Mücahit Ak

Mücahit Ak

TSK neden hedefte?

TSK neden hedefte?
Coğrafyamız, sıcak denizlere inen Ege ve Akdeniz'in paydaşı, doğalgaz rezervlerinin bulunduğu Karadeniz'in geniş sınırdaşıdır.

Batısı Avrupa'ya açılan, doğusu Ortadoğu'nun kapılarını aralayan güzel memleketimizin güneyi ise bir tatil cenneti. Medeniyetlere beşiklik etmiş coğrafyamızın konumu sadece bizim için değil herkes için stratejik öneme sahip.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti binlerce yıllık Türk Devlet geleneğinin temsilcisidir, güçlü bir Devlettir. Güçlü Devletler, güçlü stratejilerle yönetilirler. Bizi bu coğrafyada tutan; kişiler, liderler değil bu ruh ve kutlu adanıştır.

Stratejik hareket, rakibinin yumruklarını azaltması için kimi zaman aciz ve çaresiz görünmeyi gerektirir. Zaten bitti denildiğinde toparlanıp atağa geçen, oysaki her zaman bir plânı olan. Her türlü odağa karşı Doğu Akdeniz davamızdaki Libya hamlemiz bize Devlet aklını hatırlatmıştır. Var olsun Devletimiz, var olsun Milletimiz.

TSK'nın altı mı oyuluyor?

TSK yine tartışmaların göbeğindeydi. Birileri sürekli TSK'yı hedefe koymakta, birileri sürekli geçmişin izlerinden dolayı askerden korkmakta, birileri ise sürekli askeri kurtarıcı olarak görerek siyaseti paronayaya sürüklemektedir.

Siyaseti paronayaya sürükleyenlerden biri de Hükümete yakın bir grup oldu maalesef. Yazılan köşe yazılarında, askerin hükümet için tehdit içerdiğine yönelik geçmişe atıf yapılan hareketler... farklı imalar vs.

Planlı bir şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri yıpratılmaya çalışılmaktadır. Yüksek Aşgari Şuradan sonra birçok grup harekete geçmiştir. Yurt dışında terör örgütü iltisaklı kişiler Youtube'u esir alırken, yurt içindeki fısıltılar ise Devleti esir almaya çalışmaktadır.

Amiraller bildirisine verilen sert tepkiler (Siyasi ve vatandaşların haklı tepkileri), Orgeneral İlker Başbuğ'un sık sık hedefe konulması ve son olarak Orgeneraller Çevik Bir ve Çetin Doğan'ın 28 Şubat dolayısıyla tutuklanması, rövanşist bir yaklaşımdan ziyade mevcut askerlere gözdağı şeklinde sunulmaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın gölgesinde olup, güç savaşında birbirini yaralayan parti içi odakların ve yurt dışına kaçıp Youtube'dan Twitter'dan memleketi karıştırmak isteyenlerin bu konuda ittifak etmişcesine tutumu dikkat çekmektedir.

Devletimiz geçmişte kurum içi mücadelelerden çok çekti. Yayınlanan bildiriler, sızan raporlar, kadrolaşmalar ve siyasi çekişmeler. Çok yıprandık, yıpratıldık. Kaybeden kişiler olsun ama ülke olmasın. Üzerinizde vebal var. Artık yeter...

Yazımı sonlandırmadan önce şunu da belirteyim. Bozkurt'ta yaşanan sel felaketi bizlere su akar yolunu bulur dedirtti. Yangın felaketleri ise ormanları sevelim fidan dikelim dedirtti. Çevremize ve topluma karşı daha duyarlı olmak zorundayız.

Bu vesileyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı dilerim. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle...

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın