Lokman Adil Arıcı

Lokman Adil Arıcı

Dikkat çekmek için…

Bugün sizlerle paylaşmak istediğim, üst düzey yetkililerin bildiği ve gereken önlemlerin alınması için bizlerinde küçük bir katkısı dileğiyle.
Ortadoğu’nun önemli su havzalarından olan Fırat-Dicle havzası ortalama yılda 84 milyar metreküplük debisi ile bu rakam Nil nehrinin yıllık ortalama akımıdır.

Türkiye, Suriye ve Irak için enerji gıda ve içme suyu kaynağıdır. Bu nedenle büyük önem arz etmektedir Su kaynakları açısından çokta zengin olmayan bir bölgede bulunan havzanın suları, kıyıdaşların ilişkilerinde işbirliği veya çatışmaya neden olmuştur.

Son yıllarda iklim değişimi de havzanın hidrolojisini etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkmıştır. İklim değişimi de önümüzdeki yıllarda baskı yaratacağı görülmektedir. İklim değişimi ile mücadele edebilmek için ülkeler bireysel olarak veya sınır ülkelerle çözüm aramak zorunda kalmışlardır.

Buna en önemli örnek 2009 yılında Türkiye-Suriye ve Irak ile imzalanan mutabakat zaptının içinde yer alan su ve çevre ile ilgili protokoldür.

Bu protokole göre Türkiye ve Suriye Asi nehri üzerinde dostluk barajı yapmak üzere iş birliğine gidilecekti. Temeli 6 Şubat 2011 yılında atılmıştı fakat Suriye’de çıkan iç çatışma nedeniyle ertelenmiştir.

Şimdi dikkat edilmesi gereken son durum İŞİD in Suriye topraklarında verdiği mücadeleden sonra Irak toprakları içinde de yayılmaya başlaması neyin başlangıcıdır? Bu yayılma stratejisi hem Suriye’deki hem de Irak’ta ki su kaynaklarını kontrol altına almasını kolaylaştırmıştır.

İŞİD bu arada Suriye sınırları içerisinde bulunan Fırat nehri üzerinde olan Al-raqqa barajını kontrol ederken Irak sınırlarında Fırat nehri üzerinde Nuamiye barajını, Dicle nehri üzerinde ise Musul barajı çevresini ve Bağdat’ın batısında yer alan Samarra barajını kontrol etmektedir.

Gelecek yıllarda petrolden daha değer kazanacak olan nehirlerin İŞİD gibi bir yapının kontrolü altında olması düşündürücüdür. Suyun yokluğu demek söz konusu ülkelerin doğrudan tarım ve enerji üretimini olumsuz yönde etkilemektedir.

Ayrıca susuzluk demek o bölgede yaşayan insanların göç etmesine, toplumlarda huzursuzluk ve çatışmalara da neden olabilecektir.

Bu huzursuzluk acaba kimlerin işine yarayacaktır?

Gelecekte bu kadar önemli olan su acaba şimdiden birilerinin stratejik planları içine mi girmiştir? Şimdi size önemli bir soru Acaba suyu kontrol eden kimi kontrol eder?

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın