03.08.2018 19:21 39452 Okunma

Çukura düşmek

Çukura düşmek

'X' isimli dizi yeni oyuncular arıyor. Siz de sıradaki ünlü olabilirsiniz.

Yine sanat dolu bir yazı yazmaktaydım ama son günlerde İnstagram'da sürekli karşıma çıkan birbirinin aynı sponsorlu ilanları görünce bunu yazmanın önemli olduğuna inandım.
 
Oyunculuk ve mankenlik ajansları konusunda merdiven altı ajanslar her zaman var olmuştur. Bu ajanslar gençlerin ve ünlü olmak isteyen nispeten bu konu hakkında cahil kesimin hayallerinden faydalanıp onların ceplerindeki paralara göz dikmiş fırsatçılardan oluşmaktadır.
 
80'li 90'lı yıllarda gazetelerin ilan sayfalarında, Yeşilçam'ın sokaklarında duvar ilanları ile kendilerine kurban arayan bu ajanslar o zamanlar bir iş hanında kiraladıkları küçük yazıhanelerde faaliyet gösterirlerdi. Kimisi ünlü yapacakları iddiaları ile bu kişilerden paralarını alıyor, yeterince topladıktan sonra da sırra kadem basarlardı. Bir süre sonra da farklı isim altında yeni kurbanlarını bulmaya çalışırlardı. Bunlar nispeten vicdanlı olanlardı.
 
Bir grup vardı ki bunlar özellikle Anadolu'dan gelmiş zor durumdaki kızları cidden Türk filmlerindeki repliklerde olduğu gibi “kötü emellerine” alet ediyorlardı. Ünlü olma hayaliyle evlerinden kaçıp gelen gençleri bir “başka evin” sermayesi yapıyorlardı.
 
1980'lerin sonunda daha oyunculuk eğitimi alıp, yazılar yazmaya başlamışken bu tarz bir ajansın ilanını görüp gitmeye karar verdim. Yaşımdan da küçük göstermemin etkisiyle bir lise öğrencisi gibi istiklal caddesinin arka sokaklarında köhne bir iş hanının asansörsüz, yıpranmış mermer merdivenlerini biraz da korkuyla tırmandım.  Hatırlatmak da fayda var o yıllar o bölge bayağı tekinsizdi. Fransız Lisesi'nde okurken gün batımından sonra Beyoğlu'nda kalamazdık. Neyse ki ben öğlen saatlerinde gelmiştim. 

Dandik ve eğreti duran plastik bir tabelası olan (ismini hatırlamıyorum) yazıhaneye girdiğimde görüntü şok etmişti. Bir piknik tüpünün üstünde çaydanlık kaynıyordu ve bir kenarda çamaşırlar kuruyordu. Deterjan kokusu, çay ve eski binanın rutubet kokusu birbirlerine karışmıştı. Birbiriyle alakası olmayan ve onlarca kez el değiştirmiş gibi duran iki masa ve bir kaç sandalye geri kalan dekoru tamamlıyordu. Tabii ki duvarlardaki eski yeni Türk filmi afişlerini ve ünlü Türk oyuncusu fotoğraflarını unutmamak gerekir.
 
İki tane bıyıklı adam hatırlıyorum. Ben bir genç erkek olarak ürkmüşken bir genç kızın neler hissedeceğini tahmin bile edemiyordum. Neyse ki adamlar konuşunca görüntülerinden çok daha nazik çıktılar. Gayet kibarca ve ikna edici bir tonda bir çok filme oyuncu verdiklerinden – o zamanlar TV dizileri furyası daha başlamamıştı – beni nasıl yetiştirip tanıtacaklarından filan bahsettiler. Başka bir dekorda olsa gayet makul gelebilecek olan bu teklif bu Kafkaesk ortamda havada asılı kalıyordu.
 
En sonunda yan odada kamera olduğunu ve bir ücret karşılığı deneme fotoğrafları alabileceklerini söylediler. (Size bir şeyler anımsattı mı acaba?) Aralık kapıdan gördüğüm, soyulmuş duvar kağıtları ve bir eğreti yükseltinin üzerinde duran içinde film olduğu bile şüpheli amatör bir fotoğraf makinesiydi.  Ben üstümde para olmadığını ve evden alıp yarın geleceğimi söyleyerek oradan sıvıştım. Yüzlerindeki ifadeden aynı yalanı uydurup kaçan ilk ördek olmadığım anlaşılıyordu.
 
Dünya'nın ve iletişim yöntemlerinin değişimi ile bu tarz yapılanmalar da zamana ayak uydu ve değişti. İnternetin hayatımıza girmesiyle bu “ajanslar” artık İş hanlarından sanal sayfalara terfi ettiler. Ancak aynı özensizlik devam etmekte. En azından biraz daha şık ve profesyonel tanıtımlar yapmak yerine birbirlerini kopyalayan, imla hataları ile dolu, ucuz görsellerle yeni kurbanlarını arıyorlar.
 
“X” dizi oyuncu arıyor. Sıradaki Sizsiniz. Hemen başvurun. Tarzı İnstagram ilanları ile gençlerin dikkatini çekiyorlar. Bu ilanlara başvuranlara kısa süre içinde “kabul edildiniz” veya “seçildiniz” gibi mesajlar ve ne yapmaları gerektiğini içeren bilgi mesajları gönderiliyor. İlk başta tamamen masumane görünen bu mesajlardan sonra ise ya denme çekimi ya kayıt parası adı altında bir ücret ödemeleri isteniyor. Bu “ajanslardan” daha iddialı ve finansmanı olanlar ise kimisi küçük kimisi havalı bir ofis de “müşterilerini” karşılıyorlar. Bir süre sonra da –eğer cevap alacak kadar şanslılarsa- “yapım şirketi başkasını seçti” gibisinden cümlelerle onları bertaraf ediyorlar.
 
Sonuçta yapım şirketi ile alakası olmayan ve kendi kendilerine sorumluymuş gibi gösteren bu “yeni çağ merdiven altı ajansları” gençlerin paralarından daha önemli hayallerini çalıyorlar. Tabii onlara da biraz akıllı olup araştırma yapmadan her söylenene inanmamaları düşüyor.
 
 
Maalesef internet ve sosyal medya reklamcılığı hala bu tarz sahtekarlıkları önlemeyi başaramıyor. Burada yapım şirketlerine de rol düşüyor. Kendi dizilerini kullanarak böyle çalışma yapan yerleri ve reklamlarını kabul edenleri yetkili mercilere şikayet ederek bir nebze olsun engelleyebilirler. Sonuçta burada bir marka hırsızlığı da söz konusu.
 
Bu konuda hızlıca önlem alınmazsa birçok gencin “çukura” düşmesine tanık olabiliriz.