Yılmaz Hastürk

Yılmaz Hastürk

Türkiye iki partili döneme mi giriyor?

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk büyük nutkunu şöyle bitirmişti;

'Bugün ulaştığımız sonuç yüzyıllardan beri çekilen milli yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.'

Türkiye Büyük Millet Meclisinin oluşumu ile ilgili tarihi sözleride şöyledir: 'Büyük Millet Meclisi, Türk Milleti'nin yüzyıllar süren arayışının bir özeti ve onun kendisini yönetme bilincinin canlı bir örneğidir.'

Bu değerlendirmeden etkilenen yurttaşlarımız olduğu gibi etkilenmeyen ve hatta reddeden kişilerde olabilir. Ancak bazı bilgiler ve seçimlerde alınan sonuçlar değerlendirildiği zaman güç odaklarının ve özellikle medyanın seçim sonuçlarını etkilediği ortaya çıkmaktadır.

MERKEZ SOL NE DURUMDA?
Türkiye de siyasi partileri ve siyasetin gelişimi incelerken üç ana gelişim içinde değerlendirmek gerekir. Tek partili dönem, çok partili dönem ve 1960 ihtilal dönemi ve 12 Eylül 1980 döneminden sonra partileşme ve günümüzdeki gelişim. Milat bu son dönem alındığında TBMM ' nin 17. döneminden bugüne kadar geçen sürecin değerlendirilmesi gerekir.

06.11.1983 tarihinde 17. dönem TBMM'nin teşkilinde iki etken ortaya çıkmıştır. Merkez sağda teşekkül eden siyasi kadronun bir bölümü ile merkez solda teşekkül eden ve CHP'nin oylarına talip SODEP seçime iştirak ettirilmemiştir. Seçime merkez solda Halkçı Parti merkezde Milliyetçi Demokrasi Partisi ve merkez sağda Anavatan Partisi iştirak etmiştir.

Seçim sonuçlarını Milli Güvenlik Konseyi'nin vetoları sonucu şekillenmiştir. Seçim sonuçlarına bu vetoların etkisi olmadığı elbette düşünülemez. Ancak merkez solda Halkçı Parti'nin aldığı %30.46 oranındaki oya CHP'nin SHP dönemi dahil ulaşamamış olması düşündürücüdür. 17.dönemin seçim sonuçlarında oy ve milletvekili dağılımı şöyledir.



Bu tabloya 18.dönemde SHP 'nin ittifak yaparak seçimlere iştirakini düşünüp bir başka değerlendirme yaptığımızda ortaya çıkan sonuç şöyledir.



Merkez sağ ve merkez soldaki bu dağılımları değerlendirmeden önce 17.dönemde parlamentoya seçilen milletvekillerinin eğitim düzeylerini ve yaş ortalamalarını değerlendirmek gerektiğini düşünmekteyim.

ANAVATAN PARTİSİ


HALKÇI PARTİ
       
MİLLİYETÇİ DEMOKRASİ PARTİSİ
        
Bu 3 tabloyu incelediğimiz zaman hem yaş ortalaması hem de eğitim düzeyi itibari ile toplumun genel ortalamasına uygun listelerin seçimde başarılı oldukları görülmektedir. Yaş ortalaması yüksek olan bir parti eğitim düzeyi ortalaması yüksek olmasına rağmen başarılı olamamış, bunu bir etken kabul etmek mümkündür. Ancak yaş ortalaması ve eğitim düzeyi ülke yaş ortalaması düzeyinde olan partilerin başarılı oldukları görülmektedir. Merkez sol temsilcisi Halkçı Parti'nin milletvekili çıkaramadığı illerin bir değerlendirilmesi yapıldığında görülmektedir ki merkez sağdaki parti merkez sol partiye nazaran daha öne geçmiştir.



Büyük illerde milletvekili dağılımını incelediğimiz zaman ortaya bir gerçek çıkıyor. 17.dönemin ne seçim sonuçlarında ne de milletvekili dağılımında Özal'ın köprü ve yolları satarım beyanı ve de Calp'in sattırmam yumruğu ve Kenan Evren'in tercihi yeterince etkili olmamıştır. Bu görüşü doğrulayan etken özellikle büyük illerde milletvekili dağılım tablosudur.



Sonuçlar karşılaştırıldığında liste yapılarının seçim sonuçlarında daha etkin olduğu görülüyor. Medyanın yönlendirmesi sonucu etkilememiştir. Örneğin Halkçı Parti yalnızca genel başkanının 'Sattırmam' beyanı ile oy almamıştır. Öyle olsa Adana, İzmir ve İstanbul da aldığı sonuçlara yakın Ankara da oy alması gerekirdi. Bürokrat sayısının seçmen ortalamasında önemli yer tuttuğu Ankara da genel başkan Necdet Calp'in daha iyi bir sonuç alması gerekirdi. Merkez sol un önemli bir oy aldığı Antalya da Halkçı Parti'nin yalnızca 1 milletvekili ile temsil edilmeside üşündürücüdür. Öte yandan küçük illerdeki baraj sistemi kırsal alanda oy oranı bilinen merkez sol un çok az oy farklılıkları ile temsil edilememiş olması bu görüşü desteklemektedir. 18.dönemde merkez sol ittifakla Güneydoğu ve Doğu illerinde oy alması gerekirken %24,74 oy alabilmiştir.

Yıllar itibarı ile siyasi partilerin aldıkları sonuç değerlendirilirse kısa dönemli hükümetlerin alınan sonuçlarda etkin olduğu görülmektedir. Ayrıca geleneksel oy tabanına hitap ederken merkez sağda A takımı adı altında yeni isimlerin listelere konulması merkez solda da yeni CHP ve siyasete yeni isimler kazandırma gayretleri seçmenin ilgisini kazanamamıştır. Seçim sonuçlarını topluca değerlendirdiğimizde ;

1991 YILI


1995 YILI


1999 YILI


2002 YILI


2007 YILI


2011 YILI


Bu sonuçlardan sonra oy oranlarının teşkil edilen hükümetlerin başarıları ile orantılı olduğu gözükmektedir. Kısa süreli hükümetleri hatırlarsak 48.hükümet 20/06/1991 - 20/11/1991 Başbakan Mesut Yılmaz 52.hükümet 30/10/1995 - 06/03/1996 Başbakan Tansu Çiller 53.hükümet 06/03/1996 -28/06/1996 Başbakan Mesut Yılmaz 56.hükümet 11/01/1999-28/05/1999 Başbakan Bülent Ecevit en uzun süreli  59. ve 60. hükümetler 14/02/2003 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan halen devam ediyor.

Yukarıdaki tablolar bize şu gerçeği ortaya koymaktadır. Merkez sol gittikçe güç kaybederken merkez sağ ve merkez tek bir partinin bünyesinde toplanmaktadır. Radikal söylemleri olan siyasi kuruluşlar devamlı güç kaybetmektedirler. Merkez sol un temsilcisi CHP, Halkçı Parti oylarına ulaşamadığı gibi 18.dönemde SHP takviyeli kadrosu ile de Doğu ve Güneydoğuda bazı olaylara ulaşırken İç Anadolu, Ege, Karadeniz Bölgelerinde oy kaybına uğramıştır.

2009 YILINA GELİNDİĞİNDE
2009 İl Genel Meclisi Seçim Sonuçları ciddi bir ölçüttür. Seçmenin tercihini yansıtmaktadır. 29 Mart 2009 İl Genel Meclisi ve Belediye Seçimleri baz alındığında 1983-1987-2001 seçimlerinde oy dağılımı açısından görülen açılım 2009 seçimlerinde belirgin bir açılım göstermiştir.
    
CHP, SHP, DTP’nin açısından sonuçlar düşündürücüdür.
    
2001 Milletvekilliği seçimlerinde alınan sonuç ise, merkez sağda oy patlaması getirmiştir.

11.01.1999 - 28.05.1999 56.Hükümet Başbakan Bülent ECEVİT süresi 4 ay 17 gün
06.03.1996 – 28.06.1996 53.Hükümet Başbakan Mesut YILMAZ süresi 4 ay 22 gün

Kısa süreli hükümetler sonrası yapılan yerel seçimde hükümet ortağı olmayan partiler kazançlı çıkmıştır.

Siyasi Partilerin 2004 seçiminden daha yüksek ve daha düşük oranda oy aldıkları il sayıları
Partilerin, 2009 il genel meclisi seçimlerinde, 2004 il genel meclisi seçimlerinden daha yüksek ve daha düşük oy aldıkları il sayıları gösterilmektedir.     

Siyasi Partilerin 2004 seçimine göre, daha yüksek ve daha düşük oranda oy aldıkları il sayıları



CHP Hakkari ilinde seçime girmemiştir.

DTP, 2004’te SHP’nin seçime girdiği 21 ilde bu kez seçime katılmamıştır. O nedenle bu 21 il de oy oranı gerileyen iller arasında sayılmıştır. Partinin Bursa ilindeki 2004 ve 2009’a ilişkin oy oranları değişmemiştir.

3 siyasi parti ile Bağımsızların kazandığı üye sayılarında düşüş olmuştur.
-En büyük düşüş AKP’de yaşanmış, bu parti 387 üyelik kaybetmiştir.
-AKP’yi 111 üye kaybı ile DP izlemektedir.

7 siyasi parti il genel meclisi üye sayılarını arttırmıştır.
-En fazla artışı sağlayan parti MHP’dir. MHP, üye sayısını 178’den 414’e çıkarmıştır.
-236 üye artışı sağlayan MHP’yi, 220 üye artışıyla CHP ve 106 üye artışıyla DTP izlemektedir.

