14.03.2019 20:06 Güncelleme Tarihi: 14.03.2019 20:34

Doğu Türkistan ve Çevresinde Çin, ABD ve Rusya'nın Küresel Mücadelesi

Doğu Türkistan ve Çevresinde Çin, ABD ve Rusyanın Küresel Mücadelesi

Globalleşen ve bir nevi köy haline gelen günümüz dünyasında bölgesel kargaşalıkların kısa zamanda uluslararası boyut kazandığı görülmektedir.

Bu gerçeğin en bariz örneğini ise Doğu Türkistan ve çevresinde yaşananlar oluşturmaktadır. Doğu Türkistan ve Çin’de hüküm süren kargaşalıkların bu yönüyle bir de uluslararası boyutu vardır.



Bilindiği üzere Doğu Türkistan, yıllardan beri kanlı çatışmaların hüküm sürdüğü Afganistan, Pakistan ve Hindistan yönetimi altındaki Keşmir ile komşudur. Bu ülkelerdeki istikrarsızlıkların bir diğerine tesir ettiği de bir gerçektir. Nitekim Çin yönetimi, uzun yıllardan beri Afganistan'da NATO birliklerine karşı savaşmakta olan TALİBAN birliklerini gizlice desteklemiş, onlara maddi ve askeri yardımda bulunmuş ve gizli stratejik anlaşmalar imzalamıştır. Bu anlaşmaların temel amacı Taliban’ın Doğu Türkistan’a tesirini azaltmak ve Doğu Türkistan Türklerine destek vermesini önlemektir.



Çin yönetimi bu arada Afganistan ve Pakistan sınırını da tahkim etmekten geri durmamıştır. Çin yönetimi Pakistan’ın Gilgit şehrinde 25.000 Çin askeri konuşlandırmıştır. Çin, Pakistan askeri istihbaratı alt kademelerindeki muhafazakâr subaylarının Pakistan'ın Veziristan bölgesinde Uygur gençlerini sözde "terörist" olarak eğitmekte olduğu şayiasını yaymaktan da geri durmamaktadır. Ayrıca Çin yönetimi, başkenti Gilgit olan Baltistan bölgesine "özerklik" verilmesi gayesiyle anayasal değişiklik yapılması için Pakistan Hükümeti'ne baskı yapmaya başlamıştır. Bu baskının gayesi Pakistan ile Hindistan arasındaki savaşa sebep olan Keşmir eyaletinin bir parçası olan Baltistan halkının uzun yıllardan beri talep ettiği "özerklik" isteğini destekleyerek Pakistan'ı biraz daha kontrolüne alma çabasından başka bir şey değildir. Çin yönetimi bu bölgede patlak vermesi muhtemel bir kargaşalığın sadece Doğu Türkistan'a sirayet etmekle kalmayarak, Kaşgar-Gwadar ticaret yolunu da etkilemesinden korkmaktadır. Çin yönetiminin son zamanlarda Baltistan'ın yerli halkıyla evlenen Uygur hanımları Doğu Türkistan ziyareti sırasında tutuklamış, bu durum Baltistan halkını galeyana getirmiştir. Bu nedenle Baltistanlılar, Doğu Türkistan'dan gelen Çin kamyonlarına saldırmaya, Çinlileri tartaklamaya, Çinli işçileri derdest etmeye başlamıştır. Bu durum, Çin'in bölgede arasının en iyi ülke olduğuna inanılan Pakistan ile arasındaki ilişkilere olumsuz etki yapmaya başlamıştır. (*I)



Bilindiği üzere Gwadar şehri, Pakistan’ın İran ile ortak sınırı olan Belucistan eyaletindedir. Belucistan halkı uzun yıllardan beri Pakistan’dan ayrılmak için bağımsızlık mücadelesi vermektedir. Aslında Pakistan ordusuna karşı bağımsızlık savaşı vermekte olan Beluci militanları, Belucistan’ın yeraltı zenginliklerini sömürdüğüne inandıkları Çinlilerin bu bölgedeki yatırımlarını baltalamakta, petrol taşıyan gemi ve tankerlerine saldırıp ateşe vermekte ve Çinli işçileri kaçırmaktadır. (*II)



Pakistan'ın Karaçi şehrinde bulunan Çin Konsolosluğu'na 23 Kasım 2018 tarihindeki silahlı saldırıyı bu minvalde değerlendirmek gerekir. (*III)



Ayrıca Çin’in dünya siyaset sahnesinde söz sahibi olmak istemesi, askeri harcamalarını devamlı arttırması, bilimsel ve teknolojik araştırmalarının tamamen askeri maksatlı olması, kendisine komşu olan devletlerden toprak talebinde bulunmaya devam etmesi, Asya, Afrika ve Latin Amerika'daki ülkelere yayılarak bu ülkelerin yeraltı kaynaklarını kontrol etmek için büyük yatırımlar yapması, dünyadaki pek çok ülkeyi tedirgin etmektedir.



Çin'in diğer taraftan Sengaku Adaları yüzünden Japonya, Parasel ve Spratli adaları yüzünden Filipin, Vietnam, Tayvan, Malezya ve Brunai gibi Güney Çin Denizi'ndeki ülkelerle derin anlaşmazlıkları bulunmaktadır. Hindistan'ın Arunachal Pradesh eyaletinin aslında Çin toprağı olduğu iddiası Hindistan’ı tedirgin etmektedir. Son dönemlerde ise Hindistan ile olan ortak sınırını son derece modern silahlarla donatmaya başlamıştır. Pasifik Okyanusu'nda kurduğu suni adalar yüzünden ABD’yi tedirgin eden Çin, Doğu ve Güneydoğu Asya'da tansiyonu gittikçe yükseltmektedir. (*IV)



Çin'in komşu devletlere yönelik zikrettiğimiz yayılmacı siyaseti yüzünden ABD, Çin tehdidine maruz kalan Asya ülkelerine güvence verebilmek adına Avrupa'daki güçlerinin büyük bir kısmını Asya’ya nakletmiş, Japonya, Avustralya, Endonezya, Güney Kore ve Filipin başta olmak üzere diğer Asya ve Güney Doğu Asya ülkeleriyle savunma anlaşmalarını yenilemiş, ortak askeri tatbikatlar düzenlemeye başlamış ve Filipin’de yeni bir askeri üs kurmuştur. (*V)



Doğu Sibirya’ya Çin mülteci akınının önünün alınamaması, Çin’in Şanghay İşbirliği Örgütü kanalıyla Orta Asya’da gittikçe kendi tesirini yaymaya çalışması ve Orta Asya Cumhuriyetlerine Çinli göçmen yerleştirme hevesinden vazgeçmemesi Rusya’yı da son derece rahatsız etmektedir. Çünkü Rusya, Orta Asya’yı halen "arka bahçesi" olarak görmektedir. Bu nedenle, Şanghay İşbirliği Örgütüne, "yabancı bir örgüt" gözüyle bakan Başkan Wlademir Putin, eski Sovyetler Birliği'ni oluşturan ülkelerle olan ilişkisini Şanghay İşbirliği Örgütü kanalıyla değil, Çin’in üyesi olmadığı Bağımsız Devletler topluluğu ve Ortak Güvenlik ve İşbirliği Örgütü'yle yürütmeyi tercih etmektedir. (* VI)



Başkan Wlademir Putin’in "re-Sovietization" yani "Rusya'yı tekrar Sovyetleştirme“  olarak tanımlanan siyasetini ve "nerede Rus nüfusu varsa onların hakkını mutlaka savunmaya devam edecektir" sözlerine uygun olarak Gürcistan'ın Kuzey Osetya bölgesini işgal etmesi, Kırım Yarımadasını Rusya toprakları için ilhak etmesi ve Ukrayna'nın Doğusundaki Rusları destekleyerek bölgeyi Ukrayna'dan koparmaya çalışması Batı Avrupa ve ABD’yi de son derece tedirgin etmektedir. Nitekim ABD, Avrupa'daki askeri güçlerini tekrar tahkim etmeye başlamıştır. (* VII)



Ayrıca, Doğu Türkistan’da patlaması muhtemel topyekûn bir ayaklanmanın Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine sıçraması halinde, söz konusu cumhuriyetlerle savunma anlaşması olan Rusya'nın Tacikistan olayında olduğu gibi, Orta Asya Cumhuriyetlerine büyük miktarda asker sevk etmesi de muhtemeldir. Oraya girip yerleşecek olan Rus askeri güçleri, Amerika'yı da tedirgin edecektir. Çünkü ABD, Afganistan'a yaptığı askeri müdahalesinden sonra Orta Asya Cumhuriyetlerinde de askeri üsler kurmuş durumdadır. (* VIII)



Sözün özü Çin ve çevresi ateşten bir çember ve bu ateşin dünyayı yakma ihtimali de her geçen gün artmaktadır. Takipte kalmakta fayda var. 


* Bu makale, 2-3 Temmuz 2018 tarihlerinde İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü'nün Keimyung Üniversitesi İpek Yolu ve Orta Asya Merkezi ve Türk Ocakları İstanbul Şubesi'nin birlikte düzenlediği "Uluslararası İpek Yolu Sempozyumu: Türkiye İle Kore Arasındaki Uygarlıkların Etkileşimi" programında tarafımdan sunulmuş olan "Modern İpek Yolu Coğrafyasında Uluslararası İlişkiler Bağlamında Doğu Türkistan Sorunu" adlı bildirinin bir alt başlığının güncellenmesi ile oluşturulmuştur.

(* I) "Küresel Mücadele Politikaları: Orta Asya’da Rusya, ABD ve Çin", Süleyman Demirel Üniversitesi Vizyoner Dergisi, C.6, S.13, (2015), s.1-11.

(* II) Cansın Özel, "Afganistan ve Pakistan’da Yaşanan Sorunlar ve Bu Sorunların Uluslararası Güvenliğe Etkileri", Asya’da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları, Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, s.1-28, (çevrimiçi) http://www.bilgesam.org/Images/Dokumanlar/0-269-2014062519asya_bol5.pdf/6.12.2018.

(* IIIhttp://www.hurriyet.com.tr/dunya/son-dakika-pakistanda-cin-konsolosluguna-saldiri-41028192/14.03.2019

(* IV) Geniş bilgi için bkz. Cemre Pekcan, "Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Güney Çin Denizi Krizinin Değerlendirilmesi", ANKASAM, 1 (3), (Aralık 2017), s.54-80.

(* V) "Güney Filipinler’de Barış İhtimali ve Karşılaşılan Engeller", ed. Kerim Yıldız, Demokratik Gelişim Enstitüsü Yay., (Aralık 2012), s.9 vd.

(* VI) Zehra Altundağ, "Geçmişten Günümüze Şanghay İşbirliği Örgütü", Avrasya Etüdleri Dergisi, S.49/1, (2016), s.99-124; Giray Saynur Derman, "Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Dönemi Rus Dış Politikası Paradigmaları", Akademik Bakış, C.10/S.19, (Kış 2016), s.283-295.

(* VII) Fahriye Çakır, Rıfat Günday, "Vladimir Putın’in Valdai Konuşmasının Politik Söylem-Psikoloji Bağlamında İrdelenmesi", Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, C.7/S.2, (Temmuz 2017), s.175-184

(* VIIIErhan, Çağrı, “ABD’nin Orta Asya Politikaları ve 11 Eylül’ün Etkileri”, Uluslararası İlişkiler Akademik Dergi, C.1/S.3, (Güz 2004), s.123-149.