14.07.2019 23:46 Güncelleme Tarihi: 14.07.2019 23:56

Milli Uyanış!

Milli Uyanış!

Günler, aylar derken tam 3 yıl geçti. 15 Temmuz… Bir milletin, bağrına saplanan hançere tüm imanı ve ferasetiyle dur demesinin vuku bulmuş halidir 15 Temmuz...

İdeolojik kaygıların olmadığı, hesapsız ve riyasız, sadece ama sadece vatan aşkıyla çıkılan yolun adıdır 15 Temmuz…
  
Bilinmeli ki mesele "vatandır", göndere çekilen bayrakla birlikte dalgalanan kalplerin sağı-solu olur muydu hiç? Sırtında ideoloji kamburu olanların işi değil, kalbinde mahşer'i istiklal ateşi olanların hikayesidir bu. Menfaati için muhabbet inşaa edenlerin değil, komutanından vatanı için tereddütsüz "ölüm" emrini alan Ömer Halis'in şahadet mirasıdır bu gece.

15 Temmuz "biz" olmaktır, şarkın kızılında yüksek rakımlı dağlardaki hilalle, garbın mavisinde dalgalanan hilale durulan selamdaki heyecandır, aşktır. Peki sormak gerekmez mi! O gece hangimiz birbirimizi yadırgadık? Hangimiz kılık kıyafete takıldık? Hangimiz, hangimize ‘’sağcı mısın solcu musun’’ diye soru sorduk. Hangimiz Beşiktaşlıydı, hangimiz Fenerli? Sormadık değil mi bunları?

Önyargılardan arındık ve bayrağımızı elimize aldığımız gibi doğru meydanlara koştuk! Çünkü yıllardır birbirimizle uğraşmıştık, futbol takımımızı beğenmemiştik... İdeolojimizi beğenmemiştik... Giyimlerimizi beğenmemiştik... Kısaca yorulduk kavga etmekten, bölünmekten, kutuplaşmaktan… 

Önüm, arkam, sağım, solum sobe diyerek büyüyen neslin; önünde ki, arkasında ki, yanında ki düşmanları sayılamaz olmuştu. 3 tarafı denizlerle, 4 tarafı hainlerle çevrili güzel memleketimizde, düşman yetmiyormuş gibi, bir de birbirimize düşman olmuştuk. İşte o günlerden sonra tekrar birbirimize safça, samimice çıkarsız ve menfaatsiz sarılmamızı öğretti 15 Temmuz. Bu duygularla birlikte 15 Temmuz’un hemen akabinde, Yenikapı’da farklı düşünceler de milyonlarca vatandaşımız, farklı ses tonlarıyla ama tek ses olarak haykırmıştı dünyaya. 
 
Peki şimdi ne mi oldu? Aradan 3 yıl geçti ve düştük birbirimize. Dün konu memleketken sımsıkı sarıldıklarımız, şimdi düşmanımız oldu yine. Dün konu memleketken, meclisin sığınaklarında sarıldıklarınız şimdi oldu birer hain. Dün konu memleketti de şimdi konu şahsi ikbal mi oldu? Bizi birbirimizden uzaklaştıran her kelime, her cümle ihanet kıvılcımıdır. Bizlere düşen ihanetin kalbine saplanarak, birbirimize sımsıkı sarılmaktır. Memleketin; bizlerin birlik ve beraberliğine ihtiyacı var. Şüphesiz ki ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır. 

Başta FETÖ olmak üzere; Din kisvesi altında farklı emellerle hareket eden, Devlet geleneğimiz ve milli bütünlüğümüze aykırı tüm oluşumların üzerine ivedilikle gidilmelidir. Devlet aklı ile atılacak her adımda, Milli birlik ve bütünlük göz ardı edilmeden, hakkaniyet esas alınmalıdır. İbadet denilen kadronun ceza aldığı, ticaret denilen kadronun firar ettiği, tepe kadrosunun nerede olduğu bilinmeyen; Darbe komisyonunun raporuna göre “siyasi ayağı olmayan" bir terör örgütü asla ve asla kabul edilemez... Vakit geç olmadan bu milletin başına çorap ören FETÖ'nün siyasi ayağı yargı önünde hesap vermelidir. 

Bu vesileyle beraber Şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine sabır, gazilerimize de sağlıklı ömürler dilerim. 


 
Editör Notu: Yazarımız Mücahit Ak bu yazısını vatani görev yerinden komutanlarından aldığı izin ile tarafımıza iletmiştir. Kendisine ve vatani görevini yapan tüm askerlerimize güç, kuvvet dileriz.