28.01.2019 20:32 Güncelleme Tarihi: 28.01.2019 20:34

Hata bende!

Hata bende!

Bizim inanışımızda, bizim kültürümüzde ‘ben’ demek, ‘benlik davası’ gütmek yani kısacası ‘bencillik’, kötü huyların başında sayılır. Biz insanoğluna yakışan, gerçekten de haddini bilerek acziyetini kabul etmektir. Bencillik öyle bir hastalıktır ki, ben merkezli bir hayatın tasavvurudur. ‘Ben tok olduktan sonra, bütün insanlar aç olsa bana ne?’ zihniyetinin adıdır.

Bencillik; ‘’bize dokunmayan yılanların’’ kişileri, aileleri, toplumları yok etmesini; huzurumuza neşter vurmasını aymazca izleyebilmenin adıdır. Bencillik; kişilere, ailelere, çevreye veya topluma zararlı durumlara sessiz kalmak, sırf menfaati uğruna ‘bin yaşasın’ dercesine omurgasızca hareket edebilmenin adıdır. 

Bencillik aynı zamanda kibri de beraberinde doğurur. Kibir; dağların çakıllardan teşekkül ettiğini unutup, küçük görüleni hor görmenin adıdır. Bardağın önünde çaydanlığın eğildiğini unuturcasına adeta… 

Samimi olarak ‘hata bende’ demeyi beceremedik hiç! Kurduğumuz cümlelerde amalar, fakatlar, lakinler bitmek bitmedi. Yeri geldi hatamızı kabul eder gibi olduk, yine de benliğimizin önüne geçemedik. ‘’Hata bende. Bu kadar değer vermeyecektim’’ dedik. ‘’Hata bende. Bu kadar şımartmayacaktım’’ dedik ve benliğimizin dik duvarlarını bir türlü aşamadık! 

‘En yüksek dağın bile ayağının ovada olduğu’ özdeyişinden de anımsayacağımız gibi, ne oldum dememeliyiz. Bilmeliyiz ki; insanı değerli kılan içinde taşıdığı değerlerdir. Nasıl ki insanın düşmeden ayakta dengede durmasının bir nedeni varsa, alçak gönüllü olmada da kişilik bir denge unsurudur. 

Eğer bir toplumda huzur içinde yaşamak istiyorsak, yüreklerimizde ki kin, nefret, düşmanlık, kıskançlık, kibirlilik gibi kötü tohumları söküp atmalıyız. Birbirimize sevgi, saygı ve muhabbetle bağlanmalıyız. Şunu da unutmamalıyız ki güçsüz durumda iken tevazu göstermek samimiyet değildir. Güçlü durumdayken tevazu göstermenin erdem, muhtaç durumdayken ‘’tevazuyu vaat etmenin’’de samimiyetsizlik olduğunu asla unutmamalıyız! 

Aciz bir kul olarak bende bu yazımla beraber, ‘’amasız, fakatsız, lakinsiz’’ kalbini kırdığım herkesten özür dilemek istiyorum, üzgünüm… Kabul ediyorum hata bende… Belki insanları yaptığım haberlerle üzdüm, belki bire bir de kalbini kırdım, eğer var ise haklarını helal etsinler. 

Bu vesileyle beraber şahsımı Gün Medya ailesine davet ederek onurlandıran, üzüntümüzle hüzünlenen mutluluğumuzla mutlu olan kıymetli büyüğüm Gün Medya Onursal Başkanı Cengiz Aygün bey başta olmak üzere, Gün Medya Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Rumi Aygün bey ve tüm Gün Medya ailesine teşekkür ederim. 

Kalın sağlıcakla…