Marco Rubio’nun Venezuela politikası, önemli bağışçılar ve Citgo’nun satışı üzerinden ekonomik çıkar bağlantılarıyla tartışma konusu oldu; resmî açıklamalar politikaların ulusal çıkarlara dayandığını belirtiyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Venezuela politikasındaki etkisiyle uluslararası kamuoyunda dikkat çekerken, arkadaşı olduğu belirtilen bağışçı ağları ve ekonomik çıkar ilişkileri de tartışma konusu oldu.
Rubio, Suudi Arabistan ve İran gibi dış politik gündemlerin yanı sıra, özellikle Venezuela’daki durumu değiştirmek ve mevcut statükoyu “ABD için kabul edilemez” olarak değerlendirmek yönündeki açıklamalarıyla biliniyor. Rubio, Washington’un Venezuela’daki petrol kaynaklarını ulusal çıkarlara uygun şekilde kullanmanın önemini vurguladı ve Nicolas Maduro yönetiminin değiştirilmesine destek verdiğini belirtti.
Bu süreçte, Rubio’nun uzun yıllardır siyasî kampanyalarına bağış sağlayan bazı büyük finansörlerin adları öne çıkıyor. Örneğin, milyarder yatırımcı Paul Singer’ın hedge fonu Elliott Investment Management, Kasım 2025’te Citgo adlı ABD merkezli petrol şirketini yaklaşık 5,9 milyar dolara satın aldı. Bu şirket, Venezuela devletine ait petrol altyapısının önemli bir parçası olarak görülüyor ve satışı, yaptırımların ve ekonomik baskıların etkisiyle fiyatının oldukça altında gerçekleştiği değerlendirilmiş durumda.
Eleştiriler, bu tür bağlantıların Rubio’nun dış politika tercihlerinde rol oynayıp oynamadığı üzerine odaklanıyor. Bazı gözlemciler, Citgo’nun eski değerinin çok altında alınmasının ve sonrasında petrol politikalarının agresifleşmesinin, ekonomik çıkar ilişkileriyle bağlantılı olabileceğini dile getiriyor. Rubio’nun Venezuela politikasının, bu tür ticari ilişkilerle nasıl örtüştüğü konusunda ise hâlâ farklı görüşler bulunuyor.
Resmî kaynaklar Rubio’nun politika kararlarının arkasında herhangi bir gizli ekonomik niyet olduğunu doğrulamıyor; yetkililer politikaların ulusal çıkar ve güvenlik gerekçeleriyle oluşturulduğunu ifade ediyor. Ancak bu tartışmalar, ABD’nin Venezuela stratejisinin hem jeopolitik hem de ekonomik boyutlarının uluslararası kamuoyunda ne kadar yakından izlendiğini gösteriyor.