Siyasi partilerin İllerdeki Oy Kazanç Oranları

Siyasi partilerin belirli oy aralıklarına göre illerdeki oy kazançlarını gözden geçirdiğimizde,


Siyasi Partilerin İllerdeki Oy Kazanç Oranları



1 – Oy oranı arttırdığı il sayısı açısından MHP ilk sırada gelmektedir. Parti 70 ilde oy oranlarını arttırmıştır. MHP’yi, SP izlemektedir. SP, 65 ilde oy oranlarını arttırmıştır.

2 – CHP 51, AKP 28, DTP ise 28 ilde oy oranlarını arttırmıştır.

3 – Oy oranlarındaki en yüksek artışı DTP sağlamıştır. (Hakkari: 26,23)
    
Partilerin oy oranlarındaki en yüksek artışlar: AKP’de %17,65 (Batman), CHP’de %16,25 (Kırklareli), MHP’de %17,23 (Düzce), SP’de ise %11,32 (Şanlıurfa)’dır.

*Kaynak: Seçim 2009 TESAN yayınları No:33 (Erol TUNCER – Temmuz )

 

SARIGÜL ALTERNATİF Mİ ?  YENİ CHP CİDDİ BİR AÇILIM MI ?
Cumhuriyet Halk Partisi Yeni Cumhuriyet Halk Partisi sloganı ile ortaya çıktı. Aldığı sonuçta ortada. Önümüzdeki seçimde mahalli seçimlerde alınacak sonuçlar önem kazanacaktır. Özellikle Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük illerin göz kamaştıran potansiyelleri iktidar ve muhalefet partilerinin ilgi odağı haline gelmesini ortaya koymaktadır. Sarıgül uzun bir süredir Şişli de Belediye Reisi olarak etkin bir konuma gelmiştir. Halka CHP den çok farklı bir şekilde yönelmektedir. Hizmet götürüşü açısından da bir çok kente ve bölgeye örnek teşkil etmektedir. Siyasette CHP ile bugüne kadar ciddi problemler yaşamıştır. Kendiside bir türlü yeni bir parti kurarak lider konumunda yarışa iştirak edememiştir. Ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesine aday olduğu zaman CHP'nin oylarını artıracağı medya tarafından ileri sürülmektedir. Halen bir siyasi parti ile ilintisi devam etmektedir. Yeni CHP sloganı altında İstanbul Büyükşehir Belediyesine aday olmayı düşünenler Sarıgül'ü kendilerine rakip görmektedirler. Bu bakış açısı CHP'ye yeniden kaydını zorlaştırmaktadır. Ancak Sarıgül Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı müracaat ile Şişli Belediye Başkanlığını da gönlünden silip atmadığını da ortaya koymuştur.
 
SON DURUM

CHP siyasi partiler yasası ve seçim yasasını çağdaş bir düzeye getirme gayretinde olmadıkça iktidar olma ihtimali azalmaktadır. AKP'nin yapısal başarısının yanında liderinin kamuoyundaki geçerliliği partisinin oy oranını yükseltmektedir. AKP ye oy verenlerin ciddi bir bölümü Recep Tayyip tercihi ile oy vermektedirler. CHP'nin halen böyle bir önderi yoktur. Parlamento çalışmalarında halkın beklentilerini savunmak yerine iktidar partisinin tezlerini çürütmeye çalışması yeterli olmamaktadır. Politika netice almak sanatıdır. CHP halkın beklentileri yönünde ve önem verdiği değerlere göre dizayn edilmelidir. Atatürk bütün köklü inkılâplarını beş yılda tamamlamıştır.
Bu inkılâplara sahip çıkıldığını beyan etmek ve zaman zaman CHP'nin Atatürk'ün partisi olduğunu ileri sürmek oy kazanımı yönünden yeterli değildir. Merkez sağ partilerin mensuplarına sahip çıktığı oranda CHP çevresine sahip çıkmalıdır. Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimindeki adayını öncelikle kamuoyuna takdim etmelidir. Üzerindeki hantallığı atmalıdır. Rakip partilerin projelerini tenkit etmek yerine, kendi projelerini halka sunmalıdır. CHP halka kendisini anlatabilmelidir. Örgütü dinamik olmak zorundadır. Merkez sağ partiler 1950'den bu yana iktidarları yönlendirmekte Türkiye'yi yönetmektedirler. Ulusal Birliğin önem kazandığı bu dönemde halkın ortak değerlerini sorgulamaktan uzak bir politika izlenmektedir. Ülke yönetiminde dış etkenlerin azaltılması için görüş ve tedbirlerini ortaya koymalıdır. Söylemler netleştirilmelidir. Bir partinin yeni mensupları yanında eski mensupları da olduğu unutulmamalıdır. CHP'li kadro birbirlerine sevgi ve saygı göstermek mecburiyetindedir. Bugüne kadar 68 parti seçimlere iştirak etmiş 17 parti TBMM' temsil edilmiştir. Bunların içinde en köklü maziye sahip olan CHP'nin başarıya koşması için sevgi ve saygı esas alınmalıdır.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın