Doha’da yapılan “CNN Global Perspectives” etkinliğinde Tom Barrack, CNN’den Becky Anderson’a sanal röportaj verdi. Barrack, bölgede bir dönemler hakim olan Osmanlının ardından İngilizlerin gittiğini belirterek, “şimdi biz buradayız ve ayrılmıyoruz” dedi. Barrack ayrıca Büyük İsrail anlatısının yalan olduğunu, Mısır’ın Mekke Anlaşmasının dışında kaldığını, Suriye’nin İsrail’le normalleşmek istediğini söyledi.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen Küresel Bakış Açıları etkinliğinde CNN sunucusu Becky Anderson’ın sorularını sanal olarak cevapladı.
‘Savaşa 7 günlük bir ara verilebilir’
ABD-İran savaşına ilişkin konuşan Barrack, “Bence önümüzdeki iki hafta içinde herkes ‘Haydi gerginliği azaltalım’ diyerek önemli adımlar atabilir.” dedi.
“Yaklaştık. Sanırım sonunda ‘Hadi biraz ara verelim’ diyebileceğimiz bir noktaya çok yaklaştık,” dedi ve bunun “güven meselesi ve kimin önce gideceği meselesi” olduğunu da ekledi.
CNN’in haberine göre, iki ABD’li yetkilinin açıklamasına göre, ABD’nin Orta Doğu’daki güçleri, Başkan Donald Trump’tan bir emir aldıktan “96 saat içinde” İran’a karşı yeni ve potansiyel olarak büyük askeri operasyonlar başlatmaya hazır durumda.
Barrack, savaşta arabuluculuk yapan Katar’ın İran’a “yedi günlük bir seçenek” sunduğunu ve Tahran’ın şu anda bunu “değerlendirdiğini” söyledi.
Reuters’ın haberine göre, Katar tarafından sunulan teklif, hem Tahran’ın hem de Washington’ın endişelerini gidermeyi amaçlayan yedi günlük bir zaman çizelgesi öngörüyor. Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir yetkiliye atıfta bulunan Reuters, bu zaman çizelgesinin önümüzdeki haftanın başlarında başlayabileceğini ve birkaç ülkenin anlaşmanın garantörü olarak hareket edeceğini bildirdi.
Barrack, ABD’nin Orta Doğu’yu terk etmeyeceğini veya bir güvenlik boşluğu bırakmayacağını vurguladı. “Buradayız. Gitmiyoruz. Sadece artık buraya sahip olmayacağımızı söylüyoruz.” dedi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Bölgesel Çabalara Öncülük Ediyor
Clashreports’un aktardığına göre, Barrack, İranlı karar vericilerle güvenilir iletişim kurmanın giderek zorlaştığını kabul etti. Sorunu, çatışma sırasında Washington’ın muhatapları olarak görev yapan İranlı yetkililerin öldürülmesine bağladı, “İran içindeki muhataplarımızı ortadan kaldırdıkça, iletişim çok daha zorlaşıyor.” dedi. Barrack, Başkan Donald Trump’ın İslam Devrim Muhafızları Ordusu içindeki kararların nasıl alındığını anlamakta zorlandığını, örgütün iç karar alma sürecini ve eylemlerini şekillendiren teşvikleri sorguladığını sözlerine ekledi.
Barrack, bölgesel güçlerin çatışmayı yönetmede daha aktif bir rol üstlendiği değişen diplomatik ortamı tanımladı ve özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’yi İran’la gerilimi azaltmak için temas kuran ülkeler olarak belirledi. “İnanılmaz: Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye, aynı zamanda biz de onlarla aynı safta yer alırken, gerilimi düşürmeye çalışmak için İran’a gidiyorlar,” dedi. “Hepimiz farklı bir dış politikaya alışıyoruz.”
Elçi, Orta Doğu’daki hükümetlerin, İran’la ilişkilerini Amerikan askeri varlığının ötesinde yönetmek zorunda kalacaklarının giderek daha fazla farkında olduklarını söyledi. Zayıflamış ancak potansiyel olarak tehlikeli bir İran’la baş başa kalma endişesini dile getirdi. Barrack, bölgesel bakış açısını şöyle açıkladı: “Amerika, sonunda eve döneceksin. Biz bu yaralı aslanla baş başa kalacağız.”
Barrack, Washington’ın Orta Doğu anlaşmazlıklarını çözmekten sorumlu tek yetkili merci olarak kalamayacağını savundu. “ABD her şeyi çözemez,” dedi. “Bölgenin yeni ittifaklarla kendi sorumluluğunu üstlenmesi kesinlikle çözümdür.” diye ekledi ve sürecin sabır ve hesap verebilirlik gerektireceğini belirtti.
Elçi ayrıca Körfez ülkelerinin İran ile ilişkilerini bölgesel düzenlemeler yoluyla yönetebileceklerine olan güvenini dile getirdi. “İran’ın Körfez’deki ilişkisi birçok aşamadan geçti,” dedi. “Bunu halledebilirler. Bölgesel ittifaklarının ne olduğunu anlayabilirler.” Barrack bu argümanı deniz güvenliğine de genişleterek, bölgesel hükümetlerin boğazların nasıl yönetileceğine karar vereceğini söyledi.
‘Osmanlı ve İngilizler ayrıldı, şimdi biz buradayız’
Orta Doğu’daki çatışma ortamı, ABD’nin bölgedeki rolü ve işgalci İsrail ekseninde yaşanan krizlere dair çarpıcı açıklamalarda bulunan Barrack, sürece dair önemli iddialar ortaya attı.
Haber7’nin aktardığına göre, bölgedeki vekil güçlerin geniş bir alana yayılmasının ve Husiler ile Somalili korsanların eylemlerinin süreci çok hızlı bir şekilde kontrolden çıkarabileceği uyarısında bulunan Barrack, diplomatik girişimler sürerken gerilimin düşük tutulması gerektiğini vurguladı.
ABD’nin Orta Doğu’daki varlığını geçmişteki güçlerle kıyaslayan Barrack’ın, “Bu daha önce de yaşandı. Osmanlı İmparatorluğu bir güvenlik garantörüydü, ardından bölgeden ayrıldı. İngilizler geldi, güvenlik garantörü oldular ve onlar da ayrıldı. Şimdi biz buradayız ve ayrılmıyoruz. Yalnızca artık bütün sorumluluğu tek başımıza üstlenmeyeceğimizi söylüyoruz. Bölge ülkelerinin de sürece katılması gerekiyor.” şeklindeki sözleri dikkat çekti.
Mevcut kriz ortamından bir netlik doğabileceğini savunan Barrack, günün sonunda İsrail’in jeopolitik komşularıyla yaşayabileceği diplomatik bir çözümün geriye kalan tek seçenek olduğunu dile getirdi.
‘Mesele Netanyahu’nun ötesinde’
CNN sunucusu Becky Anderson’ın, sürecin artık İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan bağımsız bir noktaya gelip gelmediği yönündeki sorusunu cevaplandıran Barrack, meselenin Netanyahu’nun ötesinde olduğunu belirtti.
Büyük İsrail iddialarını siyasi bir retorik olarak nitelendiren Barrack, “Önümüzdeki altı ay boyunca başbakanın kim olacağına veya sürecin nasıl ilerleyeceğine bakılmaksızın bu durum geçerliliğini koruyor. İzlenmesi gereken yol Büyük İsrail projesi değil. Bence bu bir yanılsama. Bu fikri ortaya atanlar, İsrail’in siyasi düşmanlarıdır.” ifadelerini kullandı.
2023’ten bu yana 75 binden fazla Müslümanı katleden İsrail’in 7 Ekim sonrasında sınırlarında yaşananları yeniden düzenleme hakkı olduğunu savunan Barrack, herkesin meselenin çözümünün savaş değil diplomasi olduğunu anlamaya başladığını ancak bu noktaya ulaşmanın zaman aldığını sözlerine ekledi.
İsrail ve bölgesel toprak sorunlarına değinen Barrack, İsrail politikasının Büyük İsrail’e doğru ilerlediği fikrini reddetti. “Yol Büyük İsrail değil ve bence bu bir yanılsama,” diyen Barrack, bu anlatının İsrail’in siyasi rakipleri tarafından ortaya atıldığını savundu.
Barrack ayrıca, 7 Ekim saldırılarının ardından İsrail’in sınırlarında güvenlik düzenlemelerini yeniden değerlendirme çabalarını savundu. İsrail ve Türkiye’nin emelleri hakkındaki rekabet eden anlatıların somut politikalardan ziyade siyasi algılar tarafından şekillendirildiğini öne sürdü.
Barrack’a göre, İstanbul’daki izleyiciler Büyük İsrail hakkında geniş kapsamlı iddialarla karşılaşırken, Tel Aviv’deki izleyiciler de ortaya çıkan “Osmanlı İmparatorluğu 2.0” hakkında benzer iddialarla karşılaşıyor. “Bunun büyük bir kısmı özden ziyade siyasettir,” dedi.
‘İsrail medyasında Osmanlı korkusu’
Becky Anderson’ın, bizzat Netanyahu ve İsrailli yetkililerin Büyük İsrail fikrini gündemde tutarak bu algıya katkıda bulunduğunu hatırlatması üzerine Barrack, Türkiye’yi de ilgilendiren oldukça çarpıcı bir örnek verdi.
Bölgedeki karşılıklı algılara değinen Barrack, “Evet, kabul ediyorum. Bakın, İstanbul’da uyandığınızı, sabah gazetesini elinize alıp okuduğunuzu düşünün. Her sabah Büyük İsrail’in sınırlarının Viyana’dan Maldivler’e kadar uzandığını görürsünüz. Tel Aviv’de uyandığınızda ise her sabah karşınıza Osmanlı İmparatorluğu 2.0 fikri çıkar. Dolayısıyla bunların önemli bir bölümü somut gerçeklerden ziyade siyasi söylemlerle ilgili.” dedi.
‘Suriye, İsrail ile normalleşme istiyor’
Barrack, Suriye’yi potansiyel diplomatik uzlaşma örneği olarak göstererek, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’nın Şam’ın İsrail ile çatışma arayışında olmadığını açıkça belirttiğini söyledi. Barrack, “El-Şara, İsrail’e karşı saldırgan olmadığını ve barış ve normalleşme anlaşması istediğini açıkça belirtti” dedi. Ayrıca İsrail’in devam eden çatışmanın sonuçlarından giderek daha fazla endişe duyduğunu da ima etti.
Elçi, İsrail ve Suriye arasında herhangi bir anlaşma duyurmadı veya normalleşme için bir zaman çizelgesi vermedi. Açıklamaları, Suriye’nin diplomatik düzenlemelere doğru daha geniş bir bölgesel kaymanın parçası olarak müzakereye yönelik beyan ettiği istekliliği ortaya koydu.
‘Mısır Mekke Anlaşması’nın dışında’
Barrack ayrıca Mısır’ın Mekke Anlaşması’ndaki konumuna da değindi. Kahire’nin İsrail ile mevcut anlaşması ve Yunanistan ile olan güvenlik anlaşmasına atıfta bulunarak, “Mısır Mekke Anlaşması’nın dışında kaldı” dedi. Barrack, anlaşmanın diğer katılımcıları hakkında ayrıntılı bilgi vermedi veya Mısır’ın katılımıyla ilgili daha fazla detay paylaşmadı.