12.06.2018 19:59 Güncelleme Tarihi: 13.06.2018 14:59 15338 Okunma

Anthony Bourdain, 'Bir Hümanistin ardından'

Anthony Bourdain, Bir Hümanistin ardından

8 Haziran günü dünyaca ünlü şef, gezgin, televizyoncu ve hikaye anlatıcısı Anthony Bourdain’in Paris’de otel odasında intihar ettiği haberi ile sarsıldık.

Anthony Bourdain’in intiharı özellikle onu tanıyan ve seven milyonların üzerinde büyük bir etki yarattı. Sanırım bunun en büyük nedeni hayatı boyunca gezen, yemek ve kültür tanıtan, karşılığında hem büyük bir servet kazanan hem de dünyanın en iyi televizyoncularından biri olan ve ekrandan insanlara mutluluk saçan bir bireyin ansızın hayatına son vermesindeki tezatlık duygusu. Sosyal medyada gördüğüm mesajlarda en çok bunun altı çizilmiş. Bu kadar başarılı ve imrenilen birinin bile intihar etmesi, insanların kendilerini sorgulamasını tetiklemiş.

Bourdain’in ölümü beni de aşırı üzdü. Ünlülere hayranlık gibi bir duygum hiç bir zaman olmadı. Ancak Anthony Bourdain sadece benim değil bir çok erkeğin 60 yaşında nasıl olmak istediğinin cevabıydı. İşinde dünya çapındaki başarısının yanısıra son derece fit, kültürlü, eğlenceli, çekici biriydi. Dünyanın dört bir köşesini dolaşıp, gittiği yerlerin hem yemeklerini, hem kültürlerini, insan hikayeleri ile birleştirerek anlattı. Gerçek bir hikaye anlatıcısıydı. 

Kişisel olarak 25 adaylık ve 5 Emmy ödülü var. Yaptığı programlar çeşitli dallarda toplamda 40 Emmy ödülü kazandı. “No Reservations” ve “Parts Unkown” serileri onun en uzun süren ve bilinen programlarıydı. 

Ama Anthony Bourdain’i en özel kılan şey büyük bir humanist olması ile birlikte gittiği her ülkedeki ve toplumdaki sorunları , bireylerin dramları üzerinden dinlemesi ve yansıtması olmuştur. Bir New York’lu olarak Amerikan hükümetini de en ağır şekilde eleştirmiştir. Bir şef ve yemek programcısı olmaktan çıkıp özellikle ezilen halkların seslerini duyurmaya çalışmıştır ve bunda da başarılı olmuştur.

Hele Gazze’de çektiği Filistin programı ile bugüne kadar oradaki dramı en etkileyici anlatanlardan biri olmuştur. Bunu hem de Filsitinli ailelerin evinde yemek yiyerek başarmıştır. Bu programıyla, MPAC’ın “Medya’da Cesaret ve Bilincin Sesi” Ödülüne layık görülmüştür. Kabul mesajında ise: “Dünya Filistinlilere korkunç davranmıştır. Ancak hiç biri , onların temel insanlık ihtiyaçlarını çalmak kadar utanç verici olamaz. İnsanlar birer istatistik değildir” , diye konuşmuştur.

2006 senesinde ise Beyrut’da Lübnan savaşının ortasında kalmış ve unutulmaz bir bölüme imza atmıştı. Bir Amerikalı olarak İran’a gitmiş ve orada yemek, müzik kültür aracılığı ile herkese ders olacak bir bağ kurmuştu bizimle. 

En utulmaz anlardan biri ise, Vietnam’da ve Hanoi’de tüm Vietnamlılardan Amerika adına özür diledikten sonra, dönemin başkanı Obama ile, salaş bir Vietnam lokantasında , sıradan Vietnamlıların yanında, plastik taburelerde oturup sokak yemekleri yiyip, yerel bira içerek sohbet etmesiydi. 

Türkiye’ye de defalarca gelen ve Türk yemekleri üzerine methiyeler düzen “filozof şef”in Türkiye’de de büyük bir hayran kitlesi bulunmaktadır. Şahsen gittiğim her ülkede, onun önerdiği yerleri ziyaret etmeye özellikle dikkat etmişimdir.

Yemek aracılığı ile tüm karşıtlara aslında hepimizin insan olduğunu hatırlatmaya ve dünyayı daha iyi bir yer olarak görmek için farklılıkların bir çatışma değil, bir çok seslilik olduğunu anlatmaya çalıştı.

İntiharının sebebini bilmiyoruz ancak, yaptığı seyahatler, tanık olduğu acılar ve insanlığın durumu, insanı hem iyi hem de kötü anlamda etkilemekte ve dönüştürmektedir. 

Anthony Bourdain’in benim için ise önemi, günümüzün be hunhar birey öğütücü sisteminde gittiği her coğrafyada, gerçek insan hikayelerini anlatması ve bizleri onların günlük hayatlarına tanık etmesinden geçiyor. Bourdian pahalı şehirleri ve lüks lokantaları değil insanlığı tercih etti. 

Özellikle son yıllardaki programları ile her nerede yaşarsa yaşasın, binbir zorlukla mücadele eden, politik ve sosyolojik karmaşaların altında ezilen sıradan insanların yemek masalarına bizi misafir etti ve aslında birbirimizden farkımız olmadığını gösterdi. 

İnsanların birbirini daha iyi anlamaya her zamankinden çok ihtiyacı olduğu bu dönemde, Anthony Bourdain gibi bir yol göstericinin kaybı insanlığın kaybı olmuştur. 

Onu çok özleyeceğim…