03.04.2019 23:45

Kaybeden Millet olmasın!

Kaybeden Millet olmasın!

Türkiye 81 il ve 957 ilçe de seçime gitti. Özgür ve adil seçimler, temsili demokraside yaşayan insanlara, yaşadıkları ülkedeki politik düzenin ve hükümetin gelecekteki politikalarının yönünü belirleme olanağı verir.

Yerel seçimler ne kadar yerelde olsa, genel anlamlar taşır. Bu çerçevede değerlendirildiğinde bu seçimden siyasi partiler kendilerine gereken mesajı çıkarıp, politikalarını gözden geçirme fırsatı bulacaktır. 

Yerel seçimlerde AK Parti ile MHP Cumhur İttifakını, CHP ile İYİ Parti ise Millet İttifakını oluşturmuştu. Saadet Partisi tüm seçim bölgelerinde adaylarını çıkarırken, HDP ise İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok bölgede adaylarını çıkarmamıştı. Bu da yerel seçim öncesinde siyasetin dilini epey değiştirmiş, Cumhur ittifakının karşısında olanlar PKK ile işbirliği yapıyor gibi değerlendirmelerde bulunulmuştu. Peki bu söylemler kime artı yazdı, kime eksi yazdı?

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı aday olduğu dönem başta olmak üzere, 16 Nisan referandumunda da ‘hayır’ diyen cenaha benzer yakıştırmalar yapılmıştı. Sürekli seçim olması, sürekli aynı ithamların yakıştırılmasının bu sefer seçmen tarafından itibar edilmediği sonuçlara yansımış durumda. 

Yapılan yakıştırmaların; HDP’nin asla CHP’ye oy vermeyecek dindar kesimini Büyükşehirlerde CHP’ye ittiği görülürken, Saadet Partisi’nin bir grup üyesinin de Büyükşehirler de CHP’ye oy verdiği görüldü. 

Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu gibi isimlerinde AK Parti ile kavga dilini benimsememesinin, seçimlerin sonuçlarına tesir ettiği görülüyor.  Peki sadece bunlar mı seçim sonuçlarına etki eden? Değil…

İstanbul’da plakalara tahdit sözünün hayata geçirilememesi, uber-taksi kavgasının tam anlamıyla sonuçlanmaması, EYT tepkisinin oluşması, af konusunda beklentilerin oluşması, ekonomik yüklerin her geçen gün artması gibi durumlar Büyükşehirlerde değişime sebep oldu. 

Belirsiz olan tek nokta, seçmen neden ilçelerde tepkisini göstermedi de değişim sadece Büyükşehirler de oldu? Bunda da Ekrem İmamoğlu’nun uzlaşı dilini benimsemesi, Mansur Yavaş’ın Ankaralı olması, her iki adayın muhafazakar kökenli olması, seçim öncesi mağdur edildikleri düşüncesinin olduğunu düşünüyorum. 

Türk toplumu her zaman mağduru sevmiştir. 

Seçimlerle ilgili detaylı analizler muhakkak yapılacaktır. AK Parti kesinlikle seçimin kaybedeni değildir. CHP ve MHP seçimden kazanımlarla çıkmıştır. Korkum odur ki seçimin kaybedeni millet olmasın! Seçim öncesi oluşan kutuplaşma, İBB’de ki gelişmeler maalesef toplumun fay hatlarını kaşımaktadır. 

Seçimler gelir geçer, önemli olan Türk Milletinin birlik ve beraberliğidir. 

Komşuyu komşuya düşman edecek söylemlerden uzak durmalı, derhal siyasi partilerin aynaya bakarak hatalarından ders çıkarmaları gerekmektedir.

Aksi takdirde seçimin kaybedeni millet olacaktır!