Columbia Üniversitesi araştırmacıları, majör depresyonu olan yetişkinlerin beyninde yeni nöron oluşumunun sekteye uğradığına ilişkin ilk kanıtları elde etti. Bulgular, depresyonun beyinde hafıza ve duygularla bağlantılı sistemleri nasıl etkilediğine dair yeni ipuçları sundu.
Columbia Üniversitesi araştırmacıları, depresyonun beyindeki etkilerini hücresel düzeyde inceledi. Çalışmada, yetişkinlik döneminde yeni nöron üretiminin devam ettiği az sayıdaki beyin bölgesinden biri olan hipokampusa odaklanıldı.
Araştırmacılar, majör depresyonu olan yetişkinlerde yeni nöron üretimi olarak bilinen 'nörogenez' sürecinin duraksadığını belirledi. Çalışmada bu süreci kontrol eden moleküler mekanizmalarda da değişiklikler tespit edildi.
Araştırmayı yöneten Columbia Üniversitesi Psikiyatri Profesörü Maura Dupont, depresyonun geçmişte özellikle serotonin gibi sinir hücreleri arasındaki iletişimi sağlayan maddelerin eksikliğiyle açıklanmaya çalışıldığını ancak günümüzde hastalığın çok daha karmaşık olduğunun düşünüldüğünü belirtti.
Dupont, "Yeni nöron oluşturma yeteneği olmadan, depresyonu olan kişiler çevreye etkili biçimde uyum sağlayacak dayanıklılığa sahip olmayabilir." dedi.
Yeni nöronlar hafıza ve duyguları nasıl etkiliyor?
Araştırmanın merkezindeki hipokampus, hafızanın yanı sıra çevrede yaşanan olaylara verilen duygusal tepkiler açısından önemli bir beyin bölgesi.
Araştırmacılara göre hipokampus, birbirine benzeyen ancak farklı olan anıları birbirinden ayırmaya yardımcı oluyor. Bu yetenek bozulduğunda geçmişte yaşanan olumsuz deneyimlerle yeni olayların birbirine karışması mümkün olabiliyor.
Dupont, yeni nöronların yeni deneyimlere karşı özellikle duyarlı olabileceğini ve yeni hafıza ağlarına daha kolay katılabileceğini belirterek, nörogenezin yeniden etkinleştirilmesinin gelecekte bazı depresyon hastaları için potansiyel bir tedavi yaklaşımı olabileceğini ifade etti.
Depresyonun etkisi yeni nöronlarla sınırlı değil
Araştırmada depresyonla bağlantılı değişikliklerin yalnızca yeni nöron oluşumunda görülmediği belirlendi.
Bilim insanları, sinir hücreleri arasında yeni bağlantılar kurulması, hücreler arası iletişim, hücrelerin enerji ihtiyacının karşılanması ve hücre içindeki maddelerin taşınmasıyla ilgili genlerde de değişiklikler tespit etti.
Hipokampusun yeni duygusal anılar oluşturmasında görev alan temel sinir ağında da iltihaplanma ve hücresel stres belirtileri görüldü.
Araştırmacılar bu sonuçlara ulaşmak için depresyonu olan ve olmayan kişilerin ölümünden kısa süre sonra alınan yaklaşık yarım milyon beyin hücresini inceledi.
Gelişmiş analiz yöntemleriyle tek tek hücrelerdeki gen faaliyetleri incelendi ve hücresel proteinlerde meydana gelen değişiklikler araştırıldı. Böylece depresyonla bağlantılı değişikliklerin hipokampusun hangi bölümlerinde ortaya çıktığı belirlendi.
Depresyon tek bir hastalık olmayabilir
Çalışmada, daha önce majör depresyonla bağlantılı genetik farklılıkların görüldüğü bazı genlerde değişmiş faaliyetler tespit edildi.
Prof. Maura Dupont, depresyonda çok çeşitli moleküler değişiklikler görülmesinin önemli olduğuna dikkat çekerek, "Genel olarak bulduğumuz geniş etki yelpazesi farklı hastalık mekanizmalarını yansıtıyor olabilir; bu da depresyonun yalnızca tek bir hastalık olmadığını gösterebilir." dedi.
Araştırmacılar gelecekte depresyonu, kanserde olduğu gibi hücresel ve moleküler özelliklerine göre farklı alt türlere ayırmayı hedefliyor. Bu yaklaşımın hastalara yönelik yeni ve daha hedefli tedavilerin geliştirilmesine yardımcı olabileceği düşünülüyor.