21.06.2018 01:01 Güncelleme Tarihi: 25.06.2018 16:27 207265 Okunma

Herşeye rağmen; 'Bir kez daha Erdoğan' demeliyiz..

Herşeye rağmen; Bir kez daha Erdoğan demeliyiz..

Yaklaşık bir aydır dolaşıyorum.


İllere, ilçelere ve hatta köylere gidiyorum.

Bazen planlı programlı, bazense rastgele dalıyorum; bir köye, kahveye, vatandaşların arasına…

Siyasi fikrini, neci olduğunu, kim olduğunu sormadan konuşuyorum, dinliyorum, anlatıyorum.

Siyasi görevi olanla da, fiili siyaset içinde olmayıp salt seçmen nitelikli olanla da iletişimdeyim.

Gidemediğim yerlerle de telefonla görüşüyorum…

Konuşuyoruz vatandaşımızla.

16 yıldır iktidardasın, hiçbirşey yapmadın mı, yaptıklarını anlatsana. Neden vaadde bulunuyorsun” diyor birisi…

Bir başkası ise tam tersi söylüyor; “Yahu yaptın ettin. Tamam ama artık bunları bize söyleme. Yeni yapacaklarını anlat. Bundan sonraki projelerini dile getir”.

Birisi diyor; “AK Parti’ye kızgınım, kırgınım ama muhalefetin de tutacak yanı yok ki…

Öteki birisi başka bir şey dile getiriyor.

Gördüğüm o ki; vatandaşın da kafası karışık.

Ama seçim günü yaklaştıkça bu karışıklık azalıyor ve tercihler netleşiyor.

Hatta  bence, kararsız kitle anketlerde söylendiği gibi büyük boyutta değil. Kararını söylemeyen kitle var demek daha doğru olur kanısındayım.

Seçim sathı mailine girdiğimizden bu yana iktidara dair ciddi eleştiriler getiren biriyim.

Eksikleri, aksaklıkları dile getirdim, getiriyorum.

Rehaveti, kibri, aymazlıkları tepki alma pahasına da olsa hep söyledim.

Ekonomiye, dış politikaya ve iç siyaset handikaplarına dair sürekli vurgu yaptım.

Bunları yazıp sizlerle paylaşırken; küresel ölçekte değişen dünya dengelerini de sizlere sundum.

Yeni Yüzyıl planlarından bahsettim.

Egemen Güçler tarafından kurulacak olan 'Yeni Dünya Konsepti'nden bahsettim.

Global ve bölgesel dengelerin boyutunu dile getirdim.

PKK, FETÖ, İŞİD  başta olmak üzere diğer terör örgütleri üzerinden maruz kaldığımız saldırıların tehlikelerini paylaştım.

Dahili ve harici düşman ve düşmanlıkların hedef ülkesi olduğumuzu söyledim.

Türkiye hasımlarının her şekil ve kılıkta geldiklerini, geleceklerini ve durmayacaklarını anlattım.

Akıllı ve akılcı olmamız gerektiğini söyledim.

Anadolu’da yaşamak için her daim müteyakız ve hazır olmamızın önemine parmak bastım.

Bütün bu bela ve musibetlere karşı iktidarın iyi yanlarını da yanlışlarını da, ne yapmaları/yapmamaları gerektiğini de bıkmadan usanmadan dile getirdim.

Şimdi dönüm noktasındayız.

Şimdi aklıselim, soğukkanlı ve makul olma finaline geldik.

Ülkemiz açısından en önemli seçimin arifesindeyiz.

Kızgın da olsak, kırgın da olsak, buruk da olsak “İstikrar” demek zorundayız.

Hazırı Gayba Değişmemeliyiz

Her türlü eksiğine, yanlışına, kibrine, hoyratlığına rağmen bu iktidarın ne yaptığını da, yapabileceğini de öngörebiliyoruz. Ama muhalif adayların “sahiciliği” ve  vaadlerinin gerçekleşme ihtimali yok.  O yüzden “son kez de olsa” Erdoğan ve AK Parti demek ülkemiz, devletimiz, milletimiz için en sağlıklı karar olacağı kanaatindeyim.

Toplumsal kazanımları edinmek çok zordur. Ama kaybetmek, inanın çok kolaydır.

Öfkeyle kalkıp zararla oturmak, pire için yorgan yakmak an meselesidir.

Ama; geleceğimiz, çocuklarımız, başımızdaki çatımız devletimiz için ne öfkeyle karar vermeliyiz, ne de pireyle birlikte yorganı yakmalıyız.

Irak’a, Suriye’ye, Filistin’e, Ukrayna’ya ve benzeri diğer ülkelere bakalım ve devlet otoritesinin kaybolmasının neleri kaybettirdiğini görelim.

Bizim gidecek yerimiz yok. Kaldı ki; biz bir yerlere de gitmeyiz. Ya ölürüz ya oluruz.

Bu nedenle de, kayıkçı kavgasına düşmemeli, dere geçerken at değiştirmemeli ve “İstikrar”a devam demeliyiz.

FETÖ gibi PKK gibi İŞİD gibi ana hedefi ülkemiz olan örgütlerle mücadele ve yoketmede zaafa düşmemek için, zihnimizi berraklaştırmalı ve aklıselimle karar vermeliyiz.

Yeni Dünya konsepti ve Yeni Yüzyıl planlanırken içerde bir kaos, kriz ve karışıklığa meydan vermemeli, bir “yüzyılı” daha kaybetmemeliyiz.

Ülkemizin bölgesel başat aktör olması için, kızgınlığımızı yutarak, içsel hesaplaşmaları erteleyerek, “bir dönem daha” diyerek Erdoğan’a destek vermeliyiz.

Kırgınlığın, kızgınlığın, küskünlüğün bedelini unutalım, unutamazsak da sonraya bırakalım.

Bugün içerde/dahili hesaplaşma zamanı hiç değildir.

Biz hesap  ve bedel ödetme peşinde olursak, birileri yapacağını yapar, alacağını alırsa; inanın ah, vah etmemiz de bir şey ifade etmeyecektir.

Keşke” diye başlayan cümleler kurmamız kaybettiklerimizi geri getirmeyecektir.

Döveriz dövdürmeyiz, söveriz sövdürmeyiz” kabilinden harice karşı tekvücut, yekvücut olmaktan başka çaremiz yoktur.

Öyle bir şer ve bela sürecindeyiz ki; böyle anlarda “şerri defetmek hayır kazanmaya tercih edilir”.

Ekonomi denen olgu kırılgan ve algısaldır.

Hele de, ülkemiz gibi bazı konularda dışa bağımlı olan bir ülkede bu kırılganlık daha fazladır.

Asla, bir kaos, kriz ve  belirsizliği kaldıramaz.

Eğer kritik bir süreç ve belirsizlik hasıl olursa en büyük zarar yine bize olur.

Halkımıza olur.

Cebimizdeki para azalır veya alım gücü düşer, 2001 gibi IMF müfettişlerine teslim oluruz.

Eminim, hükümet seçim sonrası ekonomik açıdan ciddi önlemler alacak; yepyeni ekonomi yönetimi ve kuralları oluşturacak, yeniden ivme kazanarak ileriye hareketlenecektir.

Muhalefetin ayakları boşlukta vaadlerine kanamayız/kanmamalıyız.

Yaparız, satarız, ederiz, uçarız, kaçarız gibi vaadlere itibar etmek bizi felakete götürür.

Yapanın yaptığına ve yaptıklarından yapacaklarına odaklanarak oyumuzu ona göre kullanmalıyız.

Ve ben inanıyorum ki; bu millet sandığa gidince akıllı ve basiretle davranacak, hazırı gayba değişmeyecek, bütün eksiklerine rağmen Erdoğan’a destek verecek; hesaplaşmasını erteleyecek, ülke ve devletinin zora düşmesine müsaade etmeyecektir.

Aksi bir durumu düşünmek, konuşmak, söylemek bile istemiyorum.

Bu yüzden de; “son bir kez” diyerek de olsa yürüyen atın başına vurmamalı ve Erdoğan’a destek vermeliyiz.

Bu vesileyle, Pazar günü yapılacak seçimde sağduyu ve aklıselimin galip gelmesini; ülkemize, devletimize hayırlar getirmesini, huzur ve sükunetle icra edilmesini diliyorum.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.