak mı?" sorusuna da şöyle cevap verdi:
"Biz, Amerika'nın tavrını, tarzını öyle romantik olmadan, gerçekçi bir şekilde görmemiz lazım. Türk-Amerikan ilişkileri, tarih boyunca hiçbir zaman böyle tek bir çizgide seyretmedi. İnişler var, çıkışlar var. 'Koptu' denilen noktalara geldi, hiç kopmadı. Bunu Amerika da koparamaz. Bu bölgede hala İslam coğrafyasında demokrasisi, yerleşmiş ekonomisi olan, bu bölgede bir istikrar unsuru olan Türkiye var. Bunu kaybetmeyi göze alamaz. Ama artık yeni bir Türkiye var, buna alışması lazım. Sayın Cumhurbaşkanımızın tarzı, onlarla yaptığı ikili görüşmeler, ortaya koyduğu tavır ve tarz, çok net. Dolaysıyla biraz zorlanıyorlardı başta. 'Bu bizim bildiğimiz Türkiye değil, bu başka bir Türkiye.' diyorlardı. Şimdi ona yavaş yavaş alışacaklarını düşünüyorum. Bir de tabi bütün bu farklılıklar içerisinde Türkiye gerçekçi politikadan hiç kopmuyor. Onun için romantik değil lafını söyledim."

"Şu anda makro göstergeler son derece olumlu"

Bölgedeki ve dünyadaki tüm meselelerin demokrasi, müzakere ve uzlaşı ile çözüleceğine inandıklarını söyleyen Kurtulmuş, "Amerika'nın gündemi var. Bazen buna en yüksek perdeden cevap veriyoruz. Mesela 'Ermeni soykırım' tasarısı temcit pilavı gibi ne zaman ilişkiler bozulduğunda kongreye gelir. Onun bir kıymetiharbiyesi olmadığını onlar da bilir. Ama sürekli bunu da gündeme getirip bunun üzerinden Türkiye'ye şey yapmak isterler. Şimdi Amerika ile aramızda iki tane de çok somut mesele var. Bunlardan birisi FETÖ'ye verilen destektir. Hala FETÖ'nün elebaşısı orada. İkincisi de PYD/YPG'ye verilen destektir. Bu iki sorun, hayati mesele olarak duruyor. F-35, S400 buradaki tavrımız bellidir." diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, erken seçimle ilgili soru üzerine de şunları kaydetti:
"Erken seçim yok, Türkiye'de erken seçimi falanca istiyor diye olmaz. Seçimin rasyonel şartları oluşursa zaten seçim olur. Erken seçim olacak hiçbir rasyonel şart yoktur. Türkiye geçtiğimiz 5 yılda altı tane seçim yaptı. 2023'te genel seçim, Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2024'te de belediye seçimleri yapılacaktır. Türkiye seçimlerden daha yeni çıkmışken bir erken seçimden bahsetmek, Türkiye'ye vakit kaybettirmektir, önüne engel koymaktır. Ekonomik kriz yoktur, ekonomi çok büyük badirelerden geçti. Özellikle dış saldırılarla ekonomi üzerine büyük operasyonlar yapıldı. Şimdi çok şükür, ülke derlenme toparlanma sürecinde, bu yıl son üç çeyrekte bir pozitif büyüme yakalandı, 2020 daha iyi olacak. Zaten şu anda makro göstergeler son derece olumlu. 2020'yi Türkiye'nin yüzde 4-5 aralığında bir büyüme ile kapatacağını ümit ediyorum."
Yorum Yazın