Halil İbrahim Erdoğan

Halil İbrahim Erdoğan

Yerçekimi tutulması

Sadece belli periyotlarla yaşanan gökyüzü olaylarında olduğu gibi sinemada da buna benzer filmlere çok sık rastlanmıyor. Yerçekimi'ni gösterimde olduğu dönemde sinemada izlemiş olabilmek, izleyiciler
Üç boyutlu olunca, film ne olursa olsun beklenti kendiliğinden tavan yapıyor. Bir de film bu kadar iddialı olunca, daha bir istekli gidiliyor, seyrediliyor filmler. Yerçekimi, tam olarak böyle bir film. Güzel tarafı, sizi alıp o beklentiden çok daha yukarılara taşımayı başarıyor olması. Uzay boşluğunda ya da galaksiler arasında geçen bilim-kurgu örnekleri genellikle hayal gücümüze dayalı filmler olurken, bu sefer karşımızda çok daha gerçekçi, günümüz teknolojisinden bir film var. Bu yönüyle tamamen farklı, orijinal bir film Yerçekimi.

Filmlerde ortam ya da başka bir deyişle atmosfer yaratmak, üzerine çok emek verilmesi gereken bir iş ve film bu konuda tam puanı hak ediyor. Uzay boşluğu hakkında temel birkaç bilgi vererek başlıyor film. Aslında bunu yaparak, biraz sonra izleyecekleriniz konusunda sizi ciddiyete davet ediyor. Alelade bir film izlemeyeceğimiz, anlatılanların fiziksel gerçekliklerini anlamamız gerektiğine dair bir uyarı bu. Uyarının son cümlesi aslında neye dikkat çekilmek istendiğini söylüyor bize; "Uzayda yaşam imkansızdır!". Bu uyarıdan sonra, çok uzun bir açılış sahnesiyle, bizlere uzay boşluğunun tecrübesi yaşatılıyor. Bir grup astronotun, bir uzay aracını tamiri esnasında; etraftaki ses algısı, kullanılan aletlerin, çeşitli boyutlarda ve yapılarda farklı cisimlerin tepkilerini seyrediyoruz. Bu bir sahnede yerinden çıkarıldığında boşlukta süzülmeye başlayan bir vida iken diğer sahnede uzay aracına bağlı vaziyette kendisini boşluğa itekleyen ve boşlukta kontrollü bir şekilde süzülerek, tabiri caizse hangi yöne olduğu belli olmadan bungee jumping yapan bir astronot oluyor. Yönetmen bizi uzay boşluğuna alıştırıyor diyebiliriz. Üstelik bunu görsel olarak çok iyi görüntülerle ve beni özellikle çok etkileyen seslerin kullanımı ile (ya da sessizlik ile diyebiliriz) çok derinden yapıyor. Sesin vakumlanarak bir anda ortadan kaybolduğu anlarda sinema salonunu öyle bir sessizlik kaplıyor ki; film, o anda yaşadığınız hissin sessizlik değil de, gerçekten uzaydaki gibi, bulunduğunuz ortamda aslında ses diye bir şeyin hiç olmadığı algısını yaşatmayı başarıyor.


George Clooney, Matt Kowalski rolünde
Kessler sendromu ya da Kessler etkisi olarak bilinen teori işlenmiş filmde. Filmi izlemek isteyenlere bir ön bilgi olarak, bu teori basitçe anlatımıyla, dünya yörüngesinde dolaşan uyduların sayısının artması ile çarpışma olasılığının artması ve bu olasılığın artması ile yaşanacak bir çarpışma sonrası domino etkisinin ortaya çıkarak, çarpışma enkazının yörüngedeki tüm uydulara çarpıp hepsini parçalayıp, artık daha fazla parçalanamayacak hale gelene kadar sürmesi olarak açıklanabilir. Filmdeki gerilim de böyle bir durumla başlıyor. Rusların kendi uydularından birisini vurarak patlatması sonucu yörüngede yayılmaya başlayan bir enkaz bulutu kurşunun iki katı hızla ilerlemeye başlıyor. Kısa bir süre sonra ekibimiz de bu enkazdan darbe alıyor ve astronotlar uzay boşluğunda süzülmeye başlıyor. Sonrası yolunu bulma ve Dünya'ya dönme çabası.

Alfonso Cuarón, sadece görsel efektlerle ve ses kullanımıyla değil, senaryo ve alt metin olarak da çok güçlü bir filme imza atmış. Filmde bir insanın doğumu olgusu, metafor olarak işleniyor ve açıkçası belli başlı bazı sahneler haricinde, bize buna dair çok fazla ipucu  vermiyor. Filmi izlemeyenler için sürprizleri bozmamak adına bu ayrıntılara girmeyeceğim ama ben size söyledim, ayrıntıları kovalamak izleyiciye kalmış. Bu metaforu ve anlatım unsurlarını incelediğim bir yazıyı ayrıca, gösterimden kalktıktan sonra paylaşırım.


Sandra Bullock, Ryan Stone rolünde
Sandra Bullock için kariyerinin en iyi projesi olduğu konusunda herkes hemfikir sanırım. A Time To Kill (1996), Crash (2004), The Lake House (2008) gibi oldukça iyi filmlerde de bulundu ama Yerçekimi (Gravity) bambaşka bir film, bir mihenk taşı. George Clooney ise, o muzip tebessümünden bir şey yitirmemesine rağmen artık daha olgun, yavaş yavaş veteran diyebileceğimiz bir yaşa geldiğini belli ediyor bu filmde. Tam bir nasihatçi ya da mentor olarak adlandırabileceğimiz rolündeki oyunculuğu ile filme keyif katıyor.

Filmin tek handikapı, uzayda geçerli olan fizik kurallarına dair izleyicinin bir genel kültüre sahip olması gerekliliği. Sosyal konularda çalışan birçok insan bunlardan haberdar olmayabilir ve bazı sahnelerin gerilimini idrak etmek için sadece gösterilenle yetinmek zorunda kalabilirler. (Mesela Kowalski(George Clooney)'nin  Ryan(Sandra Bullock) tarafından yakalanmış olmasına rağmen, neden çekilemediği ve boşlukta süzülmek zorunda kaldığı gibi...). Dolayısıyla Ryan Stone'un hikayesini dinlediğimiz sahneye benzer anlar sebebiyle, bir kısım seyirci tarafından ağır ilerlediği düşünülebilir. Gerçi bu noktada, Batman Begins (2005), Yüzüklerin Efendisi serisi gibi projelerde de çalışmış olan Steven Price tarafından hazırlanan ve Inception'ı hatırlatan müzikler, gerilim konusunda bizlere yardımcı oluyor ama yine de uzay boşluğuna dair hiç olmazsa birkaç belgesel izlemiş olmak izleyicinin filme dahil olmasını kolaylaştırır diye düşünüyorum. Bütün bunlarla birlikte, bu filmin kendine özgü, sırf bu filmi hatırlatan olgu bence sesin bir anda vakumlanarak kesilmesi. Bu efekt o kadar başarılı yapılmış ki, seyirciyi sarsıyor, ancak bunun etkisini hissedebilmek için kesinlikle filmin sinema salonunda izlenmesi şart.

Sadece belli periyotlarla yaşanan gökyüzü olaylarında olduğu gibi sinemada da buna benzer filmlere çok sık rastlanmıyor. Yerçekimi'ni gösterimde olduğu dönemde sinemada izlemiş olabilmek, izleyiciler için ay tutulmasını çıplak gözle seyredebilmek kadar güzel bir şans. Böylesi başarılı bir film, sinema salonunda film izleme keyfinin sınırlarını zorlayan Yerçekimi, mutlaka ama mutlaka gösterimden kalkmadan önce gidip görülmeli. Yerçekimi, eğer sinema salonunda izlenmemişse, gerçekten izlemiş olmazsınız. Gerçek anlamda, sadece bir filmi "görmüş" olursunuz.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın