'Aciz; kalbini, nefsin hevasına tâbî kılıp, Allah'a güvenen kişidir.'

Hadis-i Şeriflerin ışığında (1. Bölüm)

Peygamber Efendimiz (S.A.V), bir hadîs-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Aciz; gönlünü, kalbini nefsin kötü arzularına, hevasına tâbî kılıp Allah’a güvenen kişidir.” Kısacası aciz; hevasına tâbî olan, Allah’a güvenen insandır.”

Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’in bu hadîsini âyetler ışığında inşaallah beraberce inceleyeceğiz.

14 asır evvel tek Allah’a inandığını söyleyen yahudiler ve hristiyanlar, Allah’ın farz emirlerinin hiçbirisini yerine getirmeyip, kalplerini nefsin kötü arzularına tâbî kılıp, Allah’a güvenmektedirler. Bakara Suresinin 120. âyet-i kerimesine göre “Sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden (asla) razı olmazlar.” Biz Allah’a inanıyoruz, o halde mü’miniz. Allah’a ulaşmayı dilemesek ve emirlerini yerine getiremesek dahi, Allah mü’minleri mutlaka cennetine alır.” görüşündeler.

2/BAKARA-111: Ve kâlû len yedhulel cennete illâ men kâne hûden ev nasâr(nasârâ), tilke emâniyyuhum kul hâtû burhânekum in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
Dediler ki: “Cennete yahudi veya hristiyan olan kişinin dışında kimse girmeyecektir.” Bu, onların emaniyye (zan ve kuruntularına ait bilgi)leridir. De ki: “Eğer siz (iddianızda) sadıklar iseniz delilinizi getirin.”

2/BAKARA-120: Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden (asla) razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (var ya) işte o, hidayettir.” Sana gelen bunca ilimden sonra eğer onların hevalarına uyarsan andolsun ki; Allah’tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olur.

1- Allah’a inanmakla mü’min olunur mu?
Kur’ân-ı Kerim’e göre bir tek inanç şartıyla; sadece Allah’a inanmakla, mü’min olmak mümkün müdür? Hayır! Ancak dünya hayatında Allah’a ulaşmayı dileyenlerden Allah’ın kalplerine ihbat koyduğu kişiler mü’mindir. Ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması inanç şartlarının içerisinde yer almasına rağmen, 14 asır evvel insanlar bunu tatbikattan çıkartmışlardır. Tevrat’tan ve İncil’den saparak yerine insanlar zanlara, emaniyye bilgilere, hevaya tâbî olmuşlar.

5/MAİDE-48: Ve enzelnâ ileykel kitâbe bil hakkı musaddıkan limâ beyne yedeyhi minel kitâbi ve muheyminen aleyhi fahkum beynehum bimâ enzelallâhu ve lâ tettebi’ ehvâehum ammâ câeke minel hakk(hakkı) li kullin cealnâ minkum şir’aten ve minhâcâ(minhâcen) ve lev şâallâhu le cealekum ummeten vâhıdeten ve lâkin li yebluvekum fî mâ âtâkum festebikûl hayrât(hayrâti) ilâllâhi merciukum cemîan fe yunebbiukum bimâ kuntum fîhi tahtelifûn(tahtelifûne).
Sana (Ey Muhammed)! Ellerindeki kitapları tasdik edici (doğrulayıcı) ve onu koruyucu olarak bu Kitab’ı hak ile indirdik. Artık onların aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet ve sana Hakk’tan gelenden ayrılıp da, onların hevalarına uyma. Sizden hepiniz için bir şeriat ve açık bir yol belirlemiştik. Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Ancak bu sizi, verdikleri ile denemek içindir. O halde hayırlarda yarışın. Sizin hepinizin dönüşü Allah’adır. Artık hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri, size haber verecek.

6/EN'AM-56: Kul innî nuhîtu en a’budellezîne ted’ûne min dûnillâh(dûnillâhi), kul lâ ettebiu ehvâekum kad dalaltu izen ve mâ ene minel muhtedîn(muhtedîne).
De ki: “Muhakkak ki ben, dua ettiğiniz Allah’tan başka şeylere kul olmaktan men edildim.” De ki: “Sizin heveslerinize (nefsinizin afetlerinin dileklerine) uymam, eğer uyarsam (öyle olursa), dalâlette olmuş olurum ve hidayete erenlerden olmam.”

“Ahirete inanmayan ve âyetlerimizi yalanlayan kimselerin heveslerine tâbî olma.”


Devam edecek..

OGÜNhaber