07.11.2018 14:54 7016 Okunma

Bulgaristan'ın Filhakika'sı

Bulgaristanın Filhakikası

Siyasi parti temsilcileri ile temaslarda bulunmak ve soydaşlarımızla görüşmek üzere Bulgaristan’a 3 günlük bir ziyaret gerçekleştirdik.

Bu ziyarette Bulgaristan ile alakalı hafızamda saklı filhakika tamamen değişti. Esasında bizim bildiğimiz gerçeklerin daha da gerçekleri olduğunu anlama fırsatı yakaladım.

Bulgaristan’da Osmanlı’nın bıraktığı tarihi miras kadar, insani mirasa da hayran olmamak imkansız. Osmanlı’dan miras kalan insanlar ile tarihi eserlerimiz sarsılmaz bir ilişki ile tüm engellemelere karşın dimdik ayakta kalmayı başarmış. Bu manevi ilişkiye tahammül edemeyen ırkçılar ise camilere zaman zaman saldırılar düzenliyor.

BİZİM AZINLIKLAR VE CEMAATLERE GÖSTERDİĞİMİZ İLGİ, ALAKA VE İMTİYAZLAR AVRUPA’DA GÖSTERİLMİYOR
Türkiye’de çıkan yasalarla gayrimüslimlerin malları kendilerine hibe ediliyor. Haliç’in kıyısında, Ortodoks Bulgar Cemaati tarafından 120 yıl önce inşa edilmiş olan, Sveti Stefan Kilisesi yani Nam-ı diğer Demir Kilise’ye devletimizin restorasyon çalışmaları sırasında sağladığı katkı ve kolaylıklar aşikardır. Lakin Bulgaristan’da bulunan tarihi eserlerin ve özellikle camilerin iadesi konusunda Bulgar makamları bizim gösterdiğimiz kolaylıkları aşırı ırkçılar nedeniyle gösteremiyorlar. Konsolosluğumuz, TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı ve Diyanet İşleri sorunların çözümünde çalışıyorlar.

Türk kardeşlerimiz karşılarında bir tehdit gibi duran ırkçılıktan çok Türkiye’yi zor duruma sokmak için küresel oyuncular tarafından sergilenen senaryolardan tedirgin olduklarını anlattılar. Bu söz karşısında duygulanmamak imkansız…

IRKÇI SALDIRILAR İNSANİ VE TARİHİ MİRASIMIZI TEHDİT EDİYOR
Bulgaristan Cumhuriyeti Müslümanlar Diyaneti Başmüftülüğü Genel Sekreteri Celal Faik, Müslümanlara saldırıların azaldığını ama bitmediğini aktardı. Müslüman mezar taşlarının kırılması, camide namaz kılanlara saldırılar yakın zamanda gerçekleşmiş. Müslümanlar Diyaneti Başmüftülüğü 1911 yılında şeyhülislamın izni ile faaliyetine başlamış. Yani Başmüftülük Osmanlıdan kalan bir mirasımız.

GEORGI MIHAYLOV KOMÜNİST İSTİHBARATININ TÜM GİZLİ BİLGİLERİNİ DEŞİFRE ETMİŞ
Komünist istihbaratının tüm gizli bilgilerini deşifre etmekle tanınan Hürriyet ve Şeref Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Georgı Mıhaylovile görüşmem ise gerçekten hem duygusal hemde çok özel bilgiler eşliğinde geçti.

İSMİNİ DEĞİŞTİRECEKLERİ GÜN KENDİSİNİ YAKAN MEHMET KARAHÜSEYİNOV DİRENİŞİN SİMGESİ OLMUŞ
Annesi Türk, babası Bulgar olan Georgı Mıhaylov’un şair olan dayısı Mehmet Karahyuseınov, 1985 yılında Türkçe ismini değiştirmek istememiş ve değişimin gerçekleşeceği gün üzerine benzin dökerek başkent Sofya’da kendini yakmış.2 gün komada hastanede yatmış ve komada iken komünistler ismini değiştirmiş.

Mihaylov, Komünist rejimin Türklere ve Müslümanlara karşı uyguladığı zorla isim değiştirme kampanyasına karşı direnişin sembolü haline gelen dayısı adını taşıyan Mehmet Karahüseyinov Vakfı’nı kurarak başkanlık görevini de üstlenmiş.

Georgi Mihaylov, komünistleri deşifre ettiği belgeleri www.desehistory.com adresinde sergiliyor.

ANNESİNİN KUCAĞINDA ALNINDAN VURULARAK ÖLDÜRÜLEN TÜRKAN BEBEK’TEN NE İSTEDİNİZ?
Bulgaristan’da geçmiş yıllarda yaşanan ad ve soyadı değiştirme ile sürgün olaylarına karşı direnenlerin önde gelen isimlerinden olan Türk Siyasetçi Kasım Dal’ın anlattıkları ise bizleri hem şaşırttı hem kanımızı dondurdu.

Bulgaristan'da 1984 yılındaki zorunlu asimilasyon girişimi sırasında çıkan olaylarda annesinin kucağında öldürülen Türkan 18 aylık bir bebek, ne Türklük, ne Bulgarlık, ne din, ne ırkçılık bilmiyordu, sadece annesinin kokusuna sevdalı idi. Bulgar katiller annesinin kucağından olan Türkan bebeği alnının ortasına isabet eden kurşunla şehit etmişler.

DİNİ VE MİLLİ HERŞEYE YASAK KOYAN KOMÜNİST MİLİSLER MEZAR TAŞLARINDAN DA İNTİKAM ALMIŞ
Köyler köpekli milisler tarafından basılırken, sünnet, mevlit, cenaze ve namaz yasaklanmış. Mezar taşlarının isimleri dahi değiştirilmiş.

Binlerce Türk mahkemesiz kamplara alınırken, Kasım Dal’ın da aralarında bulunduğu 18 kişi hapishaneye atılmış. Bu olaylar dış Dünya’ya yansımaması için yoğun çaba harcanmış. Kamplara alınan kişilerin sefer görev emri ile asker görevine davet edilerek, görevli gibi kamplara alınmışlar. Binlerce kişi çeşitli işkencelere maruz kalmışlar.

DEVLETİMİZ BULGARİSTAN, MİLLETİMİZ TÜRK’TÜR, BU İKİSİNDEN VAZGEÇMEMİZ TEKLİF BİLE EDİLEMEZ
Milli Türk Kurtuluş Harekatı Üyelerinin tamamının mahkemeleri yapılırken, her biri başka şehirlerde yargılanmış. Kasım Dal, Varna’da yargılandığını ve mahkemesinin 1 hafta sürdüğünü anlatıyor. Devlete karşı bir direniş içerisinde olmadıklarını söyleyen Dal, mücadelelerinin milli ve dini haklarının alınmasına karşı olduğunu söyleyerek, “Bulgaristan’ın toprak bütünlüğü bizim için önemlidir ve millet olarak ise Türk’üz ve bu ikisinden vazgeçmemizi bizden kimse isteyemez” diyerek kesin ve kati konuştu.

BU YAŞANANLARI TARİHE KARA BİR NOT OLARAK BÜYÜK HARFLERLE YAZMAK MİLLİ VE İNSANİ BİR GÖREVDİR
Bulgaristan ziyaretim ve yaptığım görüşmeler neticesinde komünist idarenin zulmü neticesinde Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan soydaşların yaşadıklarını ve bu göçün sosyolojik, ekonomik ve politik tesirlerini daha iyi analiz etme imkanı buldum. Bu yaşananların tarihe kara bir not olarak düşmezsek, soydaşlarımızın bu kötü olayları başka şekillerde tekrar yaşayabilme ihtimali olduğunu unutmamalıyız.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri, Bulgar medyasında geniş yankı buluyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Balkan Türkleri ile ilgili açıklamaları, Bulgaristan medyasında geniş yankı buluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bulgaristan’la ilgili ne zaman bir mesaj verse, Bulgar gazeteleri manşetlerine taşıyor. Erdoğan’ın Bulgaristan’da yaşanan baskılara duyarsız kalmaması ise soydaşlarımız tarafından takdir ve sevinçle karşılanıyor.