Bir ön baskı olarak yayımlanan araştırma, dünya nüfusunun 2200 yılına kadar yaklaşık 4 milyara gerilemesinin insanlar ve doğa için fayda sağlayabileceğini öne sürdü. Çalışma, bunun gönüllü ve zorlayıcı olmayan yöntemlerle mümkün olabileceğini savunuyor.
Mark Keegan tarafından hazırlanan araştırma, küresel doğurganlık oranının gönüllü olarak düşmesi halinde dünya nüfusunun 2200 yılına kadar yaklaşık 4 milyara gerileyebileceğini öne sürüyor. Yazara göre bu senaryo, karbon emisyonlarının azalması, biyolojik çeşitliliğin korunması ve doğal kaynaklar üzerindeki baskının hafiflemesine katkı sağlayabilir. Ancak çalışma hakem değerlendirmesinden geçmemiş bir ön baskı niteliği taşıyor.
Dünya nüfusunun geleceğine ilişkin dikkat çeken bir araştırma, 2200 yılına kadar küresel nüfusun yaklaşık 4 milyara gerilemesinin hem insanlar hem de doğa açısından önemli faydalar sağlayabileceğini öne sürdü. Çalışmanın yazarı Mark Keegan, bu hedefe zorlayıcı nüfus politikalarıyla değil, eğitim, sağlık hizmetleri ve aile planlamasına erişimin artması sonucu doğurganlık oranlarının gönüllü olarak düşmesiyle ulaşılabileceğini savunuyor.
Araştırmaya göre, küresel toplam doğurganlık hızının 2050 yılına kadar kadın başına yaklaşık 1,75 çocuğa inmesi ve bu seviyede devam etmesi durumunda nüfus zamanla azalarak 2200 yılında yaklaşık 4 milyar seviyesine gerileyebilir. Çalışmada bu yaklaşım, "doğa dostu ve insan dostu" bir strateji olarak tanımlanıyor. Araştırmacıya göre böyle bir senaryo; karbon emisyonlarının, doğal kaynak tüketiminin ve habitat kaybının azalmasına katkı sağlayabilir.
Araştırmada, doğurganlık oranlarının düşürülmesi için herhangi bir zorlayıcı uygulama önerilmiyor. Bunun yerine kadınların eğitime erişiminin artırılması, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve aile planlaması imkânlarının yaygınlaştırılması gibi gönüllülük esasına dayalı politikaların etkili olabileceği belirtiliyor.
Bununla birlikte çalışma, bilimsel hakem değerlendirmesinden henüz geçmemiş bir ön baskı (preprint) niteliğinde bulunuyor. Araştırma ilk olarak Aralık 2024'te EarthArXiv'de yayımlandı ve daha sonra 2026 Avrupa Jeoloji Bilimleri Birliği (EGU) Genel Kurulu'nda sunuldu. Bu nedenle araştırmadaki sonuçlar bilimsel tartışmaya açık olup, dünya genelinde kabul edilmiş kesin bir öngörü olarak değerlendirilmiyor.
Kaynak: EarthArXiv, EGU General Assembly
Derleme: OGÜNhaber GPT