Dağlık Karabağ sorununun analizi ve çözüm yolları (1)

Bilindiği gibi Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Güney Kafkasya'da çok karmaşık durum oluşmuş, karışıklıklar katliamlarla izlenmiş ve bu tarihe çok acı facialarla dolu günler olarak düşmüştür. O zaman Güney Kafkasyada oluşan en önemli sorun olan Dağlık Karabağ sorunu ise sadece bölgede değil, dünyada en büyük çatışmalardan biri olarak kalmaktadır ve barış anlaşması imzalanmasından 20 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen halen sorunun çözümü noktasında ciddi adım atılmamış ve bu sorun bölgenin güvenliğini tehdit eden kronik hal almıştır.

Tabii ki bu sorunu analiz ederken bu sorunun sadece iki kutuplu, iki boyutlu – yalnız Ermenistan ve Azerbaycan tarafına ait bir çatışma olduğunu söylemek yanlış olurdu. Sorunun karmaşık hal almasının en büyük nedenlerinden biri de bu ek değişenlerin çıkarlarının belli ölçüde bir birine ters düşmesi ve doğal olarak tarafların hepsinin aynı anda tatmin edilememesidir. Peki bu değişkenler nelerdir? Değişkenleri Azerbaycan, Ermenistan, Dağlık Karabağ'ın Ermeni topluluğu, Ermeni lobisi ve bölgede çıkarları olan Rusya, İran, ABD vb. gibi bölgesel ve küresel güçler şeklinde sıralayabiliriz. Ayrıca bazen basın organlarında da bazı haberler yayıldığı gibi, bölge dünyanın en büyük uyuşturucu merkezlerinden birine dönüşmüştür. Bu durumda uyuşturucu mafyası da ek değişken olarak sorunun çözüm noktasında strateji üreten ve karar verme noktasında olanların üzerinde duracakları bir başka konudur. Elbette ki bölgede status kvonun korunması bu tip illegal işlerde çıkarları olan kurumların işine yarıyor ve Dağlık Karabağ sorununun şu veya bu şekilde çözümü bu kurumlara ve ya kişilere milyarlarca dolarlık hasar vuracağı için tüm güçlerini sorunun çözülmemesi yönünde sarf ediyorlar.

Sorunun Mümkün Çözüm Alternatifleri
Sorunun çözüm sürecinde savaş seçeneği istisnadır ve buna birkaç güçlü argüman gösterebiliriz. Birincisi şimdiki durum Ermenistanın çıkarlarına uygundur ve Ermenistan yeni bir savaş başlatan taraf olamaz. Bu durumda savaşı başlatacak olan taraf Azerbaycan ola bilir, ama Azerbaycanın savaşa girmemesi için bir çok nedenler vardır. Azerbaycan savaş olduğu takdirde galip gelip Dağlık Karabağ'ı işgalden azad etse bile savaş nedeniyle oluşması muhtemel ekonomik hasarı gidermek on yıllar boyunca sürebilir ve sorunun diğer çözüm yolları var iken böyle bir kararın verilmesi uygun olmazdı. Diğer taraftan insan kaynaklarının kaybedilmesi halihazırdaki durumda ülkenin hızla gelişen ekonomisini çok ciddi etkileyebilir. İkincisi yukarıda da belirtildiği gibi bu çatışmada rol alan farklı taraflar savaşın gidişatına etki göstermek için savaşa katılabilir ki, bu da gerçek anlamda bölgeyi kan gölüne çevirebilir. Üçüncüsü ve en önemlisi bölgeden geçen enerji boru hatlarıdır ki, savaş seçeneğinde bu hatların kaderi meçhul kalır ve herhangi bir enerji kesimi olduğu zaman ilgili ülkelerin ekonomisi ciddi tehlike altına girer ve Batı ülkelerinin, enerji güvenliğini korumak için başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere herhangi savaş seçeneğini gidermek için mümkün olan bütün araçları kullanacaklarını tahmin etmek zor değildir. Diğer taraftan İran ve Rusya Azerbaycan ile ilişkilerini de ne kadar normal tutmaya çaba gösterseler de, Ermenistan Güney Kafkasya'da Rusya'nın tek stratejik ortağıdır ve İran Ermenistan ilişkileri de çok yüksek düzeydedir. Savaş olacağı takdirde bu ülkelerin kimin yanında yer alacakları ve ne yapacakları belirsizdir, ama muhtemelen Ermenistana yardım edeceklerdir. İran doğrudan kendi net siyasetini belli etmese de bölgede status-kvonun devam etmesi İran'ın çıkarlarına uygundur, bunun da bir takım sebepleri vardır, en önemlisi İran bölgede ne güçlü Azerbaycan, ne de güçlü Ermenistan istiyor, sorunun devam etmesi ise bölgesel güvenliğe ve kalkınmaya engel olan en büyük etkendir. Güçlü bir Azerbaycan`ın İran`daki yaklaşık 25 milyon azerinin kaderinde etkili olacağı ve ya buna çaba göstereceği ve İranda bir bölünmeye sebep ola bileceği endişesi İran`ın Karabağ savaşı ve sonrasında İran`la aynı değerleri paylaşan Azerbaycan`ın değil, nüfusunun neredeyse tamamı hıristiyan olan Ermenistan`ın safında yer almasına neden olmuştur. Rusya ise Sovyetler Birliği dağılıp, Rusya Federasyonu formalaşandan sonra “bu birliği yeniden nasıl tesis ede bilirim ve bu ülkeleri nasıl kendi kontrolum altında tuta bilirim” planlaması içindedir.

1995 yılı Eylül ayında Rusya Federasyonunun BDT ülkeleri politikasını açıkça ortaya koyan bir bildiri yayınkanmıştır. Bildiride deniyordu:
"Rusya'nın BDT`ye yönelik politikasının ana hedefi, dünya topluluğunda gerçek yerlerini talep etme yeteneğinde, ekonomik ve toplumsal olarak bütünleşmiş devletler topluluğu yaratmak ... Sovyetler Birliği sonrası bölgenin topraklarında yeni devletlerarası siyasi ve ekonomik sistemin oluşturulmasında lider kuvvet olarak Rusya'yı desteklemektir. "(Z.Brzezinski, Büyük Satranç tahtası, İnkılâp Yayınevi, 2005, s.153)

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın