Dağlık Karabağ sorununun analizi ve çözüm yolları (2)

Geçtiğimiz sayıdaki köşe yazısında bahis ettiğim deklarasyon Rusya Federasyonunun eski Sovyet Cumhuriyetlerine ilişkin izlediği politika

çizgisini açık şekilde gösterebilecek bir niteliktedir. Yeltsin sonrası yaşanan olaylara bakarsak Putin iktidarı döneminde bu siyasi çizginin daha da geliştirildiğini görebiliriz.

Örnek olarak Ukrayna'ya verilen gazın bir baskı aracı olarak kullanılmasını ve 2008 yılının Ağustos ayında meydana gelen olayları gösterebiliriz. Bu durumda, böyle bir siyasi çizgi izleyen Rusya elbette ki Karabağ sorununun çözülmesini değil, tam tersi bölgenin daha çok kendi etki alanında kalması için status-kvonun devam ettirilmesi taraftarı olacaktır. Ayrıca Ermenistan'a satılan savunma ürünlerini ve silah ticaretinden kazanılanları da Rusya'nın yukarıdaki adı geçen politikaya bağlı olduğuna dair başka bir destekleyici faktör olarak gösterebiliriz.

Tüm bu belirtilen faktörler savaş seçeneğini gerçek dışı veya diğer seçenekler olduğu sürece gerçekleşmesi çok küçük ihtimal olan bir çözüm yolu olarak görmemizi gerektiriyor. Fakat bu o anlama gelmez ki, Azerbaycan askeri bütçesine aşırı önem vermemelidir. Zira ordu yapılanması, güçlü ordu ve güçlü ekonomi görüşmeler masasında psikolojik üstünlüğü sağlayan başlıca faktörlerden biridir.

Sorunun çözüm yolunun diğer önemli ve günümüzde üzerinde durulan seçeneği barışçıl yollarla bu konfliktin çözümüne çalışılmasıdır. Barışçıl çözüm dendiğinde ise tüm ilgili tarafların çıkarlarının sağlanmasının hesaba katılması veya tarafların herhangi birinin çıkarlarının değişimine yönelik diplomatik misyon uygulanması anlaşılıyor.

İlgili tüm tarafların izlediği çizgiye bakarsak, Ermeni lobisi, bugüne kadar yaşananlar göstermektedir ki, sorunun ortaya çıkmasında önemli paya sahip olsa da, sorunun barışçıl yollarla çözülmesine katkı sağlamak iradesini göstermemektedir.

Çünkü bu düşmanlığın veya anlaşmazlığın devam etmesi onların varlık nedenidir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in konuyla ilgili konuşmalarını incelersek, hep "bizim en önemli düşmanımız Ermeni lobisi" diyerek bu hakikate vurgu yapmış ve nazarları çatışmada temel role sahip olan bir çatışma tarafının üzerine çevirmiştir.

Diğer taraftan, diğer faktörleri, Ermeni lobisinin baskılarını ve bir takım dış güçlerin etkisini bir kenara koyarsak, Ermenistan Devleti de sorunun çözümünü isteyen taraftır diye biliriz. Çünkü Ermeni devletinin Güney Kafkasya'da bağımsız bir şekilde var olması ve Ermeni halkının refahı bu sorunun çözümüne bağlıdır.

Bu çatışmadan dolayı Ermenistan Azerbaycan'ın sahip olduğu bir takım bölgesel projelerin dışında kalmakla potansiyel önemli bir jeo-politik konum kazanma şansını elden verdi ve bunun Ermenistan'a hem politik açıdan (Rusya'nın siyasi bağımlılığından kurtarmak) hem de ekonomik açıdan çok ciddi zararları olmuştur.

Bir başka açıdan Türkiye ile de ekonomik işbirliğinin sağlanması da bu soruna bağlıdır. Türkiye yetkililerinin de defalarca beyan ettiği gibi, ancak işgal ortadan kaldırıldıktan ve Dağlık Karabağ sorunu çözüldükten sonra Ermenistan'la ekonomik işbirliği olabilir ve bu da bütün bölgeyle birlikte Ermenistan'ın hem siyasi bağımsızlığını güçlendirmeye, hem de ekonomik gelişmenin sağlanmasına hizmet ede bilir. Bu açıdan Ermenistan da kendi çıkarlarını göz önünde tutarak sorunun çözümüne taraftar olabilir.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın