09.04.2019 15:19 Güncelleme Tarihi: 09.04.2019 15:24

Milli Ruh!

Milli Ruh!

Türk milleti dünyanın en köklü milletlerinden birisidir. Köklü ve eski olmak elbette beraberinde eskiden beri süregelen bir kültürün, medeniyetin sahibi olmak demektir. Bir medeniyetin uzun ömürlü olması, kendine has özelliklerinin muhafazası ile birlikte çağdaş değerlerle yenilemesi ile mümkündür.

Neredeyse tarihin her döneminde varlığını devam ettiren Türk devletleri belli bir birikimin, belli bir kültürel alt yapının ve geleneklere bağlı olarak oluşturulan yönetim anlayışının sonucu olarak varlıklarını her daim devam ettirmişlerdir.

Geçmişte tohumu sağlam atılan ve binlerce yıldır özünü koruyan kutlu yürüyüş, Devlet olgusu ve millet duygusu ile mazluma umut zalime korku olmaya devam ediyor. Bilinmelidir ki büyük Devletler güçlü stratejiler ile yürütülür. Büyük başarıların arkasında, çoğu zaman görünmeyen ama etkisi büyük güçler vardır. Yön veren, güç katan, anlam yükleyen böyle etkiler sayesinde dünya tarihinde birçok medeniyet ayakta kalmış, birçok devlet uzun yıllar hüküm sürmüştür.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu zorlu coğrafyaya gökten zembille inmemiştir. 

Emekle, inançla, ideallerle; sağlam bir medeniyetin ve ruhun ilmik ilmik işlemesi ve güçlü Devlet stratejileriyle bu coğrafya da yer edinmiş, birçok zorluğa göğüs germiştir. Mesela İstanbul’da Kız Kulesi’ni düşünelim... 
Dünyaca ünlü bir yerin işletmesini bir kişi almış ve 60 yıldır işletiyor. Hemen ne düşünürüz? Halk tabiriyle, ‘60 yıldır kimse çökmediyse-bulaşmadıysa demek ki güçlü bir aile’ yorumunu yaparız. 

Peki 1071’den bu yana bu coğrafyada olan, nam salan, kök salan, Devlet kuran; özellikle son 300 yılda başka Devletlerin her türlü teknolojik üstünlüğüne rağmen dimdik ayakta kalabilen ve 1923’te yeni bir isimle vücut bulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü bir Devlet değil midir? 

Bu sorunun cevabı aslında, Devlete hangi açıdan bakmamız gerektiğiyle ilgili bir ipucudur. 

Devlet; vücuttur. 

Vücut televizyonda gördüklerimiz ve konuştuklarımızda olabilir ama unutulmasın ki Devleti Devlet yapan, ruhtur. Ruh ise görülemez, duyulamaz, dokunulamaz, nerede nasıl olduğu, hangi stratejiler yürüttüğü başkaları tarafından bilinemez. 

Bizi bu coğrafya da tutan, seçimle gelip giden siyasiler değil bu kutlu ruhtur. Baki hakikatleri fani şahsiyetler üzerine bina etmeyecek kadar da kutlu ve ferasetli bir millete sahibiz. İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın düsturunu ve kuruluş ilkelerimizden Devletçilik ilkesini unutmadan, günlük siyasi söylemlerin asla Devletimize bakış açımızı değiştirmesine fırsat vermeyelim. 

Bu vesileyle beraber Türk Polis Teşkilatımızın 174. Yılını kutlarım. Bir sonra ki yazımızda görüşmek dileğiyle…