16.08.2018 01:07 Güncelleme Tarihi: 28.08.2018 02:34 191147 Okunma

Dolar saldırısı tersine dönüyor..

Dolar saldırısı tersine dönüyor..

Kur üzerinden Türk Ekonomisinde kasırga estirildi.


Tedirgin etti mi… Etti.

Huzursuz etti mi. Etti.

Ama rüzgar şimdi doğru yöne esmeye başladı.

Zaten bu “Kriz Girişimi”, rüzgarı tersine estirmek, suyu tersine akıtmaya benzer bir durumdu.

Türkiye 2001 Kriz dönemindeki Türkiye değil.

Bugün Türkiye sallandı mı, Avrupa ülkeleri sallanır, ABD sallanır, Ortadoğu karışır.

ABD’nin mevcut hoyratları, savaşçıları ve züccaciyeci dükkanına girmekten imtina etmeyen Filleri bunu göremediler.

Kur üzerinden ayar vermeye çalıştılar.

Ama bununla cepheyi genişlettiler.

Önce Rusya dediler, sonra  ve daima İran, sonra Arabistan, sonra Katar, sonra Avrupa ülkeleri ve bugün de Türkiye dediler ve kur silahını çektiler.

Ama bugün Türkiye özelinde, ABD karşıtı bir “ittifak cephesi” oluştu.

Bunu da aslında; saldırgan, agresif ve hiç ahlakı olmayan stratejisiyle ABD başardı.

Türkiye-AB ülkeleri, aradaki sorunları bile unutup ABD ve dolar silahına karşı birleştiler.

Erdoğan-Merkel  telefon görüşmesi ve sonrası için yapılan planlama, ABD tehlikesinin bir sonucu oldu.

Keza Rusya’nın Türkiye’ye yönelen dolar saldırısına gösterdiği karşıt tavır ve destek çok net oldu.

Çin’in Türkiye ile ticari ve ekonomik işbirliğini artırma ve özelde Aliminyum alımına dair yaptığı açıklama  adeta ABD’nin ülkemiz üzerinde yaptığı ekonomik tetikçiliğe meydan okuma gibiydi.


Gelinen nokta bir nevi krizin fırsata çevrilmesi fırsatını doğurdu.

Her yazımda dediğim gibi eğer biz; uluslararası güvenilirliğimizi sarsmazsak, akıllı ve akılcı ekonomik politikalar yürütürsek, içerde mali disiplini ve dikkati zinde kılarsak, her türlü saldırıya hazırlıklı ve dinamik bir ekonomik yapı
oluşturursak önümüzdeki günler Türk Ekonomisi için yeni güzel başlangıçları getirecektir.

ABD’nin attığı kur bombası uzun vadede kendi itibarına atılmış hale gelecek bir zemin oluştu.

Bundan sonra Papaz Pastör’ün de bırakılması durumu önemini kaybedecek ve Türkiye bu konuda bağımsız hareket edecektir.

Ama ABD’nin gözü dönmüşleri durmayacaklardır.

Farklı  ve başka kozları tehdit olarak kullanmaya devam edeceklerdir.

Ama bu girişimler de, Pentagoncu-Evangelist-Neoconcu ABD’nin ekonomik terörizasyonunu daha da su yüzüne çıkartacak ve ABD’yi dünya nezdinde müttehem duruma düşürecektir.

ABD “Küresel Kabadayılık” rolüyle sadece kendine edecek ve gün be gün yalnızlaşmakla kalmayıp; farklı bir kamp ve ABD karşıtı ittifakın oluşumuna vesile olacaktır.


Son günlerde Cumhurbaşkanı’nın yaptığı diplomasi, farklı ülkelerden gelen açıklamalar, uluslararası fonların destek  ve ABD’yi yanlış bulan açıklamaları kurun ateşini söndürerek, ABD’nin zorbalığını göstermeye başladı.

Bugün Katar Emiri’nin Erdoğan’ı ziyarete gelmesi ve pek çok devlet adamının telefonla aramaları oldukça manidardır.

Hatta bugün Ankara’da idim ve uluslararası ciddi fon yöneticilerinin Erdoğan’a destek için görüşmeye geldikleri duyumunu aldım.

Görüşmelerin oldukça verimli ve olumlu geçtiğini duydum.

Bayram sonrası başlamak üzere yıl sonuna dek özellikle Çin merkezli fonlardan 45 milyar dolara yakın kaynak transferi olacağını duymak beni ziyadesiyle mutlu edip, ümitlerimi daha da yeşertti.

Eminim ki, sadece bununla da kalmayacak, farklı fon ve ülkelerden ciddi miktarda yatırım amaçlı kaynak transferiyle ülkemiz sıcak para sorunu yaşamayacaktır.

Yaşadığımız bu kur krizi girişimi sonrası iktidarın da kendini yeni koşul ve durumlara modifiye ederek daha hazırlıklı, korunaklı ve müteyakız davranacağına inanıyorum.

Gördüğüm, bildiğim, duyduğum şeyler bunu hisettiriyor.

AK Parti kongresinin ciddi değişiklik getireceği kanaatindeyim.

Yıl sonunda yapılacak değerlendirme sonrası kabinenin bile yeniden gözden geçirilerek bazı  değişikliklerin olması muhtemeldir.

Bu kriz girişimi de farklı bir deneyim kazandırdı Türkiye’ye ve yönetime.

Bu bağlamda daha farklı reflekslerle ve yönetsel mentalite ile hareket edileceğini düşünüyorum.

Biz yeter ki basiretli, ferasetli güvenilir, tutarlı, hazırlıklı  olalım; içerde yolsuzluğa, hırsızlığa, yanlışlığa, kibire, gurura, hoyratlığa, rehavete fırsat ve imkan veremeyelim; emin olalım ki, herşeye rağmen, dış saldırılara rağmen,
içerdeki hainlere rağmen, korkaklara rağmen, hertaraf olabilenlere rağmen; gelecek  güzel olacaktır.

Çünkü yeni dünya düzeni “Türkiye’siz” kurulamaz.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar..