Figen Çağla Koptekin

Figen Çağla Koptekin

Bir Diyar; Mardin

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, birçok dinden, kültürden insanın bir arada, hoşgörü ile yaşadığı çan sesinin ezan sesi ile karıştığı mozaikler diyarı... Mardin...
Bir Diyar; Mardin
Binbir gece masallardan savrulup gelmiş bir hikaye gibi… 

Süryani ustasının ellerinde incelikle işlenen telkari takıları ya da Şahmeran figürünün camlara yansıyan, bakır tepsilere işlenen derin, bir o kadar naif olan hikayesi gibi...

O kadar sıcak, o kadar sonsuz, o kadar derin, o kadar kadim diyar Mardin…

Her sokağa farklı bir dünyaya aralanır… 
Her dünya yeni anlamlar kazandırır…

Sarı ve turuncu renklerin hakimiyeti ile sonbaharı anımsatan memlekette çocukluğuma dair birçok anı canlanır.

Yazın evlerin damlarına kurulan yatakları, susun artık denilene kadar devam eden gece konuşmaları, sineklerden korunmak için tepemize kadar çektiğimiz çarşafların soğukluğunu, yıldızlarla aydınlanan gökyüzünü anımsarken akıllara gelen derinliklerin matemi…

Bir yere veya herhangi bir şeye aidiyet duygusunun çok da önemli olmadığı şimdiki dönemlerde, geçmişe doğru yolculuk yaparken Mardin'in yarattığı aidiyet duygusu ile yeni anlamlara yönelme hissi…

Herkesin kaçabildiği kadar farklı hayatlara dalmanın heyecanını yaşarken, geçmişe dönmek istemenin derinliği ile toprak renkli memleketinin düşünde dolaşıyorum.

Yoksullukların çoğu zaman yoksunluklara açılan her dar sokağı demir bir kapıya ulaştırır sizleri. Şimdilerde koca evlere sığamayan üç beş kişilik aile evi gibi değildir o evler. Tek odaya birçok yürek sığdırmış kalabalıkların taştığı evlerdir. Bundandır ki kalabalıklar genelde dar sokaklara ya da damlara taşmıştır. Buradaki insanların kalabalığı yalnızlıkla başlar. Bir şekilde gösterişli şehir hayatına kapılıp evlerdeki ses olan çocuklar yuvadan uçunca, geri kocamış yürekler kalır taş duvarlar içinde. İşte o zaman kalabalık uğultusuna alışmış duvarlar sessiz kalırlar.

Sabun kokusunun baharat kokusuna karıştığı çarşısında gezindiğinde çocukken zorla sürüklendiğin sıcak hamamalar gelir çoğumuzun aklına. Tüm toz ve kirlerinden arınmış pembe yüzlü çocukların hamam sonrası derin uykusu gibi bir rahatlık kaplar içinizi. Büyüdükçe sokaklar genişledi büyük şehirlerde, sabun kokuları uçup gitti evlerden, gelen acı baharat kokularının yerini çöplerde biriken fastfood jelatinleri kapladı. İşte o zaman bizde küçüldük. Koca şehirlerin herkesi ezip geçen, mutsuz, sevgisiz insan kalabalığına dair olduk. 

Belki de taş duvarlar arasında daha mutluyduk…

Sahi mutlu muyduk?

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